Gündelik hayatın akışı içinde çoğunlukla sadece açıp kapattığımız, ardında ne bıraktığımızı veya neye adım attığımızı çok az düşündüğümüz kapılar, aslında bir coğrafyanın en dürüst tarih anlatıcılarıdır. Üzerindeki her çizik, tokmağındaki her aşınma ve rengindeki her solgunluk, o eşikten geçen nesillerin izini taşır.
Uzun yıllarını iletişim dünyasında geçiren Binnur Akay, kelimelerle kurduğu bağı bu kez deklanşör aracılığıyla görsel bir sosyolojiye dönüştürüyor. Akay'ın Ayvalık Çamlık Tenis Kulübü’nde izleyiciyle buluşan “Geçmişe Açılan Kapılar” adlı sergisi, kapıları basit birer mimari bariyer olmaktan çıkarıp, Akdeniz havzasının ortak belleğine açılan pencereler olarak ele alıyor.
SINIRLARI AŞAN BİR GÖRSEL ARŞİV
Serginin en dikkat çekici yönü, çizdiği coğrafi rota. Ege'nin iki yakası arasındaki tarihsel ve duygusal bağı; Midilli, Girit, Sakız Adası, Atina, Selanik ve Ayvalık sokaklarındaki kapılar üzerinden anlatan seçki, izleyiciyi daha sonra çok daha geniş bir Akdeniz turuna çıkarıyor.
İtalya’nın Toskana ve Roma'sından, İspanya’nın Endülüs ve Katalonya'sına, oradan Fransa’nın Provence bölgesine kadar uzanan fotoğraflar, farklı dillerin konuşulduğu bu topraklarda "kapı" kültürünün nasıl ortak bir estetik ve yaşanmışlık dili kurduğunu gözler önüne seriyor. Özellikle mübadele ve göç yollarının kesişim noktası olan Ayvalık'ın, bu sergiye ev sahipliği yapması, "kökler ve aidiyet" temasını daha da derinleştiriyor.

"HER KAPININ ARDINDA BİR VEDA YA DA BAŞLANGIÇ VAR"
Modernleşme ve hızlı kentleşme ile birlikte tek tipleşen çelik kapıların aksine, sergideki her bir kapı kendi sokağının, kendi ikliminin karakterini yansıtıyor. Binnur Akay, yıllar süren bu belgeleme çalışmasının arkasındaki felsefeyi şu sözlerle özetliyor:
"Her kapının ardında bir yaşam, bir sır, bir başlangıç ya da bir veda olduğuna inanıyorum. Açılan ve kapanan kapılar; geçmiş ile gelecek arasında görünmez bir bağ kuruyor. Ben de bu sessiz tanıkları fotoğraflarım aracılığıyla zamana karşı korumak ve hikâyelerini görünür kılmak istedim."
NOSTALJİDEN ÖTE BİR DÖNÜŞÜM YÜZLEŞMESİ
"Geçmişe Açılan Kapılar", izleyiciye sadece nostaljik bir seyir zevki sunmuyor. Yıllara meydan okuyan tokmaklar ve boyası dökülmüş pervazlar, izleyiciyi zamanın yıkıcılığı ve kültürel mirasın korunması üzerine düşünmeye itiyor.
Küreselleşen dünyada giderek birbirine benzeyen modern şehirlere inat; Ege'nin tuzlu rüzgarını, Endülüs'ün sıcak güneşini ve Provence'ın lavanta kokularını ahşabın dokusunda saklayan bu eserler, bizi eşiğinde durduğumuz kendi hayat hikayelerimizle de yüzleştiriyor.
