Eski TBMM Başkanı ve AK Parti kurucularından Bülent Arınç, Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) resepsiyonunda gazetecilerin kamuoyunu meşgul eden "fon krizi" ve ekonomik tablolara ilişkin sorularını cevapladı. Yaşanan gelişmeler karşısında duyduğu rahatsızlığı açık bir dille ifade eden Arınç, hem geçmişe dönük özeleştiride bulundu hem de toplumsal yapıya dair dikkat çeken uyarılarda bulundu.
"YAŞARKEN UTANIYORUM, ÜZÜLÜYORUM, SIKILIYORUM"
Son dönemde yargıya ve kamuoyuna yansıyan fon krizleri ve usulsüzlük iddialarına işaret eden Arınç, durumun vahametine dikkat çekerek şunları söyledi:
"Ülkenin tek meselesi fon krizi değil. Yani bu olayları anlatırken, yaşarken aslında utanıyorum, üzülüyorum, sıkılıyorum. Türkiye bunları hak etmiyor; Türk halkı da bunları hak etmiyor. Biz böyle bir hikâye yazmamıştık. Böyle günleri yaşayacağımızı hiç düşünmemiştik."
2001 KRİZİNE VE AK PARTİ'NİN KURULUŞ YILLARINA VURGU
Açıklamasında AK Parti'nin iktidara geliş sürecini ve 2001 krizini hatırlatan Arınç, o dönemki enkazın ardından ekonominin nasıl toparlandığına değindi:
"Hatırlarsanız AK Parti kurulduğunda DSP, ANAP ve MHP koalisyon hükümeti vardı. O dönemde 2000 ve 2001 ekonomik krizleri yaşandı. Bunun üzerine rahmetli Kemal Derviş geldi, bakan oldu. Biz AK Parti olarak o yıkıntı ve enkaz üzerine tek başımıza iktidara geldik. Ve öyle bir krizin bir daha yaşanmaması için değerli bakanlarımızla beraber çalıştık. Başımızda da başbakanımız vardı. Hamdolsun, Türkiye'de işler çok iyi düzelmişti."
"SORUN SADECE EKONOMİ DEĞİL, TOPLUMSAL ÇÜRÜME YAŞIYORUZ"
Gelinen noktada sadece ekonomik sorunların değil, ahlaki ve kurumsal bir erozyonun da söz konusu olduğunu savunan Arınç, sözlerini şu çarpıcı ifadelerle tamamladı:
"Ama son yıllarda fon krizi veya buna benzer birtakım yanlış işler bizleri gerçekten üzüyor. Fakat Türkiye'nin tek sorunu yalnızca bu ekonomik kaynaklı meseleler değil. Bir toplumsal çürüme yaşıyoruz. Halk bunun farkında veya en azından bizler farkındayız."
"İNSANLAR UTANMA HİSSİNİ KAYBETMİŞSE HER ŞEYİ YAPABİLİR"
İslam bir devlet modeli öngörmüyor. İslam önce istişareye değer verilmesini istiyor, ikincisi şeffaflık, üçüncüsü hesap verebilirlik istiyor. Seküler ahlaka sahip insanlar için de kanunlar, belli düzenler var. Kendini dindar bilen insanlar için de bir hesap günü var. Eğer insanlar bunu tamamen unutmuşsa bütün kötülükler gelebilir. İnsanlar utanma hissini kaybetmişse her şeyi yapabilir.
Bu işleri yapan insanların saçlı sakallı, başlarının örtülü olması, aynı zamanda İslami değerlere çok büyük zarar veriyor. Biz yeni yetişen gençlerimize örnek bir model takdim etmekten uzak kalıyoruz ve maalesef bu kötü örnekler insanları inançtan da soğutuyor.
"SEÇİMLER KAYBEDİLEBİLİR"
Cumhurbaşkanımız Erdoğan'a 78'den beri dava arkadaşlığı yapıyorum. Onun inandığı değerlere ben de inanıyorum ama geldiğimiz noktada, bugün Melisimiz’de yaptığı konuşmaya da baktığımız zaman, onun bu değerlere sahip çıktığı kadar sahada böyle olmadığını görüyorum. Bütün sahayı da bürokrasi alanını da siyaseti de bu yeni değerler üzerine inşa etmemiz lazım. Sonuna kadar gidilecektir, görelim. Ortaya ne çıkacak, bilelim. Bunlardan, hepsinden hesap soralım. 800 milyarlık bir kayıptan bahsediliyor. Sağdan soldan toplanacak paralar 8 milyar bile değil. Geri kalanını kim ödeyecek, kim bunun sorumlusu? Hepsinin teşhir edilmesi lazım. Ben Cumhurbaşkanımızın sözlerine güveniyorum, bunun gerçekleşmesini diliyorum. Eğer bunlar gerçekleşmese seçimler kaybedilir ama en kötüsü insanlar inanca, bize karşı duydukları tüm hisleri kaybederler. Böyle olsun istemiyorum."
