MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, TBMM’deki grup toplantısında Donald Trump’a tepki gösterdi. Trump'ın Venezuela ve İran adımları ile uluslararası hukuku hiçe saydığını söyleyen Bahçeli, ABD'nin içten çürüdüğünü ve parçalanma sürecine girdiğini belirterek, "ABD'nin 50 parçaya ayrılacağı günler uzak değil" dedi. Suriye ve Halep’teki saldırılarla ilgili ise SDG, DEM Parti ve Mazlum Abdi’yi eleştiren Bahçeli, "Bizim için yegane geçerli olan İmralı'nın 27 Şubat çağrısıdır. Mazlum Abdi isimli terörist siyonzmin yandaşıdır, PKK'nın kurucu önderliğine saygısız ve sadakatsizdir. DEM Parti Türkiye partisidir ve parmak sallaması makul görülemeyecektir. DEM Parti'nin eski hastalıkları nüksetmemeli. DEM Partinin dili üzücü ve sorunlu bir dildir. Halep gerekçesiyle sokaklara dökülmek, meseleyi istismar etmekten başka hiçbir şey kazandırmayacaktır." ifadelerini kullandı.
Bahçeli'nin açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:
"MHP'nin siyaseti doğrudur, mücadelesi doğrudur, ilkeleri doğrudur, ülküsü doğrudur. İçinde bulunduğumuz zaman tatbik ettiğimiz siyasetle uygundur. Türkiye'nin aleyhinde siyaset içinde olanlar, metruk tekne gibidir.
Basiret, siyaseti ve hayatı doğru okumaktır. Basiret yoksunu siyaset zihniyeti birçok badireye çanak tutacaktır. Dikkat edilmesi gereken önemli tehlike de budur. Hiçbir şey aşikar şekilde görüldüğü gibi değildir. Gösterime sokulan ne varsa, ardına saklanan gerçekleri görmek mümkündür. MHP ve Cumhur İttifakı'nın da yapacağı budur.
İnsan muhabbet üzere yaşamalıdır. Sevgi ve saygının şart olduğunu bilmelidir. MHP'nin gayesi "ben"lerden oluşan muazzam çokluğu "biz"de birleştirmek. Biz de şapkamızı önümüze koyup gelişmeleri doğru şekilde ele almak, fincancı katırlarını ürkütmek amacındayız. Eğmeden, bükmeden karşımızdaki meseleleri dürüstçe okumalıyız.
İnsanlık iki müessir sorunu çözememiştir; birincisi birlikte yaşama sorunu, diğeri de temel değer ve kurallara dayalı uluslararası düzen kurma sorunudur. Dünya genelinde çatışmaların sayısı 185'e tırmanmıştır. Yaklaşık 5 milyar insan huzursuzluk sarmalındadır.
ABD'YE TEPKİ
ABD Başkanı Trump'ın söylediği sözler, kaosa düşen dünyanın hali pürmealinden başka bir şey değildir. Devlet mi hukukun ürünü, hukuk mu devletin sonucudur. Hukuku yapanlarla siyaseti yapanlar, hukuku yapanlarla hayatın rotasını çizenler aynıdır. Hukuk devlet olma halinin mahsulü, devlet de adaletin mütemmim cüzüdür. Devlet hukuku çiğnerse çeteden hiçbir farkı kalmayacaktır.
Mevcut haliyle, uluslararası hukukun aldığı darbeler çeteleşmeyi yaygınlaştıracak, korkunç bir durumu yıkıcı bir normal olarak tescilleyecektir. ABD Başkanı'nın savunduğu vandallıktır, çeteleşmedir.
Bugünkü dünya tablosunda siyaset hepten kayıp, hepten yok hükmündedir. Özgürlükler, insan hakları emparyalizmin hücumuna uğramıştır. Dizginlenemeyen hızlar, freni tutmayan ihtiraslar insan aklının önüne geçmiştir.
İnsanlığın topyekun yeni bir savaşa girmesi, bunun nükleer silahlarla tahkiminin yapılması, mikrodalga ve lazerle hedeflerini etkisizleştiren silahların kullanılmasıyla olabilecekleri düşünmek bile korkunçtur. Venezuela komplosu bir testtir.
Şimdi sırayı Grönland almıştır. Bir NATO üyesi ülkenin hakimiyetindeki topraklara bir başka NATO üyesi ülkenin çökme planı nasıl tevil edilecektir. Tek taraflı ve bağnaz şekilde "İstedim, alacağım, vuracağım" demek "Gelin savaşalım" anlamına gelmeyecek midir? 1946 yılında ABD Başkanı Truman'ın Danimarka'ya yaptığı ahlaksız teklif işin özünde bir değişiklik olmadığını göstermektedir.
"ABD'NİN 50 PARÇAYA AYRILACAĞI GÜNLER UZAK DEĞİL"
Türkiye olarak her ihtimali sıfır hatayla ele almak, buna göre tahkimatı yapmak vatan, millet ve bekanın şerefidir. Osmanlı İmparatorluğu'na "hasta adam" damgası vurmuşlardır, bugünün dünyasında hasta adam ABD'dir. ABD'nin 50 parçaya ayrılacağı günler uzak değildir.
Dünya ABD ve İsrail'den müteşekkil değildir. 191 ülke meydanın boş olmadığını göstermelidir. Tek kutuplu dünya istisna bir dönemin ürünüdür. Başkalarının senaryolarında oyalanacak vaktimiz yoktur. İnsanlık umut aramaktadır. Devletimizin küresel güç olması yine hedefimizdir.
Selçuklu Devleti'nin bayrağında iki yöne bakan çift başlı kartal ve Osmanlı'dan kalan vizyon hepimize rehber olmalıdır. Dünyanın Türkçe okunacağı böylesi bir hakimiyet saldırgan, sömürücü olmayacaktır. Adil, hoşgörülü, paylaşımcı olacak; dostluğu da her zaman aranacaktır. Bu yüksek ülküler özel hasletler gerektirir.
İRAN OLAYLARI
İran'da Riyal'in değer kaybetmesinin ardından Tahran'daki kapalıçarşı esnafının başlattığı protestolar ülke geneline yayılmıştır. Bu madalyonun bir yüzüdür. Diğer yüzü ise İran'a yönelik emperyalist provokasyonlardır. İran'daki şiddet olaylarında çok sayıda kişi hayatını kaybetmiştir. İran'ın sancısı bölge ülkelerini tehdit etmektedir.
Hangi mihrakların devrede olduğunu, hangi planların uygulamaya geçtiğini çocuklar bile itiraf edecektir. İran'a neşter vuran, örtülü operasyon yapan mihrakların hüviyetleri bellidir. Tehdit son derece tanıdık ve yakındır. Gezi Parkı olayları ile İran'daki olayların benzerlikleri üzerine düşünmeye davet ediyorum. ABD ve İsrail'in İran'a karşı saldırı pozisyonuna geçmesi küresel konvansiyonel savaşa bir adım daha yaklaşmaktır.
İran'daki olaylara mutlaka karşı çıkılmalıdır. Gün bir ve beraber olma günüdür. İran halkı emperyalizmin köstebek lider projesine müsaade etmeyecektir.
"MAZLUM ABDİ İSİMLİ TERÖRİST SİYONİZMİN YANDAŞIDIR"
"Halep'in Eşrefiye ve Şeyh Maksud mahallelerini içine alan çatışmalar her açıdan düşündürücü. Halep oradaysa Şam burada. SDG-YPG yanlış üstüne yanlış yapmıştır. Trump ise bunları satmıştır. PKK'nın örgütsel varlığı feshedilmiştir, bu terör örgütünün uzantısı olan SDG ve YPG'nin akıbeti de aynı olmalıdır. Bizim için yegane geçerli olan İmralı'nın 27 Şubat çağrısıdır. Mazlum Abdi isimli terörist siyonzmin yandaşıdır, PKK'nın kurucu önderliğine saygısız ve sadakatsizdir. Hiç kimse bilhassa DEM Parti Kürt kardeşlerimizin kanlarının döküldüğünü söyleyemez. Kürt kardeşlerimizin kanı bizim kanımızdır, acısı bizim acımızdır. DEM Parti Türkiye partisidir ve parmak sallaması makul görülemeyecektir. DEM Parti'nin eski hastalıkları nüksetmemeli. DEM Partinin dili üzücü ve sorunlu bir dildir. Halep gerekçesiyle sokaklara dökülmek, meseleyi istismar etmekten başka hiçbir şey kazandırmayacaktır."
