İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, TUSAŞ tarafından üretilen Aksungur İHA, ATAK taarruz helikopteri, T-70 genel maksat helikopterinin Emniyet Genel Müdürlüğü envanterine katılma programında konuştu.
Milletin bağımsızlık yürüyüşüne ve gökyüzünde var olma iradesine şahitlik etmekten büyük mutluluk duyduğunu söyleyen Çiftçi, "TUSAŞ bir tesisin çok ötesinde, Türkiye’nin 'kendi gök kubbesinde bağımsız olma' iradesinin somutlaşmış halidir" dedi.
"TÜRKİYE ARTIK OYUN KURAN BİR AKTÖRDÜR"
"Yakın coğrafyamızda süregelen savaşlar, krizler, istikrarsızlıklar… Küresel ölçekte artan güç rekabeti hakimdir. Bu gelişmeler, açık bir hakikati haykırmaktadır: Güçlü değilseniz, söz hakkınız yoktur; başkalarının yazdığı senaryolarda figüran olursunuz. Muhterem Cumhurbaşkanımızın liderliğinde ortaya konan güçlü irade, kararlılık ve vizyon sayesinde Türkiye artık savunma sanayinde dışa bağımlı bir ülke olmaktan çıkmış, oyun kuran bir aktör haline gelmiştir. Bir zamanlar en temel ihtiyaçlar için dahi dışa bağımlı olan Türkiye kendi İHA’sını, SİHA’sını üreten, kendi helikopterini, uçağını geliştiren, milli muharip uçağıyla gökyüzünde söz sahibi olmaya hazırlanan bir ülke konumuna gelmiştir. Bu başarıda TUSAŞ’ın rolü büyüktür.
"TÜRKİYE, SAVUNMA SANAYİNE YÖN VEREN BİR ÜLKEDİR"
Türkiye, savunma sanayine yön veren bir ülkedir. Türk Polis Teşkilatı, taarruz helikopteri kullanan ve ileri İHA kabiliyetine sahip ilk polis teşkilatı olmuştur. Bu, Türkiye’nin güvenlik vizyonunun geldiği noktayı göstermektedir. TUSAŞ’ın ortaya koyduğu emek; mühendis aklı, teknisyen emeği ve devlet iradesinin birleşimidir. Bu birliktelik, istiklal ve istikbal anlayışını ortaya çıkarmıştır. Her bir proje ve üretim bugünün ihtiyacını karşılamanın ötersinde, geleceğin Türkiyesi'ni inşa etmek anlamına gelmektedir. Bu amaçla üretilen her eser, mazlum milletlerin kaderine de doğrudan etki etmektedir.
"GÖK VATANDA TAM HAKİMİYET HEDEFİ"
Bizler çok iyi biliyoruz ki gökyüzüne hakim olmayan, yeryüzünde söz sahibi olamaz. Bu düsturla, gök vatanda tam hakimiyet hedefiyle ilerliyoruz. İnsan kaynağımıza yaptığımız yatırımlarla yüksek teknolojiyi kullanacak ve daha ileriye taşıyacak kadroları da yetiştiriyoruz. Çünkü güçlü Türkiye sadece üreten değil, ürettiğini en iyi şekilde kullanan Türkiye’dir. Türkiye Yüzyılı, büyük bir medeniyet yürüyüşüdür. Bu yürüyüş, kalkınmanın ötesinde yeniden dirilişin ifadesidir. Türkiye artık sadece kendi güvenliğini sağlayan bir ülke değil, bölgesel barışa katkı sunan ve küresel adaletin savunucusu olan bir ülkedir. Mazlumların umudu olan bir Türkiye için güçlü olmak zorundayız. Çünkü güçlü Türkiye demek, daha adil bir dünya demektir."
