İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı'nın talimatıyla Ataşehir Belediyesi'ne yönelik gece yarısı düzenlenen ve Belediye Başkanı Onursal Adıgüzel dâhil 18 kişinin gözaltına alındığı operasyon, siyasetin bir numaralı gündem maddesi haline geldi. Başkan Adıgüzel'in "itibar suikastı" çıkışının ardından, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) yönetiminden de operasyona yönelik çok sert bir kurumsal tepki geldi.
CHP Genel Başkan Yardımcısı, Diyarbakır Milletvekili ve TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu Başkanvekili Sezgin Tanrıkulu, yaptığı yazılı açıklamayla operasyonun hukuki temelden yoksun, siyasi bir hamle olduğunu savundu.
"İFADEYE ÇAĞIRMAK YERİNE GECE YARISI BASKINI"
Operasyonun yapılış şekline ve zamanlamasına dikkat çeken Tanrıkulu, Adıgüzel'in görevdeki 2. yılını kutladığı bir günün hemen gecesinde gözaltına alınmasını manidar bulduklarını belirtti.
Tanrıkulu açıklamasında şu ifadelere yer verdi: "Dün akşam Ataşehir’de, görev süresinin ikinci yılını dolduran, yıllarca TBMM'de birlikte görev yaptığımız Belediye Başkanımız Onursal Adıgüzel, halkımıza sunulan ve sunulacak yeni hizmetlerin heyecanını paylaştığı toplantıdan yalnızca birkaç saat sonra; belediye binasının kolluk kuvvetleri tarafından ablukaya alınmasıyla, hukuka ve usule aykırı bir şekilde gerçekleştirilen gece yarısı operasyonuyla gözaltına alındı."
Seçilmiş bir belediye başkanının kaçma şüphesi yokken ifadeye davet edilmemesini eleştiren CHP'li kurmay, "Kamu görevlilerinin gece yarısı operasyonlarıyla gözaltına alınması; hukukun değil, siyasi tercihlerin devrede olduğunu açıkça göstermektedir. Bu rejimin adı demokrasi değil; otokrasidir" diyerek iktidara yüklendi.
"YARGI, SİYASİ HESAPLAŞMA ARACINA DÖNÜŞTÜ"
Son yıllarda muhalif belediyelere yönelik benzer operasyonların yargıya olan güveni zedelediğini ifade eden Tanrıkulu, sözlerini şöyle sürdürdü: "Ataşehir Belediyesi’ne gerçekleştirilen operasyon, uzun süredir alışkanlık haline getirilen, yargı süreçlerinin siyasi müdahale aracına dönüştürülmesi yönteminin yeni bir örneğidir. Soruşturma süreçlerinin hukuka uygun, şeffaf ve adil yürütülmesi esastır. Aksi halde yargı, adalet dağıtan bir mekanizma olmaktan çıkar; siyasi hesaplaşmaların aracı haline gelir."
Hukukun üstünlüğü ve masumiyet karinesi vurgusu yapan Tanrıkulu, parti olarak seçilmişlerin demokratik meşruiyetini savunmaya devam edeceklerinin altını kalın çizgilerle çizdi.
