CHP Genel Başkan Yardımcısı, Diyarbakır Milletvekili ve TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu Başkanvekili Av. Dr. Sezgin Tanrıkulu, Türkiye’de iş sağlığı ve güvenliği alanında yaşanan hak ihlallerine ilişkin değerlendirmelerini kamuoyuyla paylaştı.
28 Nisan İş Cinayetlerinde Hayatını Kaybedenleri Anma ve Yas Günü kapsamında hazırlanan açıklamada, Türkiye’de işçi ölümlerine ilişkin veriler, maden işkolundaki kayıplar, çocuk işçiliği, Mesleki Eğitim Merkezleri ve denetim mekanizmalarına yönelik eleştiriler yer aldı.
Tanrıkulu’nun paylaştığı verilere göre, AK Parti iktidarları dönemini kapsayan 2002-2026’nın ilk üç ayı arasında en az 36 bin 987 işçi yaşamını yitirdi. Açıklamada bu ölümler, “önlenebilir sebeplere rağmen” meydana gelen işçi ölümleri olarak nitelendirildi.
2025’TE 2 BİN 105 İŞÇİ YAŞAMINI YİTİRDİ
Raporda, İSİG Meclisi verilerine atıfla 2025 yılında 2 bin 105 işçinin iş cinayetlerinde yaşamını yitirdiği belirtildi.
DİSK’in açıkladığı rapora da yer verilen açıklamada, SGK verilerine göre 2024 sonu itibarıyla AK Parti iktidarları döneminde yaklaşık 26 bin işçinin iş cinayetlerinde hayatını kaybettiğinin ifade edildiği aktarıldı.
Tanrıkulu’nun açıklamasında, işçi ölümlerine ilişkin tablonun yıllar içinde değişmediği belirtilerek, “kuralsızlık, denetimsizlik ve cezasızlık” başlıklarına dikkat çekildi.
2026’NIN İLK ÜÇ AYINDA 417 İŞÇİ ÖLDÜ
Raporda, 2026 yılının ilk üç ayında en az 417 işçinin iş cinayetleri sonucu yaşamını yitirdiği bilgisi paylaşıldı.
Bu dönemde hayatını kaybeden işçilerden 25’inin kadın, 18’inin göçmen ya da mülteci, 19’unun ise çocuk veya genç işçi olduğu belirtildi.
Açıklamada, yıllara göre işçi ölümlerine ilişkin tablo da paylaşıldı. Buna göre 2020 yılında 2 bin 427, 2021 yılında 2 bin 170, 2022 yılında 1.843, 2023 yılında 1.932, 2024 yılında 1.987, 2025 yılında ise 2 bin 105 işçi yaşamını yitirdi.
MADEN İŞKOLUNDA 13 YILDA 1.267 ÖLÜM
Tanrıkulu’nun raporunda maden işkoluna ayrı bir başlık açıldı. Buna göre 2013-2025 yılları arasında yalnızca maden işkolunda 1.267 işçi hayatını kaybetti.
Raporda, 2014 yılında 386 maden işçisinin yaşamını yitirdiği, bu yılın söz konusu dönemdeki en yüksek kayıp yılı olduğu belirtildi. 2022’de 105, 2024’te 75, 2025’te ise 61 maden işçisinin hayatını kaybettiği aktarıldı.
Açıklamada, 28 Nisan’ın bu yıl Ankara’da eylem yapan maden işçilerinin direnişiyle gündeme geldiği ifade edildi.
DEPREM BÖLGESİNE GİDEN TTK İŞÇİLERİ HATIRLATILDI
Raporda, Türkiye Taşkömürü Kurumu’nda çalışan 4 bin maden işçisinin 6 Şubat 2023 depremlerinin ardından gönüllü olarak deprem bölgesine gittiği hatırlatıldı.
Açıklamada, maden işçilerinin enkazlarda 335 kişiyi sağ kurtardığı, yüzlerce cenazeyi de ailelerine teslim ettiği belirtildi.
Raporda Zonguldak TTK işçisi Beytullah K.’nin, “Hamile bir bayanı kurtardık. Kendi önünde çocuğu ölü, arkasında eşi ölü. Orada biz ilk canlı kurtardık. Ailemi bırakıp gittim, ne başıma geleceğini bilmiyordum” sözlerine yer verildi.
Hatay’da enkaz altında kalan Veli G.’nin ise “Zonguldak neresi, Hatay neresi... 12-13 saatte gelmişler, ya hiç gelmeselerdi?” sözleri aktarıldı.
“BUGÜN AÇLIĞIN ALTINDAYIZ”
Tanrıkulu’nun açıklamasında, Doruk Madencilik işçilerinin Ankara’daki eylemine de yer verildi.
Açıklamada, açlık grevindeki işçilerden birinin Bakanlık önündeki eylemde, “O gün molozların altındakiler ‘sesimi duyan yok mu’ diyordu. Biz bugün açlığın altındayız ve sesimizi duyurmaya çalışıyoruz” dediği aktarıldı.
Doruk Madencilik örneğinde, şirkete iki yılda 23 milyon lirayı aşan idari para cezası kesildiği, buna rağmen işçi ücretlerinin ödenmediği ileri sürüldü.
İLİÇ ALTIN MADENİ ÖRNEĞİ
Raporda, İliç Altın Madeni de iş sağlığı ve güvenliği denetimleri bağlamında örnek olarak gösterildi.
Açıklamada, iş güvenliği uzmanı mühendislerin uyarı yaptığı, bu uyarılara rağmen solüsyon verilmeye devam edildiği ve yolun kapatılmadığı belirtildi. Çatlakların olaydan üç gün önce bilindiği de raporda yer alan iddialar arasında bulundu.
MESEM ELEŞTİRİSİ: “ÇOCUK İŞÇİLİĞİ MEŞRULAŞIYOR”
Tanrıkulu’nun açıklamasında Mesleki Eğitim Merkezleri de ayrı bir başlık altında değerlendirildi.
Raporda, Milli Eğitim Bakanlığı verilerine göre MESEM’e kayıtlı öğrenci sayısının 500 bine yaklaştığı, 9, 10 ve 11. sınıf öğrencilerinin haftanın dört ya da beş günü okul yerine işyerlerine gittiği belirtildi.
Açıklamada, MESEM uygulamasının çocuk emeğini sisteme dahil ettiği savunularak, “MESEM adı altında çocuk işçiliği meşrulaşıyor” değerlendirmesi yapıldı.
Raporda, MESEM öğrencilerinin haftanın dört gününü işyerinde, yalnızca bir gününü okulda geçirdiği ve “stajyer” statüsünde asgari ücretin yüzde 30’u düzeyinde ücretle çalıştırıldığı ifade edildi.
13 YILDA EN AZ 852 ÇOCUK İŞÇİ ÖLDÜ
Çocuk işçiliği başlığı altında paylaşılan verilere göre, 2013-2025 döneminde en az 852 çocuk işçi yaşamını yitirdi.
Raporda, Milli Eğitim Bakanı’nın 1 Aralık 2025’te “Türkiye Yüzyılı Mesleki ve Teknik Eğitim Zirvesi”nde yaptığı konuşmadaki verilere de yer verildi. Buna göre 2024-2025 eğitim öğretim yılında 3 bin 954 meslek okulunda 1 milyon 536 bin 242 öğrenci, 408 MESEM’de ise 420 bin öğrenci bulunduğu aktarıldı.
2025-2026 eğitim öğretim yılında ise 509 bin 85 mesleki eğitim merkezi öğrencisinin 224 bin 346 işletmede, 254 bin 60 mesleki ve teknik Anadolu lisesi öğrencisinin ise 111 bin 578 işletmede mesleki eğitim aldığı belirtildi.
Raporda bu tablo, yaklaşık 765 bin öğrencinin işyerlerinde fiilen çalıştığı şeklinde değerlendirildi.
28 NİSAN İÇİN RESMİ ANMA GÜNÜ ÇAĞRISI
Tanrıkulu, 28 Nisan’ın birçok ülkede resmi anma günü olduğunu hatırlattı.
Açıklamada, 28 Nisan’ın 2001’de Uluslararası Çalışma Örgütü tarafından “Dünya İş Sağlığı ve Güvenliği Günü” olarak kabul edildiği, 2002’de ise Birleşmiş Milletler takvimine girdiği belirtildi.
Tanrıkulu, 28 Nisan’ın Türkiye’de de resmi anma gününe dönüştürülmesi için her yasama döneminde kanun teklifi verdiklerini, ancak tekliflerin AK Parti oylarıyla gündeme alınmadığını ifade etti.
“TÜRKİYE’DE İŞÇİLER ÖNCE HAYATTA KALMAYI İSTİYOR”
Raporda, Uluslararası Çalışma Örgütü’nün bu yılki temasının “Sağlıklı Bir Psikososyal Çalışma Ortamı” olduğu hatırlatıldı.
Tanrıkulu’nun açıklamasında, Türkiye’de işçilerin öncelikli taleplerinin fiziksel güvenlik, maaş, tazminat ve hayatta kalma hakkı olduğu belirtildi.
Açıklamada, iş sağlığı ve güvenliği alanındaki sorunların yalnızca mevzuatla değil, etkin denetim, yaptırım ve cezasızlıkla mücadele mekanizmalarıyla ele alınması gerektiği vurgulandı.
