Türkiye'nin en önemli tarımsal ihraç ürünlerinin başında gelen fındık, yeni maden ruhsatlandırma süreçlerinin gölgesinde kaldı. Karadeniz'in yaylaları, köyleri, su kaynakları ve fındık bahçelerini kapsayan alanların maden ihalelerine açılması bölgede endişe yarattı.
Konuyu gündeme taşıyan DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve Ankara Milletvekili İdris Şahin, fındık üretim havzalarının maden sahası olmadığını vurgulayarak, tarım ve doğa ile sanayi arasındaki dengenin üretici aleyhine bozulduğuna dikkat çekti.
67 İLDE 485 MADEN SAHASI: ORDU VE GİRESUN AĞIR RİSK ALTINDA
Paylaşılan verilere göre, Türkiye genelinde 67 ilde toplam 485 maden sahası ihale sürecine dahil edildi. Bu ihalelerin kapsadığı toplam alan 548 bin 696 hektara ulaşıyor. Sürecin Karadeniz Bölgesi'ndeki tarım arazilerine yönelik potansiyel etkileri ise oldukça çarpıcı:
Ordu'da Risk Altındaki Alan: 24 bin 311 hektar
Giresun'da Risk Altındaki Alan: 12 bin 511 hektar
Toplam Tehdit Altındaki Fındık Alanı: Yalnızca Ordu ve Giresun'da yaklaşık 37 bin hektar (370 bin dönüm).
"2.2 MİLYAR DOLARLIK İHRACAT GELİRİ, ŞİRKETLERİN KÂR HIRSINA KURBAN EDİLEMEZ"
Türkiye'nin dünya fındık pazarındaki lider konumuna ve ekonomik getirisine dikkat çeken İdris Şahin, 2025 yılında fındık ve mamulleri ihracatından elde edilen 2 milyar 255 milyon dolarlık geliri hatırlattı.
Şahin, uygulanan politikaları şu sözlerle eleştirdi: "Dünyaya fındık satan bir ülke, hangi akılla kendi bahçelerini maden sahasına çevirir? Milyarlarca dolar gelir getiren bir sektörü, birkaç şirketin kâr hırsına kurban etmek hangi kamu yararıyla açıklanabilir?"
"MADEN KARŞITI DEĞİLİZ, TARIM HAVZALARININ KORUNMASINDAN YANAYIZ"
Açıklamasında madencilik faaliyetlerine tamamen karşı olmadıklarının altını çizen Şahin, eleştirilerinin odak noktasının plansızlık ve tarım alanlarının gözetilmemesi olduğunu belirtti.
Fındık bahçesinin yalnızca bir toprak parçası olmadığını; üreticinin geçim kaynağı, Karadeniz'in emeği ve Türkiye'nin ihracat gücü olduğunu ifade eden Şahin, yetkililere şu çağrıda bulundu:
"Fındık bahçesini, içme suyunu ve tarım havzasını 'ihale ettim, bitti' anlayışına teslim etmeye sessiz kalamayız. Bu süreç derhal durdurulmalı! Bölge halkı, ziraat odaları ve bilim insanları yok sayılarak tek bir adım dahi atılmamalıdır. Karadeniz’in toprağı, suyu ve emeği şirketlerin kazanç hanesine peşkeş çekilemez."
Sürecin nasıl ilerleyeceği ve MAPEG'in bölge halkı ile tarım temsilcilerinin itirazlarına ne yanıt vereceği kamuoyu tarafından yakından takip ediliyor.
