Dünya sinemasının Asya’daki en önemli vitrinlerinden biri olan Şanghay Uluslararası Film Festivali (SIFF), bu yıl Türk sinemasının uluslararası gururlarından Reis Çelik’in sanatsal zaferine sahne oldu. Efsanevi aktör Tony Leung’un jüri başkanlığını yürüttüğü festivalin Altın Kadeh (Golden Goblet) ana yarışmasında Türkiye’yi temsil eden ‘Kör Gece’ (Night of Blindness), dünya sinemasından seçilen 12 seçkin yapımı geride bırakarak ‘En İyi Senaryo Ödülü’nün sahibi oldu. Ödül töreninin ardından hâlâ Şanghay’da bulunan usta yönetmen Reis Çelik ve filmin başrolünü üstlenen yönetmen-oyuncu Aydın Orak’a sıcağı sıcağına ulaşarak bu tarihi başarıyı, filmin felsefi arka planını ve festivaldeki atmosferi konuştuk.
ASKERİ DARBE DÖNEMİNDE BİR KAÇIŞ HİKAYESİ
Şanghay’da yankı uyandıran ödül, Reis Çelik’in uluslararası arenadaki ilk büyük başarısı değil. Daha önce 2012 yılında Berlin Film Festivali’nde (Berlinale) ‘Lal Gece’ filmiyle gençlik jürisinden ‘Kristal Ayı’ kazanan usta yönetmen, Asya’dan gelen bu yeni ödülle sinematografik dehasını bir kez daha küresel ölçekte tescillemiş oldu. Çelik’in tasarladığı ‘Gece Üçlemesi’nin ikinci halkası olan film, 12 Eylül 1980 askeri darbesinin hemen sonrasındaki karanlık günlerde geçen sarsıcı ve tek gecelik bir kaçış hikayesini odak noktasına alıyor. Siyah-beyaz estetiği ve tek mekanda kurduğu klostrofobik atmosferiyle sinema otoritelerinden tam not alan yapım, insanlığın evrensel baskılar karşısındaki ortak duygusal reflekslerini de beyazperdeye taşıyor. Başrollerinde Aydın Orak ve İşdar Gökseven gibi güçlü isimlerin yer aldığı Kaz Film ile Neopol Film ortak yapımı 90 dakikalık eser, Türk sinemasının dünya ligindeki yaratıcı gücünü bir kez daha kanıtladı.
YÖNETMEN REİS ÇELİK: “TOPLUM KENDİSİNİ YENİDEN ÖLÇEBİLSİN DİYE YAZDIM”
Ödülün ardından gazetemize açıklamalarda bulunan usta yönetmen Reis Çelik, filmin Şanghay yolculuğunu ve yazım sürecinin ardındaki tarihsel sorumluluğu şu sözlerle aktardı: “Şanghay Film Festivali A kategorisinde son yılların en yükselen festivaliydi, bu nedenle filmimizi göndermeyi özellikle planladık ve ana yarışmaya seçildi. Sonrasında da ‘En İyi Senaryo’ ödülünü aldık. Filmde 12 eylül 1980 faşist darbe döneminde yaşanmış olan, bir gecede geçen, biraz da benim kendi yaşadığım gerçek bir hikayeyi anlatmaya çalıştım, yani ülkenin en karanlık yıllarından birisi..”
Usta yönetmen, filmin dünü anlatırken aslında bugünün dünyasına nasıl sarsıcı bir ayna tuttuğunu ise şu çarpıcı sözlerle vurguladı: “Zamanın çok farklı işlediğini görüyoruz bu yüzden insanların yaşadıkları dönemlere tanıklık etmesi gerekiyor ki toplum kendisini yeniden ölçebilsin, tartabilsin. Bu anlamda bu deneyimi anlatmak istedim. Çünkü biz bunlar bitecek zannederken dünya daha kötü bir noktaya geldi, vahşi kapitalizm daha azgınlaştı ve artık medeniyeti yok edeceğim diyen, insanların onurunu hiçe sayan, özgürlük duygusunu hiçe sayan bir düzene ve dünyaya dönüşmeye başladık. Bu anlamda bu hikayeyi anlatmak benim için çok önemliydi. Filmimizin festivalde çok ilgi gördü bu anlamda, çok dikkat çekti. Festivalde çok iyi bir seyirci vardı, ödülü kazanınca çok memnun olduk. Umarım daha güzel şeyler yapma ve yaratma şansına sahip oluruz.”
ŞANGHAY FİLM FESTİVALİNDE BU YIL KAZANANLAR
Şanghay Film Festivali’nde bu yıl Tony Leung başkanlığındaki uluslararası jürinin titiz değerlendirmeleri sonucunda, Şanghay Büyük Tiyatrosu’ndaki görkemli kapanış töreninde ödül alan diğer yapımlar şöyle:
EN İYİ FİLM: Çinli yönetmen Zhong Kaifeng’in fantastik draması ve ilk uzun metrajı ‘Atlantic Rhapsody’ büyük ödül olan Altın Kadeh’i kucakladı.
JÜRİ BÜYÜK ÖDÜLÜ: Sinemasal diliyle öne çıkan Belçika yapımı ‘Iluminada’ filmine gitti.
EN İYİ YÖNETMEN VE KADIN OYUNCU: Fas sinemasının yükselen yapımı ‘Halima’ geceye damga vurdu. Yassine El Idrissi En İyi Yönetmen seçilirken, filmin başrolü Khadija Amari de En İyi Kadın Oyuncu ödülünü kazandı.
EN İYİ ERKEK OYUNCU: Çin yapımı ‘Secret in the Box’ filmindeki güçlü performansıyla usta aktör Zhang Songwen’e takdim edildi.
TEKNİK ÖDÜLLER : ‘Atlantic Rhapsody’ ile Hao Jiayue En İyi Görüntü Yönetmeni olurken; Alman-Fransız ortak yapımı ‘The Miserable Mother’ ise Sıra Dışı Sanatsal Başarı Ödülü’nü aldı.
AYDIN ORAK: “SON DÖNEMDE AZALAN ÖDÜL HABERLERİNE UMUT OLDU”
Filmin başrol oyuncularından Aydın Orak ise Şanghay’daki festivaldeki sıra dışı seyirci coşkusunu ve salonun nabzını gazetemize aktarırken, oradaki izleyicinin benzersiz dokusuna şu sözlerle dikkat çekti: “Filmi olağanüstü bir ilgi ile izledi Çin izleyicisi, ardından soru-cevap bölümü çok heyecanlı geçti. Buradaki sinema seyircisi daha önce deneyimlediğim bir deneyim değildi. Ayrıca Şanghay gibi A bir festivalde, uluslararası bir festivalde bu ödülü alıyor olmak Türk sineması adına büyük bir onur, bunun bir parçası olmak da ayrıca mutluluk verici.” Orak, Asya’dan gelen ‘Altın Kadeh’ zaferinin son dönemde durağanlaşan Türk sinema sektörü için taşıdığı can suyunu ve taze umudu ise şu cümlelerle özetledi: “Bizim sinemamızda yapılan filmlerin uluslarası alanda gösterilmesi ve ödüllerle dönmesi sinemamız ve sektörümüz açısından umut verici. Son dönemlerde bu haberler daha az geliyordu, şu an bunun bir parçası olmak, bu festivalin heyecanını yaşamak ve deneyimlemek olağanüstü iyiydi.”
