CHP İstanbul Milletvekili Oğuz Kaan Salıcı, Amerika Birleşik Devletleri’nin İran’a yönelik olası askeri müdahalesine ilişkin yazılı bir değerlendirme yayımladı. Salıcı, açıklamasında ABD’nin bugün donanmasıyla İran’ı çevrelediğini belirterek, geçmişte Irak, Libya ve Afganistan’a yönelik müdahalelerin bu ülkelere huzur getirmediğini, İran için de benzer bir sonucun ortaya çıkmayacağını ifade etti.
Salıcı, ABD’nin geçmişte İran’a yönelik müdahalelerine de atıfta bulunarak, 1953’te petrolü millileştiren Başbakan Muhammed Musaddık’ın devrilmesi sürecinde Washington’un rolüne dikkat çekti. Açıklamasında, ABD Başkanı Barack Obama’nın yıllar sonra bu darbede ABD’nin rolünü kabul ettiğini, dönemin Dışişleri Bakanı Madeleine Albright’ın da benzer bir itirafta bulunduğunu hatırlattı.
Bu çerçevede Salıcı, şu ifadeleri kullandı:
“Dışişleri bakanlarından Madeleine Albright, ‘ABD, İran’ın halk tarafından sevilen Başbakanı Muhammed Musaddık’ın iktidardan indirilmesini düzenlemede önemli rol oynadı’ bile dedi. Bu müdahale İran’a huzur getirdi mi? Vietnam ve Kamboçya’yı yıllarca bombalayarak müzakere masasına oturtmayı deneyenler mi başarılı oldu? Aynı yöntem bugün neden farklı sonuç versin? Irak’ın işgali, ülkemizde de terör estiren IŞİD’i doğurdu. Peki İran’a müdahale neye yol açacak? Bizim, İran’daki rejime en ufak bir sempati beslemediğimiz çok açıktır.”
“ZULME KARŞI ÇIKMAK İLE İŞGAL FARKLIDIR”
Salıcı, İran’daki rejimin kendi halkına yönelik ağır baskı uyguladığını, binlerce insanın yaşamını yitirdiğini ve yaptırımların ülke kaynaklarının dar bir çevrede toplanmasına yol açtığını belirtti. Ancak bu tabloya rağmen dış askeri müdahalenin ayrı bir mesele olduğunun altını çizdi.
Bu noktada Salıcı, değerlendirmesinde şu sözlere yer verdi:
“İran’daki rejimin zulmünü yerden yere vurmak başka bir şeydir; İran’ı işgal etmek bambaşka bir şeydir. İran’daki reformist akıla destek olmak başka bir şeydir; bölgeyi savaş alanına çevirmek bambaşka bir şeydir.”
Salıcı, olası bir savaşın yalnızca İran’ı değil, küresel ekonomiyi de etkileyeceğini belirterek Basra Körfezi’nin dünya enerji ticaretindeki kritik rolüne dikkat çekti. Körfez üzerinden İran, Irak, Suudi Arabistan, Kuveyt ve Birleşik Arap Emirlikleri’nin petrol ihracatının büyük bölümünün yapıldığını hatırlatan Salıcı, Çin ve Hindistan’a giden petrolün yaklaşık yüzde 45’inin bu hattan geçtiğini ifade etti.
Bu hatta yaşanacak bir krizin petrol fiyatlarını hızla yükselteceğini ve dünya ekonomisinde ciddi sarsıntılara yol açacağını vurguladı.
TÜRKİYE’NİN GÜVENLİĞİ ÖNCELİK OLMALI
Açıklamasında Türkiye’nin konumuna da özel bir yer ayıran Salıcı, Ankara’nın ne Tahran’ın ne de Washington’un yanında konumlanmaması gerektiğini belirtti. Türkiye’nin temel önceliğinin kendi güvenliği olduğunu söyleyen Salıcı, olası bir dış müdahalenin Türkiye açısından doğuracağı riskleri şöyle sıraladı:
“Biz ne Tahran’ın avukatıyız ne de Washington’un memuruyuz. Bizim önceliğimiz Türkiye’nin güvenliğidir. Türkiye, başkalarının ajandasının ve stratejik hesaplarının faturasını üstlenecek bir ülke değildir. İran’a yönelik bir dış müdahale; bizim açımızdan yasa dışı göç dalgaları, terör ve uyuşturucu trafiği riski taşımaktadır.”
Salıcı, bu risklerin anlaşılması için Suriye iç savaşının sonuçlarına bakmanın yeterli olduğunu belirterek, bölgeyi ateşe verenlerin bir gün evlerine döneceğini, ancak ortaya çıkan yıkımın ve istikrarsızlığın Türkiye ve Orta Doğu üzerinde kalıcı etkiler bırakacağını ifade etti.
İran’a komşu ülkelerin büyük bölümünün olası bir müdahaleye destek vermediğini hatırlatan Salıcı, bu tutumun bölge ülkelerinin risklerin farkında olmasından kaynaklandığını söyledi. Açıklamasını şu sözlerle tamamladı:
“Dikkat edin; İran’a yönelik bir müdahaleyi üst perdeden, heyecanla savunanların hiçbirisi İran’ın komşusu değildir. Onlar bizimle aynı mahallede bile değildir.”
