Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 152. Parlamentolar Arası Birlik (PAB) Genel Kurulu programında konuştu. Dünya genelinde ve özellikle de Orta Doğu'da yaşanan gerilimlerin bir 'meşruiyet krizi' olduğunu belirten Erdoğan, artık herkesin uzun uzun düşünme ve sorumluluk alma vaktinin geldiğini ifade etti.
"BAŞTA GAZZE OLMAK ÜZERE MEVCUT SORUNLAR DERHAL ÇÖZÜLMELİ"
"Türkiye ve İstanbul olarak Parlamentolar Arası Birliğin Genel Kurulu'na dördüncü kez ev sahipliği yapmaktan duyduğumuz memnuniyeti sözlerimin hemen başında ifade etmek istiyorum." sözleriyle katılımcıları selamlayarak konuşmasına başlayan Erdoğan, Gazze'de yaşanan insanlık dramını hatırlattı.
Genel Kurul kapsamında alınacak kararların, yapılacak tartışmaların, buradaki tespit, tenkit ve tekliflerin; aynı şekilde icra edilecek komite toplantıları, forum oturumları ve yan etkinliklerin aramızdaki dostluk ve dayanışmayı daha da güçlendirmesini, Gazze'deki mezalim başta olmak üzere mevcut sorunların çözümüne katkı vermesini temenni ediyorum.
"KÜRESEL SİSTEM MEŞRUİYET SANCISI ÇEKİYOR"
Erdoğan, uluslararası sistemin büyük bir meşruiyet krizi yaşadığını belirterek şu ifadeleri kullandı:
Kıymetli konuklar, akıl ve vicdan sahipleri olarak şu gerçeği hepimiz çok iyi biliyoruz: 80 yıl önce galipler eliyle tesis edilen uluslararası sistem bugün büyük bir meşruiyet kriziyle yüz yüzedir.
Sistemin temelini teşkil eden değerler, ilkeler, kurallar ve teamüller küresel ölçekteki anlam ve itibarını kaybetmenin eşiğindedir.
"TÜRKİYE'NİN DIŞ POLİTİKASI İNSANİ DEĞERLER ÜZERİNE KURULUDUR"
Uluslararası hukukun bağlayıcı hükümlerinin fiiliyatta karşılığının kalmadığını belirten Erdoğan, her gün yaşanan insanlık suçları dolayısıyla kimsenin kendisini güvende hissetmediğini söyledi. Öte yandan Erdoğan, Türkiye'nin barıştan yana tutumunun tutarlılığına işaret ederek şu ifadeleri kullandı:
Bakın burada şunu çok açık ve net ifade etmek isterim: Türkiye olarak insani değerler üzerine bina ettiğimiz dış politikamızın önceliği hangi coğrafyada olursa olsun ihtilafların barışçıl yollarla çözüme ulaştırılmasıdır.
Bölge ülkelerinin ana aktör olmadığı hiçbir denklemin barış ve güven arayışına cevap veremeyeceği açıktır.
Bizim Gazze'de, Ukrayna'da, İran'da, Afrika'da ve daha birçok bölgede üstlendiğimiz barış girişimlerinin özü ilkeli ve gerçekçi yaklaşımdır.
"HÜKÜMETLER SORUNLARIN ÇÖZÜMÜNE ODAKLANMAKTAN UZAK DAVRANIYOR"
Tabii milletlerin iradesinin tezahür ettiği kurumlar olan parlamentolara da bu anlamda son derece kritik sorumluluklar düşüyor. Uluslararası kamuoyu Orta Doğu'daki trajedileri durdurma iradesi gösterse de hükümetlerin bu noktada çok daha geriden geldiklerine tanık oluyoruz.
İşte son iki ayda yaşananları hep birlikte takip ettik. Dünyanın odağı İran'daki savaşa kaymışken Filistin ve Lübnan'da binlerce kişi İsrail hükümetinin saldırılarında hayatını kaybetti. Aynı saldırılarda 1 milyondan fazla kişi yerinden edildi.
"HERKESİN UZUN UZUN DÜŞÜNMESİ GEREKİYOR"
Öldürülenlerin ve göçe zorlananların sayısı günden güne artıyor. Hem kendi halkı hem Filistin hem de bölgemiz için barışın ve huzurun önündeki en büyük engel olan İsrail hükümeti uluslararası toplumun tüm çabalarına rağmen durmuyor, durdurulamıyor. Bunun üzerinde uzun uzun düşünmemiz gerektiği kanaatindeyim.
Aynı hukuk ve kural tanımazlık Filistin'de de katmerlenerek devam ediyor. İsrail güçleri ateşkesin imzalandığı 12 Ekim 2025'ten bugüne 755 Filistinliyi şehit etti, 2100 kişiyi yaraladı. 7 Ekim 2023'ten bu yana 73 bin Filistinli hayattan kopartılırken Gazze'de yaralananların sayısı 172 bini geçti.
