Gelecek Partisi Genel Başkanı ve eski Başbakan Ahmet Davutoğlu, Süleymaniye’de düzenlenen Delphi Forum’da “Yeni Küresel Düzensizlik” başlıklı oturumda konuştu. 2014-2016 yılları arasında Türkiye Cumhuriyeti Başbakanlığı, daha önce de Dışişleri Bakanlığı görevini yürüten Davutoğlu, konuşmasında küresel düzenin yaşadığı krizleri, İran-ABD-İsrail savaşı sonrasında ortaya çıkan riskleri ve Orta Doğu’da kurulması gerektiğini söylediği yeni güvenlik mimarisini değerlendirdi.
Davutoğlu’ndan Erdoğan’ın 'faiz' açıklamasına tepki: Bereketi kaçıranlar kimlerdi?
Konuşmasına Süleymaniye’ye yeniden gelmekten duyduğu memnuniyeti dile getirerek başlayan Davutoğlu, kenti “memleketi gibi gördüğünü” söyledi.
IRAK CUMHURBAŞKANI REŞİD’E TEBRİK
Davutoğlu, konuşmasının başında Irak Cumhurbaşkanı Abdüllatif Reşid’i kutladı.
Reşid’i uzun yıllardır tanıdığını belirten Davutoğlu, bölgenin en zor dönemlerinde Irak, Türkiye ve Kürdistan Bölgesel Yönetimi arasındaki ilişkilerin güçlenmesinde önemli katkıları olduğunu söyledi.
Davutoğlu, eski Irak Cumhurbaşkanı Celal Talabani’yi de rahmetle andı.
“Bugün Türkiye ile Irak, Türkiye ile Kürdistan Bölgesel Yönetimi ve Türkiye ile özellikle KYB arasında iyi ilişkiler varsa, bunda büyük katkıları oldu” diyen Davutoğlu, Irak yönetiminin ve Başbakan Muhammed Şiya es-Sudani’nin başarısının bölge açısından önemli olduğunu vurguladı.
“BU TOPLANTI ÇOK DOĞRU ZAMANDA YAPILIYOR”
Davutoğlu, forumun zamanlamasının kritik olduğunu söyledi.
Geçen yıl Delphi Forum’a da katıldığını hatırlatan Davutoğlu, o dönemde ABD, İsrail ve İran arasında savaş çıkmadan önce bölgede daha fazla riskin birikeceği uyarısında bulunduğunu belirtti.
Bu yılki toplantının başlığının “küresel düzensizlik” olduğunu hatırlatan Davutoğlu, önce “düzen” kavramının ne anlama geldiğini tarif etti.
Davutoğlu, “Düzen; güven ve öngörülebilirlik sağlayan kurallar, değerler ve kurumlardır” dedi.
“BUGÜN ULUSLARARASI KURULUŞLARA GÜVEN YOK”
Davutoğlu, mevcut uluslararası sistemde temel sorunun güven kaybı olduğunu söyledi.
“Bugün hiçbir uluslararası kuruluşa güven yok. Güvenlik duygusu yok. Öngörülebilirlik hiç yok” diyen Davutoğlu, dünyanın büyük bir krizin ortasında bulunduğunu ifade etti.
Davutoğlu’na göre önümüzdeki aylarda ve yıllarda yalnızca devletlerin değil, bölge halklarının ve siyasi liderliklerin de ne yapmaları gerektiğini birlikte düşünmesi gerekiyor.
IRAK VE KÜRDİSTAN BÖLGESİ YÖNETİMİNE ÖVGÜ
Davutoğlu, İran-ABD-İsrail savaşında Irak ve Kürdistan Bölgesel Yönetimi’nin izlediği politikayı “akılcı” olarak nitelendirdi.
Irak’ın İran ile ABD arasındaki her gerilimde en fazla risk taşıyan ülkelerden biri olduğunu belirten Davutoğlu, Irak yönetiminin ve Kürdistan Bölgesel Yönetimi liderlerinin ülkeyi ve halkı savaşın risklerinden uzak tutmaya çalıştığını söyledi.
Davutoğlu, “Bu savaş sırasında ülkeyi ve halkı korumaya çalışan akıllı bir yaklaşım sergilendi” değerlendirmesinde bulundu.
TRUMP İÇİN DİKKAT ÇEKEN SÖZLER: GÜNDE İKİ ÜÇ KEZ FİKRİ DEĞİŞİYOR
Konuşmasında ABD Başkanı Donald Trump’a da değinen Davutoğlu, Trump’ın açıklamalarının dikkatle izlenmesi gerektiğini söyledi.
Davutoğlu, “Dün Başkan Trump’ı dinliyordum. Onu her gün iki kez dinlemek zorundasınız çünkü zihni günde iki üç kez değişiyor. Bir konuşmasını bile kaçırmamalısınız, yoksa ne yapacağını takip edemezsiniz” ifadelerini kullandı.
Bu sözler salonda dikkat çeken bölümlerden biri oldu.
“KÜRESEL DÜZENİN YAPI TAŞLARI SARSILIYOR”
Davutoğlu, küresel sistemin yalnızca kurumsal değil, ahlaki ve siyasi bir kriz içinde olduğunu söyledi.
Rusya’nın Ukrayna’ya saldırısının toprak bütünlüğü ilkesini tartışmaya açtığını belirten Davutoğlu, İsrail’in Lübnan’a saldırıları ve Filistin halkına yönelik uygulamalarının da uluslararası sistemdeki değer krizini derinleştirdiğini ifade etti.
Davutoğlu, “Uluslararası düzenin yapı taşları sarsılıyor” dedi.
BM başta olmak üzere uluslararası kurumların krizleri çözme kapasitesinin zayıfladığını savunan Davutoğlu, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres’i şahsen tanıdığını ve saygı duyduğunu belirterek, “Ancak BM bugün hiçbir sorunu çözebilecek durumda değil” değerlendirmesinde bulundu.
DÖRT BAŞLIKLI ÖNERİ: HÜRMÜZ, NÜKLEER MESELE, VEKÂLET SAVAŞLARI VE FİLİSTİN
Davutoğlu, bölgesel krizden çıkış için dört temel başlıkta öneri geliştirdiğini söyledi.
Daha önce bu konuda Project Syndicate’te bir makale yazdığını ve bölge liderlerine mektuplar gönderdiğini belirten Davutoğlu, çözüm başlıklarını şöyle sıraladı:
Hürmüz Boğazı, İran’ın nükleer programı, füze ve vekâlet savaşları, Filistin meselesi.
Davutoğlu, bu dört başlığın birbirinden kopuk ele alınamayacağını, tamamının yeni bir bölgesel güvenlik mimarisi içinde değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.
HÜRMÜZ İÇİN TÜRKİYE’NİN DE YER ALACAĞI GEÇİCİ MİSYON ÖNERİSİ
Davutoğlu’nun konuşmasındaki en somut önerilerden biri Hürmüz Boğazı’na ilişkin oldu.
İran’ın Hürmüz üzerinde kontrol iddiasında bulunduğunu, ABD’nin ise buna izin vermek istemediğini belirten Davutoğlu, iki taraf arasında gerilimi düşürecek bir orta yol bulunması gerektiğini söyledi.
Davutoğlu, krizlerde ilk yapılması gerekenin tansiyonu düşürmek ve gerilimi sınırlamak olduğunu belirtti.
Bu kapsamda İran’la ve Körfez ülkeleriyle güven ilişkisi kurabilecek bazı ülkelerin geçici bir misyon üstlenebileceğini söyledi.
Davutoğlu, Türkiye, Endonezya, Malezya ve Pakistan gibi ülkelerin Hürmüz Boğazı’nda geçici bir görev yaparak mal ve enerji akışının güvence altına alınmasına katkı sağlayabileceğini belirtti.
Davutoğlu, bu modeli Türkiye’nin Rusya-Ukrayna savaşı sırasında üstlendiği Tahıl Koridoru rolüne benzetti.
“NE İRAN’IN NE İSRAİL’İN ELİNDE NÜKLEER SİLAH OLMALI”
Davutoğlu, İran’ın nükleer programına ilişkin de net mesajlar verdi.
Türkiye’nin bölgesel nükleer silahlanmaya karşı olduğunu belirten Davutoğlu, “Bölgemizde hiçbir nükleer silah olmamalı. Ne İran’ın elinde ne İsrail’in elinde. Bu insanlık için tehdittir” dedi.
Davutoğlu, 2010 yılında Türkiye ve Brezilya’nın arabuluculuğunda imzalanan Tahran Anlaşması’nı hatırlattı.
O dönem İran’ın zenginleştirilmiş uranyumunun üçüncü bir ülkede depolanması üzerinde çalışıldığını belirten Davutoğlu, bugün de benzer bir modelin çıkış yolu olabileceğini söyledi.
Davutoğlu’na göre İran, nükleer silah elde etme niyetinde olmadığını açıkça ilan etmeli ve Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı’na kapılarını açmalı. ABD ise İran’ın barışçıl nükleer enerji hakkına saygı duyduğunu açıklamalı.
“SALDIRIYA UĞRAYAN ÜLKENİN KENDİNİ SAVUNMA HAKKI VARDIR”
Davutoğlu, füze ve vekâlet savaşları başlığının yalnızca ABD’nin meselesi olmadığını, bölgesel bir konu olduğunu söyledi.
“Bir ülkeye saldırırsanız, o ülkenin kendini savunma hakkı vardır” diyen Davutoğlu, füze meselesinin tek taraflı baskı aracı olarak ele alınamayacağını belirtti.
Davutoğlu, bu alanda üç düzeyli yeni bir güvenlik yapısına ihtiyaç olduğunu ifade etti.
İlk düzeyin İran ile Körfez ülkeleri arasında kurulacak yeni bir güvenlik düzeni olması gerektiğini söyleyen Davutoğlu, bu düzenin içine Irak’ın mutlaka dahil edilmesi gerektiğini vurguladı.
“IRAK BU DENKLEMDE EN ÖNEMLİ ÜLKEDİR”
Davutoğlu, Irak’ın hem İran’la ilişkileri hem de Körfez düzeninin parçası olması nedeniyle yeni bölgesel güvenlik mimarisinde merkezi rol oynayabileceğini söyledi.
“Irak bu konuda en önemli ülkedir” diyen Davutoğlu, İran ile Suudi Arabistan arasındaki ilişkilerin yeniden kurulması ve güçlendirilmesi için Irak’ın özel bir konuma sahip olduğunu belirtti.
Davutoğlu, “Amerikalıların İran’a saldırması akıllıca değildir. İranlıların da Körfez ülkelerine saldırması akıllıca değildir. Ortak bir anlayış ve değerler zemini kurulmalıdır” dedi.
“FİLİSTİN ÇÖZÜLMEDEN SÜRDÜRÜLEBİLİR BARIŞ OLMAZ”
Davutoğlu’nun konuşmasındaki en güçlü vurgulardan biri Filistin meselesi oldu.
“Filistin meselesi çözülmeden sürdürülebilir barış olmaz” diyen Davutoğlu, İsrail’in ancak özgür ve egemen bir Filistin devleti kurulduğunda bölgesel güvenlik mimarisinin parçası olabileceğini söyledi.
Davutoğlu, Gazze’de yaşananları ve Lübnan’daki can kayıplarını hatırlatarak, bölgenin mevcut güvenlik yaklaşımıyla istikrara kavuşamayacağını savundu.
ABD Başkanı Trump’ın Netanyahu’ya Lübnan meselesi nedeniyle duyduğu öfkeyi anladığını söyleyen Davutoğlu, bölgesel barışın İsrail’in tek taraflı güvenlik anlayışıyla kurulamayacağını vurguladı.
“IRAK’IN İSTİKRARI HAYATİ ÖNEMDE”
Davutoğlu, konuşmasının sonunda Irak’ın istikrarının tüm bölge açısından hayati olduğunu söyledi.
Irak Cumhurbaşkanı’nın forumda bulunmasını önemli bulduğunu belirten Davutoğlu, Irak’ın bölgesel denklemlerde en kritik ülkelerden biri olduğunu ifade etti.
Davutoğlu, “Irak’ın istikrarı çok önemli. Irak, bu bölgedeki tüm denklemlerde en hayati ülkedir” dedi.
“BU BÖLGE BİZİM MESELEMİZ”
Davutoğlu, Orta Doğu için yeni bir vizyona ihtiyaç olduğunu belirterek konuşmasını bölgesel sahiplenme çağrısıyla tamamladı.
Türkler, Araplar, Kürtler ve İranlıların birbirine saygı duyması gerektiğini söyleyen Davutoğlu, “Bu bizim meselemiz. Bu bölge bize ait” dedi.
Süleymaniye ve Erbil’e gelirken kendisini İstanbul’a ya da Konya’ya gidiyormuş gibi hissettiğini belirten Davutoğlu, bölgesel halklar arasında ortak tarih, ortak kader ve ortak sorumluluk bulunduğunu vurguladı.
Davutoğlu’nun Süleymaniye’deki konuşması, İran-ABD-İsrail savaşı sonrası Orta Doğu’da kurulması gereken yeni güvenlik düzeni, Hürmüz Boğazı’nın korunması, nükleer silahsızlanma, Körfez güvenliği ve Filistin meselesi başlıklarında kapsamlı bir öneri paketi olarak öne çıktı.
