Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Genel Kurulu’nda, Karayolları Trafik Kanunu teklifinin görüşmeleri sırasında söz alan DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Milletvekili Hasan Karal, trafik güvenliği meselesini sosyolojik ve psikolojik boyutlarıyla ele aldı. 10 Ocak 2026 tarihli oturumda konuşan Karal, trafikte artan şiddet ve tahammülsüzlüğün, toplumun genel ruh halinden ve adalet duygusundaki zedelenmeden bağımsız düşünülemeyeceğini savundu.
ANTİDEPRESAN KULLANIMINDAKİ ARTIŞA DİKKAT ÇEKTİ
Konuşmasında Türkiye’nin toplumsal psikolojisine dair veriler paylaşan Karal, son on yılda antidepresan kullanımının yaklaşık yüzde 67 oranında arttığına dikkat çekti. Bu istatistiğin, trafikteki öfke patlamalarının ve kural tanımazlığın temel nedenlerinden biri olduğunu belirten Karal, "Bugün toplum mutlu değildir, huzurlu değildir. Bu huzursuzluk trafikte, evde, sokakta ve iş yerinde kendini göstermekte; en küçük meselelerin bile büyük gerilimlere dönüşmesine yol açmaktadır" ifadelerini kullandı.
SİYASET DİLİ SOKAĞA YANSIYOR
Karal, trafikteki agresif tutumların beslendiği kaynaklar arasında siyasetçilerin kullandığı sert üslubun da bulunduğunu öne sürdü. Siyasetçilerin toplum için rol model olduğunu hatırlatan Karal, şiddeti ve agresifliği normalleştiren dilin terk edilmesi gerektiğini vurguladı.
Karal, konuya ilişkin şu değerlendirmeyi yaptı: "Kullanılan dil ve tutumlar, toplumsal davranışları doğrudan etkiler. Sertleşen siyaset dili yalnızca kürsülerle sınırlı kalmaz; sokağa, eve, iş yerine ve trafiğe yansır. Toplumdan sabır ve kural bilinci bekliyorsak, bu dili önce bizim inşa etmemiz gerekir."
CAYDIRICILIK VE ADALET VURGUSU
Trafik cezalarının tek başına caydırıcı olamayacağını savunan DEVA Partili vekil, kalıcı düzenin ancak etik bir zemin ve sağlam bir adalet duygusuyla mümkün olabileceğini ifade etti. Trafik güvenliğinin çocuk yaşta, Milli Eğitim süreciyle kazandırılması gerektiğinin altını çizen Karal, yolların modernleştirilmesinin sorunu çözmeye yetmediğini belirtti.
Hasan Karal, sözlerini şu çarpıcı ifadelerle tamamladı: "Yollar genişledikçe suç ve cezalar azalmıyorsa, sorunun yalnızca asfalt ve altyapı yatırımlarıyla çözülemeyeceği açıktır. Kanun yazmak kolaydır; zor olan adalet duygusunu ayakta tutmaktır. Ceza da ancak bu duyguya yaslandığında caydırıcı olur. Trafikte korku yerine güveni hakim kılmak zorundayız."
