Erbakan cumhurbaşkanı adaylığını ilan etti: Bir kez daha çekilmemiz doğru olmaz

Erbakan cumhurbaşkanı adaylığını ilan etti: Bir kez daha çekilmemiz doğru olmaz

Yeniden Refah Partisi lideri Erbakan, gelecek seçimlerde partisinin cumhurbaşkanı adayı olacağını açıkladı. İktidarla yeni bir ittifak kapılarını kapatan Erbakan, Abdullah Öcalan ile ilgili tartışmalar için "Referandum yapılmalı" çağrısında bulunurken, belediye başkanlarına yönelik baskıları "siyasi şantaj" olarak nitelendirdi.

Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Fatih Erbakan, Sözcü TV’de katıldığı yayında siyaset gündemine, "çözüm süreci" tartışmalarına ve gelecek seçimlere ilişkin kritik açıklamalarda bulundu. Cumhurbaşkanlığı adaylığı konusundaki tutumunu netleştiren Erbakan, AK Parti ile yeniden bir ittifak ihtimalinin söz konusu olmadığını belirterek, "Denenmiş bir kez daha denenmez" ifadelerini kullandı.

'ADAYLIKTAN ÇEKİLMEMİZ SİYASETEN UYGUN OLMAZ'

Programda cumhurbaşkanı adayı olup olmayacağı sorusunu yanıtlayan Erbakan, partisinin kendi adayıyla seçime gireceğini ve bu ismin de kendisi olacağını duyurdu. Geçmiş seçimlerde Cumhur İttifakı lehine adaylıktan çekildiklerini hatırlatan Erbakan, şu değerlendirmeyi yaptı:

"Aday olmayı düşünüyoruz. Biz bir kere Sayın Cumhurbaşkanı lehine adaylıktan çekildik. Şimdi bir seçimde daha, bizim bir başka isim lehine adaylıktan çekilmemiz siyaseten de, mantıken de çok uygun bir davranış olmaz diye düşünüyorum. Bizim aday olmamız gerekir. Kaldı ki projelerimiz var; 81 ilimize yüzlerce refah projesi, 'Kalkınan Türkiye' programımız ve Ar-Ge başkanlığımızın hazırladığı 9 bin sayfalık müktesebatımız var. Bunları uygulamak istiyoruz. Dolayısıyla Cumhurbaşkanlığına, devleti yönetmeye talip olmamız gayet doğal. Şu anda da biz kendimiz Yeniden Refah Partisi olarak cumhurbaşkanı adayı çıkaracağımızı ve bunun da Genel Başkan olarak biz olacağımızı söylüyoruz."

'ABDULLAH ÖCALAN İÇİN REFERANDUM ÇAĞRISI'

Siyasetin gündemindeki "Umut Hakkı" ve Abdullah Öcalan tartışmalarına da değinen Erbakan, bu konuda karar verici merciin millet olması gerektiğini savundu. Sürecin şehit aileleri ve gazileri derinden etkilediğini vurgulayan Erbakan, bir referandum önerisinde bulundu:

"Madem 'millet bu çözüm sürecini istiyor' diyorsunuz, öyleyse millete soralım. PKK'nın üst düzey yöneticileriyle ilgili ne yapılacaksa veya Abdullah Öcalan'ın umut hakkına kavuşmasıyla ilgili hangi adım atılacaksa, bunu referanduma götürelim. Bu konu Meclis'i de, partileri de aşan bir konudur. Annesini, babasını, evladını kaybetmiş insanlar söz konusu. Referandum olsa sonucun 'hayır' çıkacağını düşünüyorum. Milletin böyle bir noktada 'evet' diyeceğini sanmıyorum."

'KÜRTLERİN HAKLARINI İLK ERBAKAN HOCA DİLE GETİRDİ'

Kürt meselesinin çözümü ile PKK sorununun birbirinden ayrılması gerektiğine işaret eden Erbakan, Milli Görüş hareketinin geçmişteki icraatlarını hatırlattı. Erbakan, "Kürt kardeşlerimizin haklarıyla ilgili en temiz geçmişe sahip hareket Milli Görüş'tür. 1970'lerdeki ağır sanayi hamlesinde en büyük pay Doğu ve Güneydoğu'ya ayrılmıştır. Rahmetli Erbakan Hocamız, 1992'deki Bingöl konuşmasında o dönemin şartlarında çok uç bir çıkış yaparak bedel ödemiş ve siyasi yasaklı duruma düşmüştür. Biz kardeşlikten ve hakların verilmesinden yanayız ancak DEM Parti'yi veya PKK'yı Kürtlerin tek temsilcisi olarak görmek doğru bir yaklaşım değildir" şeklinde konuştu.

'İKTİDAR BELEDİYELERE SİYASİ ŞANTAJ UYGULUYOR'

Yerel seçimlerin ardından partisinden istifa eden belediye başkanları ile ilgili süreci "siyasi şantaj" olarak tanımlayan Erbakan, iktidarın kamu gücünü baskı aracı olarak kullandığını iddia etti. Giresun'daki bir belde belediyesinde yaşanan su kesintisini örnek gösteren Erbakan, şunları kaydetti:

"İktidarın elinde, gerekirse sopayla gerekirse havuçla insanları etkileme imkanı var. Giresun'da bir belde belediye başkanımız, bağlı olduğu ilçe belediyesi Cumhur İttifakı'ndan olduğu için suyunun kesildiğini, halkın perişan olduğunu ve bu yüzden partisinden ayrılmak zorunda kaldığını ifade etti. Bu, Gazze'deki insanların susuz bırakılmasından farksızdır. 'Bana oy vermediniz' diye milleti cezalandırıyorsunuz. Bu bir siyasi kapkaç ve şantajdır. Ancak bu transferler seçmenin de saf değiştirdiği anlamına gelmiyor; aksine halkta daha büyük tepkiye yol açıyor."

Erbakan'ın, çıklamalardan öne çıkan ifadeler şöyle:

"İKTİDAR SEÇİMDE DEM PARTİ'NİN DESTİĞİNİ ALMAK İSTİYOR"

"- Türkiye sürprizler ülkesi. Sayın Bahçeli'nin böyle bir çıkış yapacağını kim tahmin edebilirdi birkaç sene öncesine kadar? Dolayısıyla belki böyle bir şey de olur mu bilemiyorum tabii. Kesin olmaz diyemem.

- Dem Parti'nin desteğini alalım ve anayasayı değiştirelim, sonra da Cumhurbaşkanlığı seçiminde Dem Parti'nin desteğini alalım şeklinde bir yaklaşım mı var? Bu konuda ben de ciddi şüphelere sahibim dediğiniz gibi.

- Dem Parti'nin Cumhur İttifakı adayına destek vermesi söz konusu olabilir. Vermese bile kendisi bir aday çıkartıp muhalefet bloğunun oyunu, 7–8 puanlık ya da 10 puanlık bir oyu oradan alabilir, bölebilir. İkinci turda Sayın Cumhurbaşkanı’na destek olabilir.

- Böyle düşüncelerle, bu gibi saiklerle mi böyle bir yaklaşımın içerisine girildi? Bununla ilgili de tabii şüphelerim var gerçekten."

"PKK'YI KÜRTLERİN TEMSİLCİSİ GÖRMÜYORUZ"

"- HÜDAPAR’ın kendisi, bizzat Sayın Genel Başkanının ifadesiyle, “Biz tabii PKK’yı Kürtlerin temsilcisi olarak görmüyoruz” diyorlar. Yine Dem Parti’yi de tamamen Kürt vatandaşlarımızın temsilcisi olarak görmediklerini ifade ediyorlar.

- Onlar da bizim gibi aslında sürecin dışında kalmayalım, içerisinde bulunalım; kardeşliğe, barışa, demokrasiye, kucaklaşmaya bir katkı sağlayacaksa bu komisyon, biz baştan istemezlik tabiri caizse demeyelim ve burada bulunalım diye düşündüler.

- Bizim de aslında Yeniden Refah Partisi olarak pozisyonumuz o şekildeydi. Bizim parti içinde tartışmalar oldu. “Efendim komisyona hiç girmesek mi?” diye, İYİ Parti’nin yaptığı gibi mesela. Ama bunun da çok uygun olmayacağını düşündük. Başından bu işi tabiri caizse kestirip atmak yerine, içinde olup bir katkı sağlayabilir miyiz noktasındaydık.

- Ama tabii dünkü açıklamalar —gerçi CHP tarafından da yalanlandı— bizde bununla ilgili komisyon üyemiz, İstanbul Milletvekilimiz Doğan Bekin Bey’in akşam saatlerinde bir açıklaması oldu. Yani orada bir mutabakat, “umut hakkı” ile ilgili bütün partilerin ortak bir görüşü diye bir şey söz konusu değil tabii. Yani ortak bir metin yazılsın gibi bir durum yok.

- Referandum konusu çok önemli bizim için. Yani millete sormak ve milletin onaylayacağı bir şekilde bu işi yürütmek. Çünkü hak sahibi burada ve söz sahibi asıl olarak millettir.

- Kendi çocuğunu, eşini, evladını, annesini, babasını şehit vermiş insanların burada karar verici olması gerekir. Bu yetkiyi biz Meclis’e de alamayız, partilere de alamayız, kendimiz de bunu yapamayız. Bizim düşüncemiz bu."

'YPG'NİN DE SİLAH BIRAKMASI ÖNEMLİ'

"- Bununla beraber PYD ve YPG’nin —yani PKK ile birlikte diğer unsurların da— silah bırakması ve Suriye’de kurulacak olan, kurulmakta olan orduya entegre olmaları bizim için önemli.

- Son aşamada böyle bir gelişme oldu. Hatta Amerika’nın PYD, YPG’yi de yarı yolda bıraktığına ilişkin birtakım açıklamalar oldu. Bunu biz olumlu görüyoruz. Yani Suriye’de bütün etnik kökenden, bütün mezhep kökenine sahip insanların temsil edildiği çoğulcu bir demokrasi olsun, bir yönetim olsun ve seçimler bir an önce yapılsın.

- Ama Suriye’nin toprak bütünlüğü ve üniter yapısı da korunsun. Bu bizim kırmızı çizgimiz. Bu toprak bütünlüğünün ve üniter yapının korunması için de orada tabii bir devletçik olmaması lazım. PYD’nin, YPG’nin, SDG’nin kuracağı bir devletçik olmaması lazım."

'İKTİDAR BASKIYLA TRANSFERLER YAPIYOR'

- Sayın Özgür Özel’in kulakları çınlasın, “kapkaç” diyor; biliyorsunuz, “siyasi kapkaç” diyor. Biz de bunu “siyasi şantaj” diye anlatıyoruz.

- Tabii iktidarın çok ciddi imkanları var. Ellerinde önemli nimetler bulunuyor. Gerekirse tabiri caizse sopayla, gerekirse havuçla insanları etkileme ve mobilize etme imkanı, kabiliyeti var. Biz de bu süreci yaşıyoruz.

- Mesela bir örnek: Giresun’da bir belde belediye başkanımız var. Bağlı olduğu ilçenin belediye başkanı Cumhur İttifakı’ndan. Beldenin suyunu kesiyor, su vermiyor. Bütün belde halkı susuzluktan perişan halde.

- Şimdi bu, Gazze’deki insanların susuz ve aç bırakılmasından ne farkı var? Bana oy vermediniz diye milleti cezalandırmış oluyorsunuz.

- O belediye başkanımız çok temiz, düzgün bir insandı. Ama dedi ki: “Ben milletin yüzüne bakamıyorum. İnsanların perişan olduğunu görüyorum, ben de perişan oluyorum. Bu su meselesinden dolayı mecburen Yeniden Refah Partisi’nden ayrılacağım.” Ve ayrıldı.

- Hangi beldeydi? Giresun’da bir belde. İsmini çok şey yapmak istemiyorum ama bağlı olduğu ilçe, dediğim gibi, Cumhur İttifakı’ndan bir belediyeye bağlı.

- Bazı yerlerde de insanların yapısı buna müsait oluyor. Bir takım menfaatler devreye giriyor. “İller Bankası’ndaki işiniz çözülecek, ciddi bir ödenek alacaksınız, iş makineleri transfer edeceğiz. Ama Yeniden Refah Partisi’nde kalırsanız bu imkanlara kavuşamayacaksınız” deniyor.

- Tabii bu sadece Yeniden Refah Partisi ile ilgili değil. Diğer partilerde de oldu, CHP dahil. Maalesef bir siyasi şantaj ve Sayın Özgür Özel’in tabiriyle siyasi kapkaç olayları yaşanıyor.

- Yani seçimde sandıkta alamadıklarımızı, seçimden sonra baskıyla ya da menfaatle kendi saflarımıza katalım anlayışı. Ama bu, oradaki seçmenin AK Parti’ye katıldığı anlamına gelmiyor. Siz belediye başkanını transfer ediyorsunuz ama oradaki seçmen muhalif duruşunu muhafaza ediyor. Hatta daha da çok tepki oluşuyor, ters tepmeye yol açıyor.

- Bizden geçen belediye başkanlarının olduğu beldelerde, ilçelerde halkla buluştuğumuzda bunu görüyoruz. CHP’den AK Parti’ye geçenlerin olduğu yerlerde de halkın ciddi tepkisi var.

- Milletin iradesine rağmen, milletin seçimine rağmen, iktidar gücüyle, baskıyla, tabiri caizse sopayla insanları transfer etmenin bir manası yok. Çünkü seçmen size blok halinde gelmiyor. Tam tersine, bu durum iktidara karşı daha güçlü bir duruş ortaya çıkarıyor.

- Yeniden Refah Partisi’nden ayrıldıktan sonra nereye gittiğinin çok da önemli olduğunu düşünmüyorum. Asıl önemli olan, milletin seçimine saygı duyulması ve omurgalı bir duruş sergilenmesi.

- Millet, oradaki AK Parti belediyesinin yönetiminden rahatsız olduğu için değişiklik olsun diye muhalefet partisi olarak Yeniden Refah Partisi’ne oy vermiş. Adayın elbette payı olabilir ama esas olarak millet mevcut AK Parti belediyecilik anlayışının yerine yeni bir anlayış gelsin istemiştir.

- Siz bunların hepsini bir kenara atıp AK Parti’ye geçerseniz, bu uygun bir davranış değildir. Üzücüdür, omurgalı bir duruş değildir. Ama maalesef siyasetin içinde bu tür olaylar yaşanıyor."

'AK PARTİ'DE KOPUŞLAR VAR'

"- AKP'de kopuş görüyoruz ve ciddi bir tepkinin de oluştuğunu görüyoruz sahada Anadolu'da. Özellikle ekonomik sıkıntılarla, adalet ve çifte standart noktasında yapılanlar dolayısıyla çok ciddi bir tepki var ve oylarının da erimesi olarak bunun yansıdığını görüyoruz yani.

- Bugün işte MHP'nin barajı geçip geçmeyeceği tartışılıyor. 5 puan civarında bulan anketler var. Hatta iktidara yakın anketler var. Her seçim tartışılıyor, her seçimde bir şekilde yediğim oluyor. Şimdi ama tabii o da yetmiyor.

- 30'da AK Parti derseniz 35 yapıyor. Tabii 50 artı biri bulmaları çok zor. 40 artı biri bulmaları bile son derece zor. İşte bunu örtmek, bunu kapatmak için “Efendim 30 bin kilometre bölünmüş yolu yaptık.” Tabii elinize sağlık, çok güzel ama yani vatandaşın borcu da 6 milyardan 5.7 trilyona çıktı.

- Bin misli artmış AK Parti iktidar döneminde vatandaşın banka borçları. Bu dünyanın hiçbir yerinde görülmüş bir şey değil. Millet fakirleşti. Asgari ücretli açlık sınırının altında, emekli açlık sınırının altında.

- Bölünmüş yollar güzel de, hızlı tren de güzel, havaalanı da güzel ama vatandaşın yoksulluk sınırının altında ve açlık sınırının altında olduğu bir ülkede trenlerin, uçakların, havaalanlarının da çok bir anlamı yok derdim."

'AK PARTİ İLE İTTİFAK YOK'

"- (Son seçimde yüzde 7'ye yakın oy) Aslında bir yerde de bu oyu bekliyorduk ama şunu da söyleyebilirim, daha da yüksekti. Belki 8 puan veya üzerindeydi ama sandıkta biz çok oy kaybettik. Çünkü sandıklarda bizim maalesef müşahitlerimiz yeterli seviyede değildi.

- Biz 63 belediye değil belki 100'e yakın belediyede alabilecektik ama sandık hilelerine, sandık oyunlarına maalesef kurban gittik. Aslında 100'e yakın belediye ve %8–8,5'luk bir oy alabilecek durumdaydık. Sahada da bunu görüyorduk.

- Tabii burada iktidara olan tepkinin, tepki oylarının ciddi bir yansıması oldu. Yani sadece bir belediye seçimi olarak vatandaş değerlendirmedi. İktidara; ekonomiden dolayı, dış politikadan dolayı, işte Gazze'deki yaklaşımlarından dolayı bir ders verme olarak da değerlendirdiler.

-Ve ciddi bir tepki oluştu. O nedenle de AK Parti tabii çok sayıda belediyesini kaybetti. Bizim gibi muhalif partilerde de bir yükseliş oldu ama Yeniden Refah Partisi tabii üçüncü büyük parti haline geldi. Yani AK Parti, CHP arkasından Yeniden Refah Partisi yüzde 7 ile.

- (AK Parti ile yeniden ittifak) Onun kesinlikle olmayacağını ifade ettik. Çünkü denenmiş bir kez daha denenmez. Fedakarlıkla, çok büyük iyi niyetle biz bir ittifakta bulunduk. Maddelerimizi koyduk, şartlarımızı koyduk. Bunların hiçbirine uyulmadığı gibi tam tersi yapıldı."

YORUMLAR
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.
Diğer Haberler
Son Dakika Haberleri
KARAR.COM’DAN