CHP Genel Başkanı Özgür Özel ile Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Fatih Erbakan’ın Yeniden Refah Partisi Genel Merkezi’nde gerçekleştirdiği görüşme, Türkiye’de yargı uygulamaları, ekonomik adaletsizlikler ve olası erken seçim tartışmalarının yoğunlaştığı bir dönemde yapıldı.
Görüşmenin ardından düzenlenen ortak basın toplantısında konuşan Erbakan, kamuoyunda “Aziz İhsan Aktaş Davası” olarak bilinen ve CHP’li bazı belediye başkanlarının tutuklanmasıyla sonuçlanan yargı süreci üzerinden, yargıda çifte standart uygulandığı yönündeki eleştirileri sert sözlerle dile getirdi. Erbakan, aynı dosya kapsamında farklı siyasi partilere mensup belediyelere yönelik farklı tutumlar sergilenmesini kabul etmediklerini vurgulayarak, “partisine, kişisine ya da makamına göre değişen hukuk anlayışına” karşı olduklarını ifade etti. Görüşmede ayrıca gelir dağılımındaki adaletsizlik, emekli ve asgari ücretlilerin yaşadığı ekonomik sıkıntılar, artan hayat pahalılığı ve muhalefetin erken seçim çağrıları da kapsamlı biçimde ele alındı.

FATİH ERBAKAN ŞUNLARI KAYDETTİ:
"Siyasi partiler arasındaki diyaloğun, müzakerenin, ilişkilerin güçlü bir şekilde devam etmesinin faydalı olacağına inandığımızı daha önce de defaatle ifade ettik. Türkiye'deki kutuplaşma ortamının, çatışma ortamının ortadan kalkması ve ülkeye, millete hizmet için iyi niyetle gayret eden herkesin, tüm siyasi partilerin bir araya gelerek diyalog içerisinde, müzakere içerisinde olmasının faydalı olacağını ifade ettik.
Sayın Genel Başkan'nın ifade ettiği gibi görüşmemizde paylaşımda adalet meselesi özellikle gündeme geldi. Türkiye'de ciddi bir paylaşımda adaletsizlik sorunu olduğu, maalesef gelir ve servet dağılımında adaletsizliğin had safhada olduğu, borç-faiz-zam vergi ekonomisinin Türkiye'de milyonlarca emekçiyi, emekliyi, asgari ücretliyi, çiftçiyi ve küçük esnafı mağdur ettiğini görüşmemizde ele aldık.

'MUHALEFETE AYRI HUKUK, İKTİDARA AYRI HUKUK UYGULAMALARININ KARŞISINDAYIZ'
Türkiye'de önemli bir yargıda adalet problemi olduğunu biraz önce kendilerinin de ifade ettiği gibi değerlendirdik. Özellikle biz de zaman zaman ifade ediyoruz. Evet, bir yargılama yapılacaksa yapılsın. Kimse bir usulsüzlük yapmasın. Kimse bir yolsuzluk yapmasın. Adil bir yargılama olsun ama muhalefete ayrı hukuk, iktidara ayrı hukuk uygulamalarının karşısında olduğumuzu biz de defaatle ifade etmiştik. Bu görüşmede de bunu ele aldık. Aynı şahıs AK Parti'li ve MHP'li belediyelerle de işleri olmuş. CHP'li belediyelerle de olmuş. 'CHP'li belediyelerle olan işleriyle ilgili bir soruşturma yapalım, bir yargılama yapalım. O belediye başkanlarını tutuklu yargılayalım. Ama AK Parti'li ve MHP'li belediyelere gelince suspus olalım' şeklinde bir anlayışı kabul etmemiz mümkün değil. Yargıda adaletin olması, adamına göre, partisine göre, kişisine göre hukuk uygulamalarının karşısında olduğumuzu bir kez daha ifade etmek istiyorum.
"MEVCUT İKTİDAR BİR MAĞDURİYETLER CUMHURİYETİNİ OLUŞTURDU"
Sayın Genel Başkan'ın ifade ettiği gibi mağduriyetler konusu görüşmenin gündem maddelerinden bir tanesiydi. Gerçekten de maalesef mevcut iktidar kendi çevresini, kendi iktidar çevresini güçlendirmek ve refahını arttırmakla meşgulken bir yandan da bir mağduriyetler cumhuriyetini maalesef oluşturdu. Atanamayan öğretmenler, kamu mühendisleri, yapı kayıt mağdurları daha pek çok mağduriyet sayılabilir. Bunlarla ilgili de bir gündeme getirme çalışmasının muhalefet partileri tarafından daha güçlü şekilde yapılması ve bu konuların daha güçlü şekilde takipçisi olunması konusunda da bir müzakerede, bir görüş alışverişinde bulunuldu.
Kendilerinin de ifade ettiği gibi milletin meselesi bizim meselemizdir. Bu görüşmelerde de iki siyasi partinin başkanı olarak elbette ki milletimizin derdiyle dertlenmek adına bu meseleleri ele aldık. Bir olası erken seçimin tarihi ile ilgili de çeşitli görüş alışverişlerinde bulunduk. Bu seçimin bize göre, muhalefet partilerine göre bir an evvel yapılması gerektiğini ve milletin de böyle bir istek içerisinde olduğunu da burada karşılıklı olarak müzakere ettik. Yapılan araştırmalar da bizim parti başkanları olarak, parti teşkilatları olarak sahada, Anadolu'da, Trakya'da gördüğümüz de milletin kahiri ekseriyetinin bir an evvel bir erken seçim yapılması ve bu ekonomik sıkıntılardan, bu ekonomik krizden, bu adaletsizlikten kurtulmak olduğunu müşahede ettiğimizi ifade ettik."

"20 BİN LİRA GİBİ BİR SEFALET ÜCRETİNİ EMEKLİYE REVA GÖRMEK KABUL EDİLEBİLİR DEĞİL"
Eski AK Parti Milletvekili Şamil Tayyar'ın emeklilerle ilgili açıklamasının sorulması üzerine Erbakan, şu yanıtı verdi:
"Emeklilerimiz rahmetli Erbakan hocamızın Başbakan olduğu 54'üncü hükümet dönemini hatırlıyorlar. O dönemde emekli maaşlarına yapılan yüzde 300'lük inanılmaz bir zam oranını hatırlıyorlar ve diyorlar ki, 'Biz maaş değil harçlık alıyorduk. Rahmetli Erbakan hocamız bunu maaşa çevirdi' diyorlar. Bir koalisyon hükümeti olmasına rağmen, 11 aylık bir sürede olmasına rağmen böyle bir hizmet yapılabildi. Nasıl yapıldı? Paylaşımda adalet sağlanarak, rantiyenin muslukları kesilerek, faize giden paralar kurtarılarak, usulsüzlük, yolsuzluk ve israfın önüne geçilip zarar eden kitler kara geçirilerek paketi oluşturuldu ve bu paket millete verildi. Paylaşımda adaletten kastımız zaten bu.
Ama bugün maalesef bir kilo pastırmanın iki bin liraya dayandığı, bir kilo fıstığın bin lira olduğu, bir kilo etin bin liraya dayandığı bir ortamda, bir gram altının sekiz bin lirayı aştığı bir ortamda ve açlık sınırının 33 bin liraya dayandığı bir ortamda, yoksulluk sınırının da 100 bin liraya dayandığı bir ortamda, 20 bin lira gibi bir sefalet ücretini emekliye reva görmek gerçekten de kabul edilebilir bir durum değildir. Sayın Genel Başkan'ın da ifade ettiği gibi, bizim de Yeniden Refah Partisi olarak gördüğümüz emekliler çok ciddi bir şekilde erken seçimin olmasını ve bir iktidar değişiminin olmasını istiyorlar bu ekonomik koşullar dolayısıyla."

ERBAKAN'DAN MESTAN ÖZCAN'A: "SÖYLENECEK ÇOK FAZLA BİR SÖZ YOK"
Fatih Erbakan, AK Parti Tekirdağ Milletvekili Mestan Özcan'ın maaşıyla geçinemediğine ilişkin açıklamasını nasıl değerlendirdiğinin sorulması üzerine, "Tabii söylenecek çok fazla bir söz yok. Kendisi bu rakamla geçinmekte zorlanırken 28 bin liralık bir asgari ücret, 20 bin liralık bir emekli maaşıyla milyonlarca insanın geçinmeye mahkum edilmesi gerçekten de açıklanabilecek bir durum değil" ifadelerini kullandı.
