Bölgesel bir savaşın eşiğinde olan Orta Doğu’da diplomasi trafiğinin merkez üssü haline gelen Ankara, krizin olası sonuçlarına dair en net projeksiyonunu sundu. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, katıldığı bir iftar programında yaptığı değerlendirmelerde, 28 Şubat’ta başlayan askeri operasyonun varabileceği nihai noktaları analiz etti.
Türkiye'nin önceliğinin karşılıklı saldırıların durması ve diplomasiye dönülmesi olduğunu vurgulayan Bakan Fidan, İran'ın Türkiye'ye saldırma ihtimalinin olup olmadığı sorusuna ise "Türkiye kendini her zaman korur. Bunun için gerekli iradeye de yeteneğe de sahibiz" yanıtını verdi.
"ASKERÎ YETERSİZLİK Mİ, REJİM DEĞİŞİKLİĞİ Mİ?"
Bakan Fidan, sahadaki çatışmanın durması için masada olan iki ana parametreyi şu sözlerle özetledi:
"Bu savaşın bitiş çerçevesi iki uçlu görünüyor: Minimum senaryo, saldıran tarafı tatmin edecek düzeyde bir askerî yetersizliğe (İran'ın kabiliyetlerinin yok edilmesi) ulaşılmasıdır. Maksimum senaryo ise doğrudan bir rejim değişikliğidir."
Fidan, çatışmanın kapsamının genişlemesi halinde sadece bölgenin değil, küresel istikrarın da geri dönülemez bir hasar alacağı uyarısında bulundu. Türkiye’nin bu süreçteki pozisyonunun ise "karşılıklı saldırıların derhal durdurulması ve masaya dönülmesi" olduğunun altını çizdi.
ANKARA HATTINDA DEV DİPLOMASİ TRAFİĞİ
Saldırıların başladığı ilk andan itibaren telefon diplomasisini en üst seviyeye çıkaran Hakan Fidan, bölge ve dünya başkentleriyle temaslarını sürdürüyor.
İran, Irak, Suudi Arabistan, Katar, Suriye ve Mısır dışişleri bakanlarıyla yapılan görüşmelerde "gerilimi düşürme" stratejileri ele alındı.
AB Dış İlişkiler Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas ve Fransa, İspanya, Azerbaycan gibi ülkelerin temsilcileriyle krizin insani ve siyasi boyutları değerlendirildi.
Endonezya'dan Macaristan'a, Umman'dan Bulgaristan'a kadar geniş bir coğrafyada güvenlik mimarisinin korunması için görüş alışverişinde bulunuldu.
