Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, CNN Türk canlı yayınında gazeteci Hakan Çelik'in sorularını yanıtlayarak, bölgedeki çatışmaların gidişatı ve Türkiye'nin aldığı önlemler hakkında kapsamlı açıklamalarda bulundu.
Bakan Fidan'ın açıklamalarında öne çıkan en önemli başlık, bölgedeki Kürt grupların hareketliliği oldu. ABD'nin bölgedeki operasyonları sürerken ve ABD Başkanı Donald Trump'ın Kürt grupları İran'da sahaya sürme planı uluslararası basında yankılanırken, terör örgütü PKK, İran kolu PJAK ve uzantılarının sahadaki durumuna ilişkin soruyu cevaplayan Fidan, Ankara'nın süreci anbean izlediğini söyledi.
"KÜRT GRUPLARIN İTTİFAK KURDUĞUNU GÖRÜYORUZ"
Fidan, farklı çizgideki Kürt grupların bir araya gelmesine dikkat çekerek şu ifadeleri kullandı:
"Bölgede birinci savaşta da buna benzer bir kıpırdanmanın emaresini görmüştük. Şimdi bir kımıldama olur mu olmaz mı, bunu yakından takip ediyoruz. Yani farklı çizgideki Kürt grupların bir araya gelerek bir ittifak kurduklarını, ortak açıklamalar yaptıklarını da görüyoruz. Bunları tabii ki yakından takip ediyoruz. Bunlar rejimle ne kadar savaşacaklar, bulundukları yerdeki diğer etnisitelerle ne kadar savaşacaklar, ne olacak, neyi hedefliyorlar, nereden ne çıkar, hepsini takip ediyoruz, analiz ediyoruz."
SAVAŞ NASIL BİTECEK? "MİNİMUM ASKERİ YIKIM, MAKSİMUM REJİM DEĞİŞİKLİĞİ"
İsrail ve ABD'nin temel amacının İran'ı gelecekte bir tehdit olmaktan çıkarmak olduğunu belirten Fidan, savaşın bitiş senaryolarına dair şu analizi yaptı:
"Savaş, en erken temel askeri kabiliyetlerin yok edilmesi veya etkisiz hale getirilmesiyle, en geç ise İran’da bir rejim değişikliğiyle sona erebilir. Bu minimum şartın gerçekleşmesi belli bir süre, belli bir askeri operasyon silsilesi isteyecek. İran geniş bir coğrafya. Füze sistemleri, radar sistemleri, hava savunma sistemleri, elektronik harp sistemleri, deniz kuvvetleri çok yere dağılmış durumda."
Fidan, İran'ın ise karşı tarafa "maliyet üretmek" amacıyla Körfez'deki enerji hedeflerini bombaladığını, ancak İran'ın bölgedeki vekil unsurlarında (proxy) şu ana kadar çok belirgin bir hareketlenme görülmediğini ifade etti.
EN KÖTÜ SENARYO: KÜRESEL ENERJİ KRİZİ
Türkiye'nin temel talebinin karşılıklı saldırıların durması ve diplomasiye dönülmesi olduğunu vurgulayan Fidan, savaşın başlamasını diplomatik çabalarla bir süre geciktirdiklerini ancak tarafların eski yönteme dönmeyi tercih ettiğini söyledi.
Fidan, mevcut şartlardaki en olumsuz senaryoyu ise şu sözlerle açıkladı: "Çatışmanın tırmanarak sürmesi ve İran’la birlikte tüm bölgeyi içine çeken bir istikrarsızlık ortamının oluşması. Bunun yanında enerji boyutu var. İran’dan doğal gaz akışının kesilmesi ya da Körfez ülkelerinden enerji ithalatında ciddi bir aksama yaşanması, küresel ölçekte enerji arz güvenliği açısından önemli bir risk doğurabilir."
"İRAN KENDİ VATANDAŞININ ÇIKIŞINA İZİN VERMİYOR"
Dışişleri Bakanı, İran'da bulunan yaklaşık 20 bin Türk vatandaşının durumu ve olası bir göç dalgası hakkında da net bilgiler verdi. Şu ana kadar olaylarda yaralanan veya hayatını kaybeden hiçbir Türk vatandaşı bulunmuyor. İran'la olan üç sınır kapısından Türk vatandaşları ve üçüncü ülke vatandaşları Türkiye'ye sorunsuz geçiş yapabilirken, büyükelçilikler, başkonsolosluklar ve çağrı merkezleri 24 saat esasıyla hizmet vermeye devam ediyor. Geçen Haziran ayından bu yana Dışişleri koordinasyonunda İçişleri, AFAD, Kızılay, Savunma Bakanlığı ve MİT ile her türlü planlamanın yapıldığını aktaran Fidan, sınırda şu an için bir sığınmacı dalgası olmadığını belirterek çok kritik bir detayı paylaştı: "Şu anda İran kendi vatandaşlarını sınırdan çıkarmıyor. İran izin vermiyor şu anda. Dolayısıyla İran'dan hiç kimse gelmiyor şu anda bize."
Bakan Fidan ayrıca, Türkiye'nin kendini koruyacak irade ve yeteneğe sahip olduğunu vurgularken, Kıbrıs adası için (hem Kuzey hem de Güney) riskin an itibarıyla "çok sınırlı" olduğunu değerlendirdiğini sözlerine ekledi.
