Diyarbakır, Elazığ ve Malatya hattında can damarı görevi gören Karakaya Barajı, doğanın muazzam dönüşümüne sahne oluyor. Geçen yıl kavurucu sıcaklar ve yağışsız geçen mevsimler nedeniyle alarm veren baraj havzası, kış aylarında etkili olan kar ve yağmurla adeta küllerinden doğdu. Malatya kesiminde kaydedilen dron görüntüleri, su seviyesindeki çarpıcı yükselişi ve bölgedeki ekosistemin yeniden canlanışını gözler önüne serdi.
KARA PARÇALARI SULARA GÖMÜLDÜ
Geçtiğimiz sene baraj rezervuarında yaşanan ekstrem çekilme, bölge halkını hayrete düşüren manzaralara yol açmıştı. Su seviyesinin metrelerce gerilemesiyle ortaya çıkan kara parçaları, yetiştiriciler tarafından büyükbaş hayvanların karşıdan karşıya geçiş güzergahı olarak kullanılıyordu. Ancak bu yıl mevsim normallerine dönen yağış rejimi, "yürüyüş rotası" olan bu bölgeleri tekrar suyun derinliklerine hapsetti. Kara parçalarının kaybolmasıyla birlikte baraj, eski görkemli sınırlarına ulaştı.

BALIKÇILIK SEKTÖRÜNE CAN SUYU
Su seviyesindeki kritik düşüş, sadece tarımı değil bölgedeki balıkçılık faaliyetlerini de durma noktasına getirmişti. Rezervuarın dolmasıyla birlikte su altı yaşamı yeniden hareketlendi. Uzun süredir sessizliğe gömülen baraj gölünde ağlar tekrar atılmaya, balıkçılar sularla buluşmaya başladı. Suyun yükselmesi, hem ticari balıkçılık hem de bölge ekonomisi için büyük bir müjde olarak değerlendiriliyor.
KURAKLIK RİSKİ TAMAMEN BİTTİ Mİ?
Malatya Turgut Özal Üniversitesi Ziraat Fakültesi Biyosistem Mühendisliği Bölüm Başkanı Doç. Dr. Yeşim Bozkurt Çolak, konuya dair önemli teknik değerlendirmelerde bulundu. Bölgedeki buharlaşma kayıplarının ve sıcaklık artışının su kaynakları üzerindeki baskısını hatırlatan Çolak, mevcut tablonun sevindirici olduğunu ancak temkinli olunması gerektiğini belirtti. Çolak, "Yağışlar toprak nemini iyileştirerek hidrolojik sistemi dengeledi; bu durum sulama sezonuna daha güvenli girmemizi sağlıyor" dedi.

SÜRDÜRÜLEBİLİR SU YÖNETİMİ İÇİN KRİTİK EŞİK
Kış ve erken ilkbahar yağışlarının baraj havzası için altın değerinde olduğunu ifade eden uzmanlar, bu yükselişin kuraklık riskini tamamen yok etmediğini ancak süreci "yönetilebilir" kıldığını vurguluyor. Çiftçiler için sulama planlamasında büyük bir avantaj sağlayan bu doluluk oranı, bölgenin tarımsal üretim kapasitesini koruması açısından stratejik bir kazanım olarak kayıtlara geçti.
