İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı ve CHP’nin cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu’nun da aralarında bulunduğu 68’i tutuklu 414 sanıklı İBB davasının 47’nci duruşma günü, Silivri’deki Marmara Kapalı Cezaevi’nin 1 No’lu Duruşma Salonu’nda devam etti.
İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi’nce görülen duruşmada, Medya AŞ Genel Müdürü Fatoş Pınar Türker savunmasını sürdürdü. İki kızıyla birlikte yaşadığını belirten Türker, konuşması sırasında sık sık zorlandı, ağladı ve salonda duygusal anlar yaşandı. Savunmayı izleyen bazı seyirciler ve sanıklar da Türker’in anlattıklarını gözyaşlarıyla dinledi.
“ÇOCUKLARIM AĞLIYORDU, SU VERMEME BİLE İZİN VERİLMEDİ”
Türker, 19 Mart’ta evine polislerin geldiği anı anlatarak, çocuklarının yaşadığı korkuyu dile getirdi. Polislerin eve girdikten sonra telefonunu aldığını ve hiçbir şeye dokunmamasını söylediğini belirten Türker, çocuklarının ağladığını, küçük kızının okula gitmesi gerektiğini ancak hareket etmelerine izin verilmediğini söyledi.
Türker, o anları şöyle anlattı:
“Çocuklarım ağlıyor, diyorum ki, ‘Bir su vereyim’, ‘Hayır’. Küçük kızım okula gidecek, ‘Hayır, kimse kımıldamasın, delil karartmayın’ diyor sürekli polis bey. Onun gözlerindeki bakışı hiç unutmayacağım.”
Evde yapılan arama sırasında şirket kaşesi sorulduğunu belirten Türker, “Ben şirketin genel müdürüyüm, kaşeyi ne yapayım?” dediğini aktardı. Kızlarının kendisine sarılmak istediğini ancak buna da izin verilmediğini söyleyen Türker, “Siz mali suçlar için gelmediniz mi? Biz ne delili karartacağız?” diye sorduğunu anlattı.
Türker, polisin “Biz cinayet masadan geliyoruz” yanıtı üzerine çocuklarının daha fazla korktuğunu belirterek, “Öyle olunca benim kızlarım avaz avaz ağlamaya başladılar” dedi.
“NEZARETHANEDE ZAMAN MEFHUMUNUZU YİTİRİYORSUNUZ”
Gözaltına alındıktan sonra Vatan Emniyet’e götürüldüğünü anlatan Türker, nezarethanede yaşadığı süreci de mahkeme heyetine aktardı. Nezarethanenin bodrum katta olduğunu, cam ve pencere bulunmadığını söyleyen Türker, burada zaman algısını kaybettiklerini ifade etti.
“Nezarethanede zaman mefhumunuzu yitiriyorsunuz” diyen Türker, içeride tanıdığı ve tanımadığı birçok kişinin de bulunduğunu belirtti.
Türker, bir kadın memurun arama yapılacağını söyleyerek kendisini küçük bir odaya götürdüğünü, burada çıplak aramaya maruz bırakıldığını öne sürdü.
ÇIPLAK ARAMA İDDİASI: “BEN UTANMIYORUM, YAPAN UTANSIN”
Çıplak arama sürecini anlatırken zorlanan Türker, bu uygulamanın insanların onurunu kırmak için yapıldığını söyledi.
Türker, yaşadıklarını şöyle aktardı:
“Böyle arşiv odası gibi bir yere aldı kadın memur beni. ‘Soyun’ dedi. ‘Nasıl yani’ dedim. Eldiven taktı eline. Arkada klasörler, çok küçük bir oda. ‘Üstünü çıkar’ dedi. Üstümü çıkardım. Kontrol yaptı. ‘Tamam. Üstünü giyebilirsin’ dedi. ‘Gidebilir miyim’ dedim. ‘Hayır. Eşofmanını da indir’ dedi.”
Türker, anlatımının bu bölümünde salondakilere dönerek, “Utananlar varsa çıkabilir, ben utanmıyorum ama yani bu insanların onurunu, gururunu yıkmak için yapılıyormuş ama yapan utansın, ben utanmıyorum” dedi.
“FATOŞ ÇOK ÇIĞLIK ATINCA BARİ BEN SUSAYIM DEDİM”
Tutuklandıktan sonra Silivri’ye götürüldüklerini anlatan Türker, kendisiyle birlikte tutuklanan kadınların önce aynı koğuşa konulacaklarını düşündüklerini, ancak daha sonra ayrı ayrı koğuşlara yerleştirildiklerini söyledi.
Türker, “Biz 5 kadınız. Bir de dışarıdan bir firma temsilcisinin eşi var. ‘Sizi 6 kişilik koğuşa koyacağız’ dediler. Biz çok sevindik. Sonra müdür hanım, ‘Adalet Bakanlığı’ndan talimat geldi. Sizi ayrı ayrı koyacağız’ dedi” ifadelerini kullandı.
Ayrı koğuşlara konulduklarında camdan birbirlerini duymaya çalıştıklarını anlatan Türker, “Fatoş çok çığlık atıyordu. Fatoş çok çığlık atınca ona bir şey olacak diye ben bari susayım dedim. Çünkü birimiz susuyoruz, birimiz ağlıyoruz” dedi.
SAVCIYLA GÖRÜŞMESİNİ ANLATTI
Türker, tutuklandıktan sonraki ilk sabah SEGBİS’e çıkarıldığını ve karşısındaki ekranın bir mahkeme salonuna değil, savcının ofisine bağlandığını söyledi. Ekrandaki ortamı daha önce ifade verdiği savcının odası olarak tanıdığını belirten Türker, savcının kendisine yeniden ifade vermesini istediğini anlattı.
Türker’in aktardığına göre savcı, kendisine “Fatoş şimdi ağlarsın böyle karşımda. Ben sana ne dedim? Ben senin ne olduğunu biliyorum ama bu adamlar sana kumpas kuracak demedim mi? Niye konuşmadın sen? Verecektin ifadeni gidecektin” dedi.
Kendisinin bildiği her şeyi anlattığını söylediğini belirten Türker, savcının bu kez cezaevinden çıkarılıp Çağlayan’a getirileceğini söylediğini aktardı.
Türker, “Bak şimdi sen git. Eşyalarını topla. Ben sana Çağlayan’dan araba göndereceğim. Geleceksin. Burada bana ifadeyi vereceksin, buradan çocuklarına gidersin” denildiğini söyledi.
“SEN BU KAFAYLA ÇOCUKLARINI ASLA GÖREMEYECEKSİN”
Türker, yeniden ifade vermeden önce avukatına danışmak istediğini söylediğinde savcının tepki gösterdiğini öne sürdü. Savcının masaya vurduğunu anlatan Türker, kendisine çocukları üzerinden baskı yapıldığını iddia etti.
Türker, savcının sözlerini şöyle aktardı:
“‘Hâlâ avukat diyorsun bana. Sen bu kafayla bir daha çocuklarını asla göremeyeceksin. Sen bekarsın, değil mi? Velayetleri de sende? Senin çocukların reşit de değildi, değil mi? Eh, artık Sosyal Hizmetler alır senin çocuklarını’ dedi.”
Bu sözleri anlatırken duygulanan Türker, “Bir anneye böyle denir mi?” diye sordu.
Türker, savcının ayrıca mal varlığı tedbirine ilişkin elinde karar bulunduğunu, kendisine belli bir tarihe kadar süre verdiğini ve “Ya bana gelir konuşursun ya da malını mülkünü de alacağım” dediğini öne sürdü.
“ÇOCUKLARIMA YAZIK GÜNAH DEĞİL Mİ?”
Yaşadıklarına tepki gösteren Türker, kendisini tanımayan insanların bu kadar sert davranmasını anlamadığını söyledi. Düzce Cezaevi’ne götürüldüğünü de anlatan Türker, burada 40 metrekarelik bir alanda çok sayıda kişiyle kaldığını belirtti.
Türker, yargılanmaktan kaçmadığını, varsa bir hatasının ortaya çıkmasını istediğini ancak annelik rolü üzerinden ağır bir bedel ödediğini söyledi.
“Ben Medya AŞ Genel Müdürü olarak yargılanmaktan hiç gocunmuyorum” diyen Türker, şöyle devam etti:
“Elbette ki varsa bir hatamız neyse ortaya çıksın. Bence yok, ben yüzde 100 beraat edeceğime, yüzde 90 bile değil, inanıyorum ama siz burada lütfen, rica ediyorum Medya AŞ Genel Müdürü Pınar’ı yargılayın. Anne olarak benim çocuklarıma yazık günah değil mi?”
KIZLARININ FOTOĞRAFINI GÖSTERDİ
Savunmasının en duygusal bölümlerinden birinde kızlarının fotoğrafını gösteren Türker, tutukluluk sürecinde çocuklarının hayatındaki önemli anlara tanıklık edemediğini söyledi.
Kızının mezuniyetini göremediğini belirten Türker, “Benim kızım tüm dünyada yapılan sınavda yüzde 1’lik dilime girdi. Şu an dünyanın en iyi yapay zeka okulunda okuyor. Mezun oldu, ben göremedim” dedi.
Türker, kızının kepini kendisi eve geldiğinde atmak üzere sakladığını söyleyerek, “Bacak kadardı onu ilkokula verdiğimde, mezun oldu, ben göremedim” ifadelerini kullandı.
“ANNE PINAR’I NE OLUR TAHLİYE EDİN”
Rüşvet almadığını, bir şey çalıp çırpmadığını, buna rağmen 15 aydır tutuklu olduğunu söyleyen Türker, mal varlığına tedbir konulduğunu ve büyük bir mağduriyet yaşadığını belirtti.
“Çok yorgunum” diyen Türker, artık kendisine dair yaşama sevincinin kalmadığını söyledi. Mahkeme heyetine seslenen Türker, savunmasının sonunda çocuklarıyla yeniden bir araya gelebilmek için tahliye talebinde bulundu.
Türker, “Yargılayın ama Pınar’ı yargılayın da anne Pınar’ı ne olur tahliye edin. Ev hapsi verin, ben çocuklarımla zaten el ele oturmak istiyorum” dedi.
Fatoş Pınar Türker’in savunması sırasında duruşma salonunda duygusal anlar yaşanırken, salondaki bazı izleyiciler ve sanıkların da ağladığı görüldü.
