Uluslararası Ceza Mahkemesinin İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu hakkında verdiği tutuklama kararının ardından ABD’nin yaptırım listesine aldığı Fransız hakim Nicolas Guillou, yaşadığı ekonomik ve dijital kuşatmayı Alman televizyonu Deutsche Welle’ye (DW) anlattı.
DW’nin 25 Temmuz’da yayımladığı söyleşide Guillou, Amerikan şirketlerinin ve ödeme altyapılarının yaptırımları uygulaması nedeniyle gündelik yaşamının altüst olduğunu söyledi. Fransız hakim artık temel ödeme hizmetlerinden yararlanamadığını, internetten seyahat planlayamadığını ve ABD’ye giriş yapamadığını belirtti.
Söz konusu yargıcın adı François değil, Nicolas Guillou. Guillou, 2023’te UCM hakimliğine seçildi ve Mart 2024’te görevine başladı.
NETANYAHU HAKKINDAKİ KARARIN ARDINDAN YAPTIRIM
UCM, 21 Kasım 2024’te Netanyahu ile dönemin İsrail Savunma Bakanı Yoav Gallant hakkında Gazze’de işlendiği öne sürülen savaş suçları ve insanlığa karşı suçlar nedeniyle tutuklama emri çıkardı.
Mahkeme, iki ismin Gazze’deki sivilleri gıda, su, ilaç, yakıt ve elektrik gibi yaşam için gerekli imkânlardan kasıtlı biçimde mahrum bıraktıklarına inanmak için makul gerekçeler bulunduğunu açıkladı. Netanyahu ve Gallant ise suçlamaları reddetti.
ABD yönetimi, UCM’nin İsrail üzerinde yargı yetkisi bulunmadığını savunarak karar sürecinde görev alan hakim ve savcılara yaptırım uyguladı. Guillou, Washington tarafından kara listeye alınan sekiz UCM yargıcından biri oldu.
BANKA KARTLARI VE DİJİTAL HESAPLAR DEVRE DIŞI KALDI
Guillou’nun anlatımına göre yaptırımlar, yalnızca ABD’deki mal varlıklarının dondurulması veya ülkeye giriş yasağıyla sınırlı kalmadı.
Amazon, Airbnb ve PayPal gibi ABD bağlantılı şirketlerdeki hesapları kapatıldı. Expedia üzerinden Fransa’daki bir otel için yaptığı rezervasyon da saatler sonra yaptırımlar gerekçe gösterilerek iptal edildi. Visa ve Mastercard altyapısına bağımlılık nedeniyle banka kartlarını kullanmakta da ciddi sorunlar yaşadığını söyledi.
Fransız hakim yaşadığı durumu, dijital çağ öncesine geri dönmeye benzetti:
“Banka kartlarımı kullanamıyorum, internetten tatil rezervasyonu yapamıyorum. Günlük hayat bakımından yeniden 1990’lara dönmüş gibiyim.”
DW’ye göre Booking.com, Airbnb ve Expedia gibi platformlar Guillou’nun işlemlerini iptal ederken, büyük ödeme sistemlerinin kullanılamaması sıradan alışverişlerden seyahat organizasyonlarına kadar birçok işlemi imkânsız hale getirdi.
“TERÖRİSTLER VE UYUŞTURUCU KAÇAKÇILARIYLA AYNI LİSTEDEYİM”
Guillou, ABD yaptırım listesinde El Kaide ve IŞİD bağlantılı kişilerle uluslararası uyuşturucu kaçakçılarının da bulunduğuna dikkat çekti.
Bir yargıcın verdiği hukuki karar nedeniyle bu kişilerle aynı yaptırım sistemine tabi tutulmasının kabul edilemez olduğunu savunan Guillou, uygulamanın hâkimler üzerinde doğrudan baskı oluşturduğunu söyledi.
Fransa Ulusal Meclisindeki konuşmasında de kişisel hayatını “egemenlik kaybının laboratuvarı” olarak nitelendiren Guillou, Avrupa’da kullanılan ödeme, rezervasyon, taşımacılık ve dijital hizmetlerin önemli bölümünün ABD şirketlerine bağımlı olduğunu ifade etti.
FRANSA’DA OTEL VE KONSER BİLETİ BİLE ALAMIYOR
Yaptırımların etkisi ABD sınırlarıyla sınırlı kalmıyor. Guillou, Fransa’da bir otele rezervasyon yaptıramadığını ve Paris’teki bir konser için bilet satın alamadığını anlattı.
Konser biletinin satış veya yeniden satış sürecinde Amerikan bir şirketin yer alması nedeniyle işlemin engellendiğini belirten Guillou, Avrupa vatandaşlarının kendi ülkelerinde dahi ABD’nin yaptırım sisteminden kaçamadığını vurguladı.
Fransız bankalarının sunduğu kartların Visa veya Mastercard altyapısıyla bağlantılı olması da Guillou’nun alternatif bir ödeme kartına ulaşmasını zorlaştırdı. Guillou’ya göre teknik olarak yalnızca Fransız ödeme sistemini kullanan bir kart çıkarılması mümkün olsa da bankaların Amerikan şirketleriyle yaptığı anlaşmalar buna engel oluyor.
“HAKİMLER KORKARSA DEMOKRASİ KALMAZ”
Guillou, yaptırımların kişisel mağduriyetin ötesinde uluslararası yargı sistemini hedef aldığını savundu.
Savcıların soruşturma açmaktan, avukatların savunma yapmaktan ve hâkimlerin karar vermekten çekinir hale gelmesinin hukuk düzenini ortadan kaldıracağını söyleyen Guillou, şu uyarıda bulundu:
“Savcılar dava açmaktan, avukatlar savunmaktan, hâkimler karar vermekten korkarsa demokrasi diye bir şey kalmaz.”
DW’ye konuşan Guillou, ABD yaptırımlarının UCM’deki hakimlerin bağımsız karar verme iradesini zayıflatmayı amaçladığını ve Avrupa’da hukukun üstünlüğü bakımından tehlikeli bir emsal oluşturduğunu belirtti.
AVRUPA’NIN ABD’YE BAĞIMLILIĞINI ORTAYA ÇIKARDI
Guillou’nun yaşadıkları, Avrupa’nın Amerikan ödeme ve teknoloji şirketlerine bağımlılığı konusundaki tartışmaları da yeniden gündeme getirdi.
Yaptırım kapsamındaki bir Avrupalının, kendi ülkesinde banka kartından çevrim içi rezervasyona kadar temel hizmetlerden mahrum bırakılabilmesi, ABD kararlarının Avrupa topraklarında fiilen uygulanabildiğini gösteriyor.
Guillou, Avrupa Birliği’nin üçüncü ülkelerin yaptırımlarının Avrupa şirketlerince uygulanmasını engellemeyi amaçlayan “blokaj mevzuatının” devreye sokulabileceğini ancak henüz kendisine etkili bir çözüm sunulmadığını söyledi.
ABD yönetimi ise UCM’nin İsrail’e yönelik soruşturmalarında yetkisini aştığını ve Amerikan egemenliği ile müttefiklerinin güvenliğine karşı tehdit oluşturduğunu savunuyor. Mahkeme ve Avrupa’daki destekçileri ise yaptırımların bağımsız uluslararası yargıya karşı siyasi baskı anlamına geldiğini belirtiyor.
