İBB Başkanı İmamoğlu'nun da tutuklu sanıklar arasında yer aldığı davasının beşinci gününde mahkeme heyetinden tartışma yaratacak bir tedbir kararı geldi. Önceki celselerde yaşanan gerginlikleri gerekçe gösteren mahkeme, duruşma salonuna siyasi parti temsilcileri ve izleyicilerin alınmasını yasakladı.
Salonda oturma düzeni krizi: İBB davasında 5. celse başlamadan bitti
Türkiye'nin kilitlendiği, aralarında İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun da bulunduğu sanıkların yargılandığı davanın Silivri'deki duruşmalarında tansiyon düşmüyor. İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen davanın beşinci gününde, mahkeme heyeti usul kurallarının işletilebilmesi ve savunmaların tamamlanabilmesi gerekçesiyle duruşma salonuna girişleri büyük ölçüde kısıtlayan yeni bir tedbir kararına imza attı.
BAKIRKÖY BAŞSAVCILIĞI'NA YAZI
Edinilen bilgiye göre mahkeme heyeti, 16 Mart 2026 tarihinde görülecek 6'ncı oturum öncesinde Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı'na resmi bir yazı gönderdi. Mahkeme, yargılamanın "sağlıklı biçimde yürütülebilmesi", sanık savunmalarının tamamlanabilmesi ve duruşma faaliyetlerinin usul kurallarına uygun sürdürülebilmesi amacıyla salona alınacak kişilere ilişkin tedbir talep etti. Bu talebin merkezinde ise duruşma salonuna doğrudan "CHP'li vekillerin alınmaması" yönündeki özel kısıtlama isteği yer aldı.

Alınan karara göre, davanın 1. celsesinin 6. oturumundan itibaren duruşma salonuna yalnızca tutuklu/tutuksuz sanıklar, vekalet ilişkisi bulunan resmi avukatlar (müdafiler), müştekiler ve müşteki vekilleri kabul edilecek. Bu düzenleme, davayı en başından beri yakından takip eden Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) milletvekillerini, parti yöneticilerini ve izleyicilerin büyük bir kısmını fiilen dışarıda bırakarak duruşmayı adeta "kapalı" bir yapıya büründürdü. Mahkeme heyeti, bu sert tedbire gerekçe olarak duruşmanın ilk gününde verilen "salonu boşaltma" kararına rağmen CHP Genel Başkanı Özgür Özel ve milletvekillerinin salondan ayrılmayı reddetmesiyle tırmanan gerginlikleri gösterdi.
SİLİVRİ'DE GENİŞ GÜVENLİK VE KATI KURALLAR
Bu yeni kısıtlama, aslında davanın başından beri uygulanan sıkı güvenlik konseptinin bir devamı niteliğinde. Mahkeme heyeti daha önce de Silivri Cezaevi yerleşkesindeki 1 No'lu büyük salonda yapılan duruşmalara katılımı sınırlandırmış; sanık başına en fazla 3 avukat sınırı getirmiş ve basına da kota (20 ulusal, 5 uluslararası gazeteci) koymuştu.
CHP CEPHESİNDEN SERT TEPKİ: SAVUNMA HAKKINA GASP
Mahkemenin aldığı "izleyici kısıtlaması" kararı CHP kanadında büyük bir infiale yol açtı. Uygulamayı "sansür" ve "savunma hakkının gaspı" olarak nitelendiren CHP Sözcüsü Zeynel Emre, davanın görüleceği yeni salonun hala tamamlanmamış olmasına dikkat çekerek, "Bizi yargılayacak memlekette salon yok. O salonu da hala yapamadılar" eleştirisinde bulundu. Daha önce duruşmaların şeffaflık adına TRT'den canlı yayınlanması talebi reddedilen CHP'nin İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik de kısıtlamaların davanın adil yargılanma ilkesini zedelediğini savundu. CHP İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal ise tepkisini, "Ergenekon davalarında dahi böyle yapılmadı" sözleriyle dile getirdi.
"GEL KALDIRABİLİYORSAN" TARTIŞMASI DURUŞMAYI ERTELETTİ
Mahkemenin kısıtlama kararının yankıları sürerken, davanın beşinci gün oturumu krizle başladı. CHP Yüksek Disiplin Kurulu Başkanı Turan Taşkın Özer ile mahkeme başkanı arasında "izleyici kısmına geçme" talimatı üzerine sert bir tartışma yaşandı. Mahkeme başkanının uyarısına, "Yerimden kalkmıyorum, gel kaldırabiliyorsan" şeklinde yanıt veren Özer'in bu çıkışı salondaki gerginliği zirveye taşıdı. Yaşanan bu son krizin ardından mahkeme heyeti, duruşmayı başlatamadan yarına ertelemek zorunda kaldı.
