İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) soruşturması kapsamında düzenlenen 3. dalga operasyonda tutuklanan eski İBB Şehit Yakınları ve Gazilerle İlişkiler Şube Müdürü ve mevcut Çeşme Belediye Başkan Yardımcısı Onur Gülin'in cezaevinden yazdığı mektup, yaşanan hukuki çıkmazı ve insani dramı gözler önüne serdi.
Halk TV'de gazeteci İsmail Saymaz'ın okuduğu mektup, 10 aydır suçunun ne olduğunu bilmeden cezaevinde yatan bir bürokratın sessiz çığlığı oldu.
İsmail Saymaz'ın aktardığı bilgilere göre, Onur Gülin 10 aydır cezaevinde olmasına rağmen hakkında açılmış bir dava veya hazırlanmış bir iddianame bulunmuyor. İBB iddianamesi kabul edildiğinde 19 kişiyle birlikte tahliyesine karar verilen Gülin, savcılığın itirazı üzerine daha cezaevi kapısından çıkamadan yeniden tutuklandı.
Gülin mektubunda bu duruma şu sözlerle tepki gösterdi:
"24 saat içerisinde tahliye edilmesi ve tekrar tutuklanmasındaki çelişkiyi kastederek, bu durum açıkçası tarafımda adalet kelimesinin sadece mahkeme duvarlarında, hakimlerin arkasında duran tabeladan ibaret olduğu hissini uyandırmaktadır."
"BİZLERİ HATIRLATIN EY HALKIM"
Haklarındaki suçlamanın ne olduğunu bilmeden gün saydıklarını belirten Gülin, mektubunun devamında doğrudan kamuoyuna seslenerek yardım istedi:
"Unutulduk ey halkım. Birileri bizleri cezaevinde unuttular. Ne yargılıyorlar, ne de tahliye ediyorlar. Bizleri hatırlatın ey halkım. Bizlere yardımcı olabilecek, sesimizi duyuracak, sessiz çığlıklarımızı Kaf Dağı'nın ardına taşıyacak olan sizlersiniz."
GÖRÜŞ ODASINDA İKİ KÜÇÜK KIZ ÇOCUĞU
İsmail Saymaz, Gülin'in mektubunun sonuna iki küçük kız çocuğu için yazdığı ve cezaevi görüş odasını anlatan duygu yüklü bir şiir eklediğini de paylaştı.
Ülkesini seven bir bürokratın, Çeşme'de tek başına yaşam mücadelesi veren bir kadının eşinin ve iki kız babasının feryadı olarak nitelendirilen o şiirde şu ifadeler yer aldı:
"Açılır kapanır bir masa, 6 plastik sandalye etrafında... Üzerinde meyve suyu, çikolata, kuru pasta. İki küçük kız çocuğu ağlıyor görüşme odasında... Önce görünüyor gardiyan kapıda, pelerinsiz bir kahraman hemen arkasında. Soluk bir resim var duvarda. Kara bulutlar dağılıyor bir anda, yüzlerde gülücük, gözlerde buhran. Tiz bir ses duyuluyor: 'Bu benim babam!' İki küçük kız çocuğu ağlıyor görüşme odasında. Kum saati başlıyor akmaya, gözler saatin kadranında. Zaman dursun diye dua ediyorlar Allah'a. 'Keşke biraz daha kalabilse babam yanımda' diye devam ediyor..."
Saymaz, programda mektubu okuduktan sonra yargı makamlarına çağrıda bulunarak, Gülin ve diğer tutukluların durumunun bir an önce netliğe kavuşturulması ve ailelerine kavuşmaları temennisinde bulundu.
