Aralarında İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun da tutuklu olarak yargılandığı 414 sanıklı İBB Davası'nın 24. duruşması gerçekleştirildi. Duruşmaya, İmamoğlu'nun iddianameye yönelik "İftiraname" eleştirisi ve Bakırköy Belediye Başkan Yardımcısı Ali Rıza Akyüz'e yönelttiği çapraz sorgu soruları damga vurdu.
Hasan İmamoğlu'ndan İBB davası açıklaması: Ekrem, vicdani sorumluluk taşıyor
İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu karşısındaki 1 No'lu salonda görülen dev davanın 24. gününde duruşmalar devam etti. Geçtiğimiz hafta savunmasını tamamlayan Bakırköy Belediye Başkan Yardımcısı ve İBB Meclis Üyesi Ali Rıza Akyüz, oturumda çapraz sorguya alındı. Çapraz sorgu aşamasında söz alan Ekrem İmamoğlu, iddianamenin tamamen kendi üzerine kurgulandığını savundu ve Akyüz'e kritik sorular yöneltti.
"HER ŞEYİ EKREM'E BAĞLAYIN KURGUSU"
Sözlerine mahkeme heyetine iyi haftalar dileyerek ve yaklaşan 23 Nisan tatili nedeniyle duruşma takviminin nasıl şekilleneceğini sorarak başlayan İmamoğlu, hakkındaki suçlamalara sert tepki gösterdi.
Dosyada yer alan isnatların marifetli bir şekilde bütünüyle kendisine bağlandığını iddia eden İmamoğlu, "İddianamenin özünde ve ruhunda iftiracılar var ve onun için adı iftiraname oldu. İddianamede öyle bir kurgu var ki; ‘Ekrem İmamoğlu Beylikdüzü’nü aldı, İstanbul’u aldı, şimdi de Türkiye’yi ele geçirecek’ gibi bir zihniyetle yazılmış. İnsanlara ‘her şeyi Ekrem’e bağlayın’ denilerek oluşturulmuş bir süreçten bahsediyoruz" ifadelerini kullandı.
"BASKI VEYA TALİMAT OLMADI"
Çapraz sorgu sırasında İmamoğlu, Ali Rıza Akyüz'e hem belediye hiyerarşisi hem İBB Meclis üyeliği hem de CHP parti içi ilişkileri üzerinden üç aşamalı soru yöneltti. İmamoğlu'nun, "Bakırköy Belediye Başkan Yardımcısı veya İBB Meclis Üyesi sıfatınızla, benim size meşru-gayrimeşru, ahlaki-gayri ahlaki herhangi bir konuda, dolaylı ya da direkt bir talimatım veya baskım olmuş mudur?" şeklindeki sorularına Akyüz, "Kesinlikle olmamıştır Başkanım. Böyle bir diyaloğa tabi olmadık" yanıtını verdi.
Siyasi ve parti hiyerarşisi bağlamında da aralarında bir ast-üst ilişkisi olmadığını vurgulayan İmamoğlu'na yanıt veren Akyüz, İmamoğlu'nun kendisine her zaman "Ali Rıza Bey" şeklinde saygıyla hitap ettiğini belirterek, bu alçakgönüllü üslubundan dolayı teşekkür etti.
"NEZARETTE İFADE DEĞİŞTİRMEYE ZORLADILAR" İDDİASI
Duruşmanın en dikkat çekici anlarından biri ise İmamoğlu'nun, dosyada adı geçen Seyfi Beyaz isimli şahıs üzerinden savcılık makamına yönelttiği "ifade zorlaması" suçlaması oldu. Beyaz'ı ticaret hayatından 35 yıldır tanıdığını ve çocuklarının nikahını kıydığını belirten İmamoğlu, zanlıların nezarethanede baskı gördüğünü öne sürdü.
İmamoğlu, şüphelilerin nezarethanede bir arada tutulduklarını belirterek, "'Ne diyorlarsa kabul edin, sen de onların dediğini söyle, yazsınlar ona göre çıkalım' dediler ve çıktılar. Omurgalarını kırmışlar, insanları kişiliklerinden uzaklaştırmışlar" iddiasında bulundu.
İmamoğlu, Seyfi Beyaz'ın ifadesinde yer alan ve Akyüz'ün söylediği iddia edilen, "Kardeşim, geleceğin Cumhurbaşkanı'na yardım etmekten niye geri duruyorsunuz?" şeklindeki cümlenin kurulup kurulmadığını Akyüz'e sordu. Akyüz ise, Seyfi Beyaz ile böyle bir siyasi diyaloğa girecek seviyede bir tanışıklığı olmadığını belirterek iddiaları yalanladı ve "Tamamen kurgu, eklenmiş" dedi.
"İDDİA MAKAMI İNSANLARI TEHDİT ETTİ"
Sözlerinin sonunda mahkeme heyetine seslenen Ekrem İmamoğlu, kendi sorularının da mahkemenin yönelttiği teknik sorular kadar davanın aydınlatılması açısından kıymetli olduğunu vurguladı.
Süreci "hukuksuz bir çerçeve" olarak nitelendiren İmamoğlu, iddia makamının görevini yapmadığını savundu. İmamoğlu, savcılığın insanları tehdit ederek ifadelerini aşama aşama değiştirdiğini ve Beyoğlu Belediye Başkanı İnan Güney'in de "Oradaki meseleleri de Ekrem'e bağlayalım" mantığıyla davaya dahil edilerek sanıklar arasına katıldığını ileri sürdü.
İmamoğlu’ndan 'çözüm seçim' çıkışı: Fetret devri bitecek
İşte İmamoğlu'nun Akyüz'e sorduğu sorular ve alığı cevaplar:
Ekrem İmamoğlu: Sayın Başkan, Sayın Heyet; iyi haftalar… İyi bir süreç yaşayalım inşallah. Bu arada, 23 Nisan tatili olacağı için bir telafi düşünüyor musunuz? Yoksa üç günde mi kapatacaksın? Bu konuda bilgi olabilirse seviniriz.
Ali Rıza Bey, sizi dikkatle dinliyorum. Bütün arkadaşlarımı da dinliyorum ama sizin hassas bir biçimde, içeride yürüttüğünüz teknik alanla ilgili, donanımlı bir şekilde sunuşunuzu dikkatle dinliyorum. Malum tabii Sayın Başkan ve Sayın Heyet, burada isnat edilen tüm hususların iddianamenin marifetli bir şekilde bütünüyle bana bağlanan bir biçimi söz konusu. Dolayısıyla bu soruları sorma mecburiyetindeyim. Yoksa herkesle elime mikrofonu alıp, bu şekilde bir serenat yapma arzum yok. Yani bunu tamamen, iddianamenin ya da benim tarifimle iftiranamenin içinde her isnadın, her eylemin… Yani bilmeyenler de duysun bir kez daha… Ekrem İmamoğlu'na bağlanıyor olma biçimi açısından bu mecburiyetimin altını çizmek isterim.
Özellikle geçen hafta da burada bir hususta, sanki bir karşılıklı atışmamız gibi oldu ama bu bir şey değil, yani ters düşünce üzerinden değil, gerçekten oradaki bir eylemin dahi bana bağlanan biçimi üzerinden bir feryadım olduğunun altını tekrar çizerek ifade etmeyi önemsiyorum. Zira, bugün burada yapılan tartışma ve ciddi sorularınızın çok önemli olduğunu da ifade edeyim. Hakkını verelim. Bunların her birisi bir şehrin nizamı açısından kıymetli sorulardır. Ali Rıza Bey'in de donanımıyla bunlara en güçlü şekilde cevabının da çok önemli olduğunu da ifade edeyim ki yanlış anlamayı ya da yanlış anlamaların önünü bu şekilde kesmiş olalım.
Ali Rıza Bey, benim üç dört tane sorum olacak. Önemi var çünkü bunların her birisinin. Sonuçta siz, Cumhuriyet Halk Partilisiniz. Cumhuriyet Halk Partisi'nde siyaset yapıyorsunuz. Aynı zamanda Bakırköy Belediye Meclis üyesisiniz. Aynı zamanda Bakırköy Belediye Meclisi görevinden ötürü de atanmış bir belediye başkan yardımcısı göreviniz var. Aynı zamanda da İstanbul Büyükşehir Belediyesi Meclis'i üyesisiniz. Dolayısıyla, sizinle birtakım irtibatlarımız var. Ortak hallerimiz var yani. Bunları sormam lazım ki sanki bir emir-komuta zinciri varmışçasına bir süreç tarifleniyor. Siz de sonuçta örgüt üyesi misiniz bu arada bilmiyorum. Hani siz de sonuçta örgüt üyesi… Özel vasıflı mısınız?
Akyüz: Yok, değilim.
Ekrem İmamoğlu: Değilsiniz. Peki. Orada bir tenzili rütbeniz var. Şimdi Ali Rıza Bey, Bakırköy. Eee belediye başkan yardımcısı olarak, Ekrem İmamoğlu olarak, benim size meşru-gayrimeşru, ahlaki-gayri ahlaki veya herhangi bir konuda, dolaylı ya da direkt bir talimatım, bir baskım olmuş mudur? Böyle bir şeyi yaşadık mı karşılıklı olarak?
Akyüz: Hayır. Yaşamadık. Böyle bir yaklaşım olmadı, böyle bir işleme de tabii olmadık. Diyaloğa tabi olmadık.
Ekrem İmamoğlu: Aynı zamanda İstanbul Büyükşehir Belediye Meclisi üyesisiniz. Doğal olarak, görev yaptığımız dönemde ben de Meclis’in Başkanıyım kanun gereği. Esasen Büyükşehir Belediye Başkanı’nın ya da Meclis Başkanı’nın bir meclis üyesine talimat zinciri diye bir şey yoktur. Ama bunu da sormak zorundayım. İBB Meclis üyesi olarak, size… Böyle bir zincir yoktur; tekrar söylüyorum. Kanunda da yeri yoktur yani. Sadece meclisi yönetirken, meclis kurallarına göre hareket edip etmediğiyle alakalı birtakım mesuliyetleri ya da sorumlulukları vardır karşılıklı olarak. İstanbul Büyükşehir Belediye Meclisi üyesi olarak, aynı şekilde size bir talimatım, bir baskım, direkt ya da dolaylı olarak, farklı kişiler üzerinden herhangi bir talimatım, baskım olmuş mudur Ali Rıza Bey?
Akyüz: Kesinlikle olmamıştır Başkanım.
Ekrem İmamoğlu: Şimdi üçüncü sorum, siyasi tarafıyla ilgili. Bu daha çok önemsenebilir. Çünkü ikimiz de Cumhuriyet Halk Partiliyiz. Tabii ki bununla gurur duyuyorum. Eminim ki siz de aynı şekildesiniz. Şunu da belirteyim. Benim siyaset ömrümün neredeyse iki katından, yedi sekiz sene daha fazla bir deneyiminiz var parti içerisinde. Partide bir aslı üst ilişkimiz olmadı. Yani bunu şu anlamda söylüyorum: İşte ben il başkanı olsam, siz il yöneticisi olsanız, bir yönetim hiyerarşisi içerisinde olabilirdik. Öyle bir şey olmadı. Siyasi konum gereği de partimizde emir, komuta, talimat, tensip tarzı bir eylem, işlem yoktur. Çünkü biz teba kavramına karşı çıkan, demokrasiye güvenen, inanan ve fikir özgürlüklerini esas kabul eden bir çerçevede siyaset yapan bir parti olmaya gayret ediyoruz. Ben de açıkçası bu ilkeler doğrultusunda Cumhuriyet Halk Partili oldum. Eminim k, sizin için de etkili olmuştur. Sizi de tanıyorum çünkü uzun yıllardır. Gıyaben tanıdığım dönemi var, aile olarak tanıdığım dönemi var. Bir de siyaseten de tanıdığım dönem var size karşı. Siyasi hiyerarşi ya da siyasi düzen içerisinde, bulunduğum konum veya makamlar üzerinden herhangi bir talimatım, baskım… Ama bu yaklaşık iki yılı geçen, iki yıla yakın Bakırköy'deki göreviniz veya öncesinde böyle bir dönemimiz olmuş mudur? Böyle bir ilişkimiz olmuştur mudur? Yani o ilişkiyi de söylerseniz, olup olmadığını da cevaplarsanız sevinirim.
Akyüz: Şimdi hem olmadı… Biliyorsunuz siyasette bazen insanlar yukarı doğru çıktıkça gerçek yüzleri ortaya çıkar. Allah’a şükür, ben Ekrem Bey'den en çok memnun olduğum husus, sonuçta kendisi İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı oldu, ben meclis üyesiyim. Belediye başkanı olduktan sonra beni ne zaman görse, "Nasılsınız? Ali Rıza Bey nasılsınız?" der. Hiçbir zaman üslubundan hiçbir şekilde ödün vermemiştir bana karşı. Bu da beni, yüzüne karşı konuşuyorum ama beni oldukça aşırı memnun eder. Yani "Ali Rıza nasılsın?" ömrü billah dememiştir, "Ali Rıza Abi" olmadı, "Ali Rıza Bey, nasılsınız?" demiştir. Herhalde bu da böyle bir örgüt hiyerarşisi içinde olmaz diye düşünüyorum. Kendisinden de bu anlamda gösterdiği alçakgönüllülükten dolayı da kendisine buradan özel olarak teşekkür ediyorum.
Ekrem İmamoğlu: Sağ olun. Ali Rıza Bey, şimdi Sayın Başkan, Sayın heyet bu kısmı önemli. Çünkü gerçekten iddianamenin özünde ve ruhunda iftiracılar var ve onun için adı iftiraname oldu. Ve içinde ve ruhunda şimdi bahsedeceğim konu tümüyle aslında işin omurgasını temsil ediyor Sayın Başkan. “Niye” derseniz? Çünkü en başta ne diyor? “Ekrem İmamoğlu Beylikdüzü'nde belediye başkanı oldu. Beylikdüzü'nü ele geçirdi. İstanbul'a Büyükşehir Belediye Başkanı oldu. İstanbul'u ele geçirdi. Cumhurbaşkanı adayı oldu. Cumhurbaşkanı olacak ve Türkiye'yi ele geçirecek!” Şimdi bu mental anlayış ve bu kurgunun üzerine oturtulan bu iftiraname, savcılığı ve iddia makamının içinde olan herkesi, karşısındaki muhatapları da zorlayan bir reflekse dönüşmüştür. Bunu bütün sayfalarında görmeniz mümkündür. Ben oturup bunu okumuş değilim. Ama önüme gelen onlarca, yüzlerce örnekten bunu okuyorum.
Tabii geçen savunmasında Ali Rıza Bey bahsedince, o bölümü aldım, okudum. Ve buraya da not ettim. Ali Rıza Bey, güya iftirada bulunan… Ki kendisini çok iyi tanırım. Seyfi Beyaz denen şahıs, zamanı geldiğince nasıl tanıdığımı da anlatırım. Yani ben, sonuçta aile 60 yıllık, 70 yıllık. Benim de neredeyse 35 yıllık bir ticaret hayatım var. O ticaret hayatımın içerisinde ortaklıklarım, beraber iş yaptığım bir sürü insan var. Ciğerini tanırım yani. O da o kadar ileri söyleyeyim. Ve burada da olduğu gibi, bu insanların nezarette… Nezarette diyeceksiniz ki nasıl biliyorsunuz? Benim de duyumum var. Aynen iftiraname yazarken arkadaşların duyumla yazdıkları gibi, benim de duyumum var. Ama yan nezarette duydu ama yanımda olarak duydum. “Ya ne diyorlarsa kabul edin. Sen de onların dediğini söyle, yazsınlar. Ona göre çıkalım” dediler ve çıktılar. Yani nezarette dururken o 5, 7, 8, 10 iş adamı bir arada. Çıktılar yukarıya. Bu cümleleri kurdular ve çıktılar. Ve bir kısmı 2 yaptı, 3 yaptı, 5 yaptı, 6 defa bu işi örnekledi.
Şimdi bakar mısınız söze. Bakar mısınız? Ali Rıza Bey'e ithafen söylüyor bunu. Ali Rıza Bey güya öyle demiş: "Kardeşim, geleceğin Cumhurbaşkanı'na yardım etmekten niye geri duruyorsunuz?" diye, Ali Rıza Bey bunu ona söylemiş! Yahu ben bu adamın 2 tane oğlunun, 2 tane nikahını kıydım yahu. Adamı ne duruma düşürdüler yahu? 2 tane nikahını kıydım oğlunun Sayın Başkan. Ve bu insan, hapiste, bizimle yan yana koğuşla otururken… 1.5, 1 ay sonra mı çıktı? Neyse… Peş peşe verdiği bu şeylerle, ifadelerle çıktı. Zavallı diyorum. Üzülüyorum onların adına yani. Omurgalarını takır tukur kırmışlar yani. İnsanları kişiliklerinden uzaklaştırmışlar… Ali Rıza Bey, siz, "Kardeşim geleceğin Cumhurbaşkana yardım etmekten niye geri duruyorsunuz" cümlesini bu adamla, bu müzakerelerde kullandınız mı Allah aşkına? Soruyorum.
Akyüz: Kesinlikle kullanmadım Sayın Başkanım. Kesinlikle. Benim Seyfi Beyaz’la öyle bir diyaloğum da yok. Onla böyle bir siyasi diyalog yapacak bir seviyem de yok. Yani kesinlikle böyle bir şey yok. Hep kurgu. Tamamen kurgu, eklenmiş.
Ekrem İmamoğlu: Ama bu insanların, benim yüzüme mevcut iktidara ne dedikleri ben çok iyi biliyorum. Nasıl hedef okuduklarını da çok iyi biliyorum yani. Ama bunlar burada konuşulacak işler değil. Sayın Başkan, bu kısmı çok önemli. Bakın; hani ben niye altını çiziyorum. Şimdi az önce “Konuyla ilgili olmasa da” diyerek sorduğunuz önemli soruları tekrar altını çiziyorum. Deprem, bina, binaya yönelik, buna yaptığınız başka yere niye yapmadınız? Ya da yapmadınız mı? Yaptınız mı sorgulaması kadar kıymetli bir şey yok. Ama benim de burayı, yani bu iddianameyi bu arkadaşlar buraya çıktıkça sorgulamamın, sizin de mevzuyu anlamanıza sunacağı katkı çok kıymetlidir. Çünkü Sayın Başkan, bakın bu insanlar, burada bir iddianame oluşturmak adına, bir hukuksuz çerçeveye oturtulan, sistemli bir şekilde “Ekrem İmamoğlu'na ucunu nasıl değdiririz, nasıl oraya taşırız” diye muhtelif insanları bu şekilde ikna ettikleri bir gerçektir. Bu, gerçektir.
İddia makamı görevini yapmamıştır. İddia makamı, birinin görev verdiği şekliyle bu iftiranameyi düzenlemek için elinden geleni yapmış, insanları tehdit etmiş, bu şekilde sanki konuşmuş gibi, insanların ifadeleri ikinci, üçüncü, dördüncü aşamada değiştirilerek “Her işi Ekrem’e bağlayın’ meselesi üzerine oturtulmuş bir süreç yaşatılmıştır. Bugün işte aramıza katıldı. İnan Güney, Beyoğlu Belediye Başkanı da tam da bu vesileyle buraya gelmiştir. Aramıza oturmuştur. “Oradaki meseleleri de Ekrem'e bağlayalım. Buradan bu iş devam etsin” şeklinde süreç bir düzene, bir silsileye geçmiştir. Ben sorularımı sordum, cevaplarımı aldım. Teşekkür ederim.
