Onikişubat ilçesinde gerçekleşen ve Türkiye’yi sarsan okul saldırısının ardından, hayatını kaybeden küçük bedenlerin hikayeleri yürek dağlamaya devam ediyor. Saldırının hedefi olan ikinci sınıfta bulunan ve en ön sırada ders dinlerken kurşunların hedefi olan 11 yaşındaki Kerem Erdem Güngör, memleketinde son yolculuğuna uğurlanırken ailesi "emanet" vurgusuyla yetkililere seslendi.
EN ÖN SIRADA GELEN ACI
Kerem’in halası Saniye Güngör, taziye sırasında yeğeninin yaşamını yitirdiği o korkunç dakikalara dair edindikleri bilgileri paylaştı. Saldırganın sınıfa girdiği anda Kerem’in en savunmasız noktada olduğunu belirten Güngör, şu detayları aktardı:
"Yavrum saldırganın girdiği ikinci sınıftaymış. En ön sırada oturduğu için kaçmaya vakit bulamamış. Arka sıralardaki arkadaşları durumu fark edip şarjör değişimi sırasında pencerelerden atlayarak kurtulmuşlar. Ancak Kerem önde olduğu için kurtulamadı; isabet eden kurşunlar iç organlarında ağır hasar bırakmış."
"GÜVENLİK TEDBİRLERİ KALICI OLMALI"
Haberi iş yerinde aldığını ve hastaneye koştuğunda yeğeninin ameliyata alındığını belirten hala Güngör, eğitim kurumlarının birer "güvenli liman" olması gerektiğini vurguladı. Okullara giriş-çıkışlardaki denetim eksikliğine dikkat çeken acılı hala, sistemdeki boşluklara dair sert bir eleştiri getirdi:
"Okul çocukların ikinci evi, bizim en güvendiğimiz yerdir. Bizim çocuklarımızı emanet ettiğimiz yere bu kadar kolay sızılmamalı."
"Bir alışveriş merkezine bile cihazdan geçmeden giremiyorken, okullara kimsenin elini kolunu sallayarak girmesine izin verilmemeli."
TOPLUMSAL GÜVENLİK TARTIŞMASI YENİDEN ALEVLENDİ
Güngör ailesinin feryadı, Türkiye genelinde okullardaki güvenlik personeli ve teknik takip sistemlerinin yetersizliği tartışmalarını yeniden alevlendirdi. Saniye Güngör’ün "dönemsel değil, kalıcı çözüm" çağrısı, kamuoyunda geniş yankı bulurken; uzmanlar, eğitim kurumlarının fiziksel güvenliğinin yanı sıra "okul polisi" ve "x-ray geçiş sistemleri" gibi somut adımların ivedilikle atılması gerektiği görüşünde birleşiyor.
Kerem Erdem Güngör ve arkadaşları için düzenlenen törenlerin ardından, geride kalan ailelerin tek talebi; başka anne ve babaların aynı acıyla yanmaması için gereken idari sorumluluğun üstlenilmesi.
