Milyonlarca İstanbullunun ve Marmara Bölgesi sakininin gözü kulağı uzmanlardan gelecek deprem açıklamalarında. Son günlerde bazı çevrelerce dillendirilen "Marmara'da 8 büyüklüğünde deprem olabilir" şeklindeki felaket senaryoları kamuoyunda büyük bir infiale yol açtı. Ancak konunun uzmanı iki önemli isim, Prof. Dr. Osman Bektaş ve Prof. Dr. Şener Üşümezsoy, hem matematiksel hem de jeolojik verilerle bu iddiaların "imkansız" olduğunu ortaya koydu.
Prof. Dr. Osman Bektaş’tan korkutan uyarı: Karadeniz için 6,6 deprem alarmı
PROF. DR. BEKTAŞ: "FAY TAM KİLİTLİ DEĞİL, ENERJİ SESSİZCE BOŞALIYOR"
Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) eski öğretim üyesi Prof. Dr. Osman Bektaş, 8 büyüklüğündeki deprem iddialarına karşı fayı izleyen uydu (GPS-InSAR) verilerine dikkat çekti.
Marmara için 7'den küçük (M<7) bir deprem senaryosunun bilimsel olarak çok daha güçlü bir seçenek olduğunu belirten Bektaş, fayın yapısını şu sözlerle özetledi: "Tarihsel depremlerin büyüklükleri doğrudan ölçüm değil, yoruma dayalı tahminlerdir. Tüm jeolojik veriler gösteriyor ki; Marmara'da kırılma davranışı tek ve büyük değil, parçalıdır. En önemlisi, fayın tamamı kilitli değildir. Bazı fay segmentlerinde 'kısmi sürünme' (creep) dediğimiz olay var. Yani fay kayıyor ve enerjinin bir kısmı deprem oluşturmadan, sessizce boşalıyor."

PROF. DR. ÜŞÜMEZSOY: "O BÜYÜKLÜK İÇİN 3 TANE MARMARA LAZIM!"
Bursa'nın İznik ilçesinde önemli açıklamalarda bulunan Prof. Dr. Şener Üşümezsoy ise kıyamet senaryolarını matematiksel bir gerçeklikle çürüttü. 6 Şubat Kahramanmaraş depremlerini örnek gösteren Üşümezsoy, fay uzunluğu ile deprem büyüklüğü arasındaki orantıya dikkat çekti:
"Bir Fransızlar çalıştı diye İstanbul'un anasını ağlattılar. '8 büyüklüğünde deprem olacak' diyorlar. Yahu 8 büyüklüğünde deprem olması için 500 kilometrelik bir fayın kırılması gerekir. Peki, Marmara'nın toplam uzunluğu ne kadar? Sadece 150 kilometre! 8'lik deprem için 3 tane Marmara lazım. 6 Şubat depreminde Adıyaman'dan Antakya'ya 400 kilometre fay kırıldı da anca 7.8 oldu. Demek ki bu senaryoları yazanlar ne sayı saymasını biliyor ne de jeoloji."
Masa başında cetvelle çizilen fay haritalarına itibar edilmemesi gerektiğini belirten Üşümezsoy, geçmişte Düzce, Silivri ve Sındırgı depremlerini tabiatın dilini okuyarak nasıl doğru tahmin ettiğini de hatırlattı.
GEMLİK VE İZNİKLİLERİ RAHATLATAN AÇIKLAMA
Prof. Dr. Üşümezsoy, son dönemde "Büyük deprem üretecek" denilen Gemlik ve İznik faylarıyla ilgili de ezber bozan tespitlerde bulundu. Bölgedeki fayın 17 Ağustos (Gölcük) depremindeki gibi "yana atımlı" (yırtılan) bir fay olmadığını, aksine "düşey atımlı" (çöken) bir fay olduğunu belirten uzman isim şunları söyledi:
"İznik Gölü'nde batık bir bazilika buldular diye hemen 'büyük deprem geliyor' dediler. O bina yana doğru yıkılmamış, aşağı doğru gömülmüş. Yani burada yanal hareket eden bir fay yok, dağlar yükselirken ova çöküyor. Bu durum 17 Ağustos gibi bir deprem yaratmaz. Gemlik'teki hareketlilik ise bir sürü küçük fayın sıcak sularla etkileşimi sonucu oluşan mikro depremlerdir. Büyük bir depremin çıkması için büyük bir fayın kırılması gerekir, burada öyle bir durum yok."
