Gazeteci Nazlı Ilıcak, Medyascope'tan Emir Berke Yaşar'a verdiği röportajda, 15 Temmuz 2016 sonrasında yaşadığı cezaevi sürecini, Türkiye'nin yakın siyasi tarihini ve güncel gelişmeleri değerlendirdi. Ilıcak, özellikle Ekrem İmamoğlu’nun yargılanma süreci ve olası tutukluluğu hakkında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a, AK Parti'nin kuruluş yıllarındaki mağduriyet süreçlerini hatırlatarak uyarılarda bulundu.
ERDOĞAN’A ‘DOST TAVSİYESİ’
Cezaevi deneyimi yaşayan biri olarak prensipte tutuksuz yargılamayı savunduğunu belirten Ilıcak, tutukluluğun bir istisna olması gerektiğini vurguladı. İmamoğlu’nun durumu ve olası bir siyasi yasak veya tutuklama ihtimali üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan’a mesaj gönderen Ilıcak, şu ifadeleri kullandı:
"Ben eskisi gibi Tayyip Erdoğan’ın yanı başında olsam, rakiplerini mağdur eden bir politikanın ters tepeceğini hatırlatırdım. Bizzat kendisi, daha hafif bir mağduriyetten büyük bir ikbal devşirebildi. Bu bir dost tavsiyesi."
‘DİNDARLAR KONUSUNDA ÇOK YANILDIM’
Röportajda AK Parti’nin iktidara geldiği ilk dönemlerde Erdoğan’a destek verdiğini hatırlatan Ilıcak, o dönemde Erdoğan’a karşı yürütülen laikçi kampanyaların ve yargı engellerinin haksız olduğunu düşündüğünü belirtti.
Ancak gelinen noktada bir özeleştiri yapan Ilıcak, "Dindarlar konusunda çok yanıldım. Eskiden, dindarların Allah korkusundan dolayı kötülük yapmayacağını düşünüyordum. Demek, yanlış bir referansı Türkiye’nin geleceği için teminat saymışım" itirafında bulundu. Ilıcak, 27 Mayıs döneminden bu yana haksızlıklara karşı çıktığını, bugün ise sükût ettiğini ancak bu sükûtun ikrardan gelmediğini belirtti.
‘MAHREM YAPIYI 15 TEMMUZ SONRASI GÖRDÜM’
Fethullahçılarla ilgili yanılgısını 15 Temmuz darbe girişimi sonrasında fark ettiğini dile getiren Ilıcak, "Gerçekten de bir mahrem yapı mevcut. Yanıldığımı, bu yapılanmanın bir örgüt olduğunu 15 Temmuz sonrasında gördüm" dedi.
Cezaevi koşullarına da değinen Ilıcak, 12 Eylül dönemindeki Sağmalcılar Cezaevi deneyimi ile son tutukluluğunu kıyasladı. 12 Eylül döneminin şartlarının fiziksel olarak daha ağır olmasına rağmen, son sürecin belirsizlik nedeniyle daha yıpratıcı olduğunu ifade eden Ilıcak, "Bu defa durum farklıydı. Sonuç belli değildi, ne kadar kalacağım bilinmiyordu. Dışarıda sahip çıkanımız yoktu. Muhalif denilen çevreler de ‘FETÖcü’ olarak adlandırılanlara karşı acımasızdı" şeklinde konuştu.
