Özel’den deprem konutları iddiası: Bedava değil, depremzedeye parayla satılıyor

Özel’den deprem konutları iddiası: Bedava değil, depremzedeye parayla satılıyor

CHP lideri Özgür Özel, Hatay’da çok küçük bir farkla ve itirazlar dikkate alınmadan iradenin gasp edildiğini savunarak “Hatay’ı ilk seçimde bir daha bırakmamak üzere sarılmaya geldik” dedi. Özel, sandıktan çıkan Hatay milletvekili Can Atalay’ın Anayasa Mahkemesi kararına rağmen cezaevinde tutulmasını ise “en büyük demokrasi ayıplarından biri” olarak nitelendirdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı da eleştiren, Özel, “Brandaladığı Hatay’da her şeyi dört dörtlük gösterdi” dedi.

CHP’nin, tutuklu bulunan İBB Başkanı ve cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu’nun serbest bırakılması ve erken seçim talebiyle sürdürdüğü “Millet İradesine Sahip Çıkıyor” eylemlerinin 82’ncisi Hatay’da gerçekleştirildi. Mitingde konuşan CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Hatay’da yaşanan seçim sürecine ve sonrasına ilişkin dikkat çeken mesajlar verdi.

“TÜRKİYE’NİN YÜZDE 65’İNİ KAZANDIK AMA HATAY’I KAYBETTİK”

Hataylılara seslenen Özel, son yerel seçimlerde ülkedeki tabloya rağmen Hatay’da yaşananlara dikkat çekti. CHP’nin birçok kentte başarı elde ettiğini hatırlatan Özel, Hatay’da ise küçük bir farkla seçimin kaybedildiğini söyledi. Özel, “Hatay’ın bize en çok ihtiyaç duyduğu bir anda, çok az farkla ve itirazlar dinlenmeden kaybettik. Burada hatamız vardı, bunu gördük. Açık farkla kazanmak gerekiyordu” dedi.
Özel, bundan sonraki süreçte Hatay’dan vazgeçmeyeceklerini vurgulayarak, “İlk seçimde Hatay’ı bir daha bırakmamak üzere buraya sarılmaya geliyoruz” ifadelerini kullandı.

ozgur-ozel-2026-01-17t163854-223.jpg

Özel’in konuşmasından satır başları şöyle:

"Bu şehri, bu şehri önceki dönemlerde büyükşehir olduğundan beri üç dönemin ikisinde kazandık. Son seçimlerde Hatay'da talihsizlikler yaşadık, hatalar yaptık ve 31 Mart zafer gecesinde elimizde olan tüm belediyeleri kazanırken, üstüne büyükşehirler kazanırken, 21 il kazanırken, Türkiye'nin yüzde 65'ini kazanırken maalesef Hatay'ı kaybettik. Hatay'ın bize en çok ihtiyacı olan zamanda çok küçük bir farkla, hileyle, itirazlar dinlenmeden, adeta oylar ve irade çalındı ama oraya kadar bırakmamak lazımdı. Açık farkla, bütün Türkiye'de olduğu gibi kazanmak lazımdı. Hatay'ı duyduk, kusurumuzu bildik. Bundan sonrası için, ilk seçimde Hatay'ı bir daha bırakmamak üzere Hatay'a sarılmaya geliyoruz.

"ÜLKENİN İLK CUMHURBAŞKANININ ŞAHSİ MESELESİYDİ HATAY"

Kimse unutmasın, bu şehirde bizim bir hikayemiz var. Hatay partinin ilk genel başkanının, ülkenin ilk Cumhurbaşkanı'nın şahsi meselesiydi. Bu bize atamızdan vasiyettir, emanettir. Hatay Cumhuriyet Halk Partisi'nin genel başkanlarının şahsi meselesidir, Cumhuriyet Halk Partililerin ortak meselesi, ortak aşkıdır Hatay.

Bugün burada değerli milletvekillerimiz, belediye başkanlarımız sizleri selamladı. Sizlerle, sizlerle oy verdikleriniz, görev verdikleriniz sizlere hizmet etmeye; tüm engellemelere rağmen çaba sarf etmeye, en iyisini yapmaya çalışıyorlar. Hatay’daki milletvekillerimiz Hatay’ın sorunlarını her gün hem meclis kürsüsünde hem her fırsatta Hatay’ın her köşesinde dile getirmek için çalışıyorlar, koşturuyorlar. Önceki dönem milletvekillerimiz, önceki dönem örgüt yönetimlerimiz hepsi bir arada; il, ilçe başkanlarımızla birlikte koşuyorlar, çırpınıyorlar.

Görev verene de saygımız çok, görevi bizden alıp başkasına verene de. Sandığa sahip çıkmak, sandığa saygı duymanın gereği bu. Ama bugün Hatay’da seçildiği halde görevine getirilmeyen birisi var. Hatay milletvekili Can Atalay, Anayasa Mahkemesi kararına rağmen Silivri Cezaevi'nde tutuluyor. Şu kadarını söylemek isterim: Kimi tutuyorlar? Hataylının seçimde sandıkta oy verip 'beni o temsil etsin' dediği kişiyi tutuyorlar. Bunu nerede yapsanız ayıptır; ama Hatay’da yapmak, dünyanın gözü önünde Hatay’da yapmak en büyük demokrasi ayıbıdır.

ozgur-ozel-2026-01-17t163428-611.jpg

"HATAY’IN SANDIKTAN ÇIKAN VEKİLİNİ HAPİSTE TUTANLARA YAZIKLAR OLSUN!"

Bu Hatay, bu Hatay hangi Hatay? Bu Hatay Misak-ı Milli sınırlarında olan ama Kurtuluş Savaşı’ndan sonra Türkiye’de olmayan Hatay. Atatürk’ün şahsi meselesi Hatay. Ölüm yatağında kulağında Hatay’ı dinlediği Hatay. 1938’in Eylül’ünde nihayet ordunun girmesiyle Hatay Cumhuriyeti’nin ilan edilmesiyle 10 ay bağımsız devlet olmuş Hatay. Ama bu Hatay nasıl Türkiye’ye dahil olmuş? Sandığı kurmuş, oyunu vermiş, kararını vermiş ve kendi devletini lağvedip Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ne sandık yoluyla katılmış Hatay’ın sandıktan çıkan vekilini hapiste tutanlara yazıklar olsun!

"BİZ DE İLK GÜNDEN SONUNA KADAR SİZLERLE BİRLİKTE OLDUK"

Değerli Hataylılar, 6 Şubat 2023’te tarihimizin en acı günlerinden birini yaşadık. 53 bin 537 canımız resmi kayıtlara, rakamlara göre, 24 bin 147’si Hatay’da olmak üzere hayatlarını kaybettiler. Bir kez daha Allah’tan rahmet, yakınlarına değil sadece tüm Hatay’a, tüm Türkiye’ye bir kez daha başsağlığı diliyoruz.
O günden bugüne, o günden bugüne Cumhuriyet Halk Partisi olarak yerel yönetimlerimizle ki Hatay’a İstanbul Büyükşehir Belediye eşleştirilmişti... Sevgili Ekrem İmamoğlu ilk andan itibaren buraya geldi, operasyonun başına geçti. İBB imkanlarıyla yapılması gereken ne varsa, gücü neye yetiyorsa, neye imkan varsa onları Hatay’a, onları seferber etti. Sadece İstanbul değil; bütün büyükşehirlerimiz, bütün ilçe belediyelerimiz deprem bölgesinde çaba sarf ettiler. Biz de Cumhuriyet Halk Partisi grubu olarak ilk günden sonuna kadar buralarda sizlerle birlikte olduk.

ozel-35.jpg

"BRANDALADIĞI HATAY’DA HER ŞEYİ DÖRT DÖRTLÜK GÖSTERDİ"

Başka partilerin emeklerini gördük. Gördüğüm yerden parti ayırt etmeden arayıp da AK Partili belediye de olsa, MHP’li belediye de olsa çorbasını, hizmetini, yardımını, emeğini kimi gördüysek telefonda takdir ettik. Maalesef geçtiğimiz günlerde buraya birazdan değineceğim bir tören vesilesiyle gelen Sayın Erdoğan, o dönemde verilen emekleri hiçe sayan, Cumhuriyet Halk Partisi’ne 'deprem turistleri' diye, 'geldiler turistik gezi yaptılar' diyen... Hadi bizi bırakın, on binlerce belediye çalışanımızın emeğini Hatay biliyor mu? Hatay biliyor mu?

Bu emeği görmeyen ve çok kötü bir dille 'yapılanları ben yaptım, yapılmayanları onlar yapmadı, devletin yaptığını partisine yazan, milletin katkısını görmeyen, parti ayırmayan anlayışımızı o süreçteki maalesef örnek almak yerine tam aksini yapan bir anlayışla karşı karşıyız. Ben buradan şunu söylemek istiyorum: 21 yıl tek başına iktidar olacaksın, vatandaştan 3 trilyon dolar vergi toplayacaksın, 40 milyar dolar deprem vergisi olacak ve o gece geldiğinde memleket hazırlıksız olacak, yerle bir olacak ve bundan senin dışında herkes sorumlu olacak. Herkes sorumluluğunu bilecek, ağzından çıkan lafı dikkat edecek.
Ben buraya deprem haftasında gelmeyi, bu mitingi önümüzdeki baharda yapmayı düşünürken; bu mitingi Erdoğan’ın o haksızlıklarından dolayı, brandaladığı Hatay’da her şeyi dört dörtlük gösteren, sizin bu isyanınızı duymayan, acımasız dilinden dolayı siz istediniz, milletvekillerimiz söyledi, bu mitingi yapmaya ondan geldim. Ancak deprem haftası, tüm hafta deprem bölgesindeyim, Hatay’dayım. Onun gibi 'bugün geldim, 6 Şubat’ta arazideyim' demiyorum. Buradayım, buradayım!"

chp-66.jpg

İMAR AFLARINI ELEŞTİRDİ

Değerli Hataylılar, öyle bir para topladılar ki; 3 trilyon dolar. İnanılmaz bir vergi. 40 milyar dolar sadece deprem vergisi. Peki, depreme hazırlık için ne yaptılar? Sekiz tane imar affı. İmar affını çıkaran onlar; haksız yere düzenlemeler yaptıklarında ona itiraz eden mahalleleri, efendim onlar yüzünden kentsel dönüşüm, rantsal dönüşüm yapıp mahallenin itirazını duymayanlar çıkardığı imar affına değil; gidiyorlar filanca zamanda şu mahalledeki itirazları dile getirip ölen insanları suçladılar.

Ve bu afeti yaşadığımızda vatandaş günlerce enkaz altında bağırdı. O sesler hepimizin kulağında 'sesimi duyan var mı?' diye ama sesini duyan olmadı. Kahraman ordumuz üç gün, üç gün kışlada görev bekledi, üç gün meydana çıkamadı. Diğer taraftan afetle mücadelenin, afetle mücadelenin güçlenmesi için yapılan işler ve alınan sorumluluklarda; Hatay’a gelen, 11 ile gelen dünyanın dört bir yanından, Türkiye’nin tüm kurumlarından, tüm belediyelerinden burada mücadele edenlere; ölümü göze alıp o yıkıntıların, enkazların altında bir canı kurtarmak için günlerce kendini helak edenlere; hangi siyasi görüşten olursa olsun taş üstüne taş koyanlara helal olsun, haklarını helal etsinler, hepsine müteşekkiriz.

"MİLLET YARDIM BEKLERKEN IBAN GÖNDEREN BUNLARDI"

Millet yardım beklerken IBAN gönderen bunlardı. Millet sokaktayken parayla çadır satan bunlardı. Biz bunları, örneğin burası Hatay, ben bunları kendim söylüyor olsam, Hatay’da bu bilinmiyor olsa, böyle bir tansiyon olmasa, bu yağmurda bu Hatay burada bu tepkiyi verir mi? Bunlar orduyu üç gün bekletti mi? Parayla çadır sattı mı? Depremzedeye IBAN attı mı? 40 gün sonra bile çadır sıraları, kuyrukları var mıydı?

İşte Erdoğan, öyle brandayla, panoyla, devlet gücüyle, devlet memurunu meydana dizmeyle olmaz. Parayla olmaz, panoyla olmaz, brandayla olmaz; yürekle olur bu işler, yürekle olur!"

ozgur-ozel-2026-01-17t165241-591.jpg

"ESKİSİ GİBİ KOLAY SİYASET YOK"

"Deprem sonrası illerin yeniden ayağa kaldırılması lazımdı. Bu konuda o dönem Genel Başkanımız, yönetimimiz 'bize ne düşüyorsa buradayız' dedi. Tüm yapıcı öneriler söylendi ama depremi siyasete alet etmek, yaklaşan seçim için oradan bir fırsat çıkarmayı tercih ettiler. Dediler ki: 'Biz yaparız, bunlar yapamaz. İktidarda olan biziz; eğer iktidar değiştirirseniz evlerinize bir yıl içinde geçemezsiniz.'

Erdoğan çıktı ve dedi ki: 'Devlet sözü veriyorum, milletime devlet sözü veriyorum. Bir yıl içinde 650 bin konutu biz teslim ederiz.' Millet öyle takdir etti, kendisine görev verildi. Bir yılın sonunda sözünün yüzde 2,7’sini, iki yılın sonunda sözünün yüzde 30’unu, üç yılın sonunda sözünün yüzde 70’ini tutabildi. Şimdi gelmiş 'ben bu evleri veririm' deyince 'veremezsin' diyorlardı. 'Veremezsin' diyen olmadı; 'bir yıl içinde veremezsin' diyen oldu. 'Parayla satman doğru değil, afet evlerini devlet yapsın' diyen oldu. O gün 'ben bu evleri bir yılda yapacağım' deyip bir yıl sonunda yüzde 97'yi, iki yıl sonunda yüzde 70'i, şu an bile yüzde 30'u evine sokamamış olanlar; 650 bin söz verip 455 bini üç sene sonra övünç vesilesi yapmaya çalışanlar... Ve şu anda 11 ilde, diğer illerle birlikte 271 bin kişi konteynerda yaşarken; Hatay’da, Hatay’da 155 bin kişi konteynerla yaşarken brandayla, taşımayla ve devlet gücüyle buraya gelip de atana tutana cevabımız: Hadi oradan, hadi oradan, hadi oradan!

Bugün 155 bini Hatay’da, deprem geçiren 11 ilde 271 bin kişi konteynırdadır. Bugün yaptıkları konuşmalarda konutların bedava değil parayla verildiğini gizlemektedirler. İnsanlara boş senetler imzalattıklarını; 170 metrekare evi yıkılana 70 metrekarelik ev verdiklerini... Doğru mu bu? Jimmy cip çek bak, çek. Çek! Doğru mu bu söylediklerim?

Öyle Erdoğan, eskisi gibi kolay siyaset yok. Öyle salonlardan atmak tutmak, brandayla evin yüzünü kapatmak, ortalığa buraya gelip tek taraflı söylemek, emekleri görmemek... Bir de gerçek dışı bir algıyla buradaki mesele yolundaymış gibi bunu Türkiye’ye göstermek... O konforlu siyaset geride kaldı. Buradayız; yalanın, algının karşısında, Hatay’ın dimdik arkasındayız!

"DEPREM KONUTLARI BEDAVA DEĞİL, PARAYLA SATILIYOR DEPREMZEDELERE"

Bir yandan dükkanını açmayan esnaftan vergi isteme dönemine geldik. Konteynırları okulları, sağlık ocaklarında; sağlık ocaklarını okulları konteynırlarda sürdürmeye çalışan kahraman öğretmenlerimiz, doktorlarımız var. Milletin karşısına çıkmışlar; bunlardan samimi olarak kusurlarını söyleyip milletten anlayış bekleyeceklerine, gerçek dışı laflarla bir de muhalefete saldırıyorlar. Siz biliyorsunuz, Türkiye bilmiyor diye milletvekillerimiz 'Hatay bunun mitingini istiyor' dedi; onun için geldik.

Türkiye, herkes bilsin ki: O konutlar bedava değildir, depremzedelere parayla satılıyor. Boş senetlere, hatta ben söyleyeyim, soru diye söyleyeyim siz söyleyin. Yapılan konutlar depremzedelere parayla satılıyor, doğru mu? . Bunlar için boş senetler imzalatılıyor, doğru mu?. Senetlerin üzerinde faiz maddesi var dördüncü madde. Afet Kanunu 'alamazsın' diyor ama senedin orası faiz kısmını koymuş, boş bırakmış. 'Oraya çarpı koyarsan, eksi koyarsan, sıfır yazarsan senedi kabul etmiyor, faizinin üstü boş kalacak, belki ileride alırız' diyor, doğru mu?. Dükkandan, rezerv alandan, TOKİ’nin yaptığı yerden vergi almayı kafaya koymuşlar, doğru mu?

Bakanlar 'faizsiz vereceğiz' dediği halde bu itirazların üzerine yatan Erdoğan’a söylüyorum: İlk fırsatta çık, de ki: 'Deprem konutlarından, dükkanından, rezerv alanından vergi almayacağız.' Bunu ilan ediyorum de, biz de Meclis'e kanun teklifini getirelim, bundan sonrası için de bir risk kalmasın. Eğer öyle yapmaz, boş senetleri elde tutarlarsa Hatay’daki tedirginlik, deprem bölgesindeki tedirginlik son derece haklıdır. Bunun için Erdoğan’ı bu faiz konusunda açıklama yapmaya davet ediyorum.

Elbette bu kadar konut yapılmışken evine geçenlere hayırlı olsun; ancak yüksek tadilat, tamirat işleri olduğunu duyuyoruz. Diğer taraftan aidat sorununu biliyoruz. Diğer taraftan dükkanı olmadığı için, işi olmadığı için elektrik, su, aidat, tamirat işlerinden dolayı ev gösterilse de konteynırdan ayrılamayanları biliyoruz.

ERDOĞAN'A SESLENDİ: SUDAN SİYASETİ BIRAK

Buradan Hatay’dan samimi çağrımdır: Partiler Hatay milletvekillerini bir dinlesinler, bölge milletvekillerini, deprem bölgesi milletvekillerini dinlesinler. Mini bir komisyon kuralım. Bu eve geçmek için karşılıksız belli bir tutarı verelim, aidatlar için hiç olmazsa iki seneliğine bir çözüm bulalım. Esnafın mücbir sebebi kaldırıyorsunuz. Van’da altı yıl sürmüştü. Bu kadar büyük depremde üç günde, üç yılda mücbir sebep bitti, şimdi esnaftan vergi almaya, SGK almaya kalkıyorsunuz. Kredi isteyen esnafa 'borcu yoktur' kağıdı istiyorsunuz. Bu sorunların hepsinin teker teker yazılıp Meclis'te hızlı şekilde çözülmesi lazım.

Buradan Erdoğan’a sesleniyorum: Sudan siyaseti bırak! Ankara’nın suyunu diline dolayarak iktidara tutunamazsın. Gerçek siyaset sokağı duyarak yapılır. Hatay’ı duyuyorum; sen de duyuyorsan bu hafta bu sorunları çözelim diyorum. Hadi bakalım!"

"SORUMLU GÖREVLİLER YARGIDAN KAÇIRILIYOR"

Allah, o acı günlerden sonra ayağa kalkan Hatay’a, hakkını arayan Hatay’a, dimdik ayakta durmaya çalışan Hatay’a kolaylık versin. Hepinizi çok seviyoruz. İyi ki varsın Hatay, canım Hatay! Canım Hatay! Bir yandan, diğer mitinglerden farklı olarak çokça Hatay’ı konuşuyoruz. Zira milletvekillerimiz bu işin Genel Başkan ağzından Türkiye’ye duyurulması lazım diyor. Bir yandan hala daha kayıpları olanlar var. Bir tanesi de il yöneticimiz Sayın Ayhan Kıt örneğin; o kızını, torununu, damadını hala daha arıyor. Ayhan Bey gibi dünya kadar Hataylı’nın derdi bu. Onlar 'hiç olmazsa bir mezarımız olsun' diyor. Kayıplarını bulanlar adalet peşinde; deprem davaları üç yıldır adalet arıyor. Bina çürük, kolon kesik, kamu görevlisi göz yummuş; ama adalet süreci, yargı süreci sağlıklı ilerlemiyor. Sorumlu görevliler yargıdan kaçırılıyor. İdarenin kusuru yüzde 25 ile sınırlanıp hak arama mücadelesine ket vuruluyor.

Daha geçtiğimiz hafta, eğer sizin isyanınız olmasaydı, milletvekillerinin tepkisi olmasaydı; af kanununun içine deprem aflarını da sokacaklardı. Bunun için bütün, bütün dikkatimizle Hatay’ı takip etmeye, deprem illerini takip etmeye devam ediyoruz. Türkiye krizde ama deprem bölgesi daha büyük krizde. Sanayici Türkiye’de sorunlu ama Hatay’da perişan. Hatay’da iş yerleri yıkıldı, yapılmadı. Antakya Sanayi Sitesi'nde 530 iş yeri hasarlı, 35 ayda tek bir iş yeri teslim edilmedi. Hatay Ayakkabıcılar Sitesi enkaza döndü, yeni site ortada yok. Sektörde yüzde 60’a varan kayıplar, iş ve istihdam eksikliği var. Şehrin ayağa kalkması için sadece oturulacak binanın olması değil; iş yerlerinin olması, teşviklerin olması, desteklerin olması, önce ekonominin harekete geçmesi lazım ki şehir ayağa kalksın.

ÇİFTÇİLERİN DURUMUNA DEĞİNDİ

Hatay aynı zamanda bir tarım kenti. Amik Ovası perişan durumda. Beyaz altın pamuk; eskiden 1 kilo pamuk satıyordun, 2,5 litre mazot alıyordun. Bunu pamukla uğraşan herkes bilir, o yüzden beyaz altındı. Şimdi 2,5 kilo pamuk satıyorsun, 1 litre mazot alamıyorsun. Yani geçmişle karşılaştırdığınızda 12,5 - 13 kat bir farklılık ortaya çıkıyor pamuğun değeri konusunda. Yine çiftçinin büyük derdi; eskiden 1 kilo buğday 1 kilo mazot alırken, şimdi 6 kilo buğday 1 kilo mazot alabiliyor. O yüzden çiftçi belini doğrultamıyor. Ovadan bereket fışkırıp kente bereket akması gerekirken maalesef orada da yoksulluk ve sefalet yaşamını sürüyor, hüküm sürüyor. AK Parti bu yılın bütçesini yaptı.

Çiftçilere 772 milyar destekleme vermeleri gerekirken bütçeye sadece 168 milyar koydular. Yani kanunen çiftçinin hakkı beşken sadece birini veriyorlar ve bu yüzden çiftçiler çok büyük sıkıntı içinde. Borçlu çiftçi ne yapsın? Son çare bankaya gidiyor kredi kullanmaya. AK Parti ona da gözünü dikmiş, vergi ve Bağ-Kur borcu olana kredi vermiyor. Ya Hataylı çiftçinin Bağ-Kur’unu tam ödeyecek gücü olsa, vergi borcu olmasa ne işi var faizle para almanın peşinde? Sen ilk önce bu adama kredisini ver; tohumu alsın, eksin, diksin, sulasın, çapalasın. Hepsi mazotla, parayla. Ürünü satsın, kendine gelsin, sonra gelsin borcu varsa onu sana da versin.

Buradan açıkça söylüyorum; zaten tüm çiftçiler için Cumhuriyet Halk Partisi'nin iktidarında hedeftir ancak deprem bölgesindeki çiftçiler için hemen ve derhal Bağ-Kur, SSK, vergi borçları silinmeli, kredi kartı faizleri affedilmeli, tarım kredisi faizleri kaldırılıp ana paraları 3 yılı ödemesiz 5 yıla bölünerek bir kereye mahsus çiftçinin bu ihtiyaçları mutlaka karşılanmalı.

HATAY'DA SAĞLIK KRİZİ

Ayrıca Türkiye'de sağlığın sorunları var ama Hatay'da çok büyük bir sağlık krizi var. Bir yandan Hatay'da 14 hastane yıkıldı, iki tane geçici hastane kuruldu. Hatay'da 56 Aile Sağlığı Merkezi yıkıldı, sadece 5 tane ASM yapıldı. 135 eczacı, 280 doktor konteynerlarda sağlık hizmeti vermeye çalışıyor. Bu sorunların da bir an önce çözülmesi lazım.

"CAMİ ÜSTÜNDEN SİYASET YAPAN AK PARTİ'Yİ VE ERDOĞAN'I HATAYLILARA ŞİKAYET EDİYORUM"

Bir de bir de Ulu Camimiz var. Burada Hatay'da tarihi Ulu Cami depremde yıkıldı. O dönemde dediler ki "Ulu Cami’yi yapmak Bursa'ya, Bursa'da Ulu Cami var ya, Bursa Büyükşehir Belediyesi'ne yakışır." O günkü Bursa Büyükşehir Belediye Belediye Meclisi’nde bu kararı çıkardı. Sonra seçimler oldu, Bursa'yı AK Parti kaybetti. Dediler ki "Bu Ulu Cami’yi artık CHP yapmaz." Belediye başkanımız dedi ki "Ne münasebet? En iyisini biz yaparız." Ben dedim ki "Bursa Ulu Cami’yi Cumhuriyet Halk Partili Bursa Büyükşehir Belediyesi yapacak." Ikındılar, sıkındılar, tıkısındılar, bunu hazmedemediler. Buradan bütün Hatay'a şikayet ediyorum: Ödeneği hazır, kararları hazır, 20 ay boyunca "At imzayı" "Atmam, Ankara'ya soracağım", "Ver izni" "Yapmam". Ulu Cami’nin, Ulu Cami’nin minaresinin iznini bile ya, cami yapıyoruz minaresinin iznini ekim ayının sonuna kadar vermediler.

Sonra Erdoğan buraya gelmeden önce yazmışlar; 'Hızlı ilerleyemediniz, sizden aldık bu işi' Kardeşim binanın o kadar geç imzalara rağmen yüzde 30'u bitmiş, yüzde 60'lık işinin ilerlemesi 2 aylık iş. Anlaşma, taahhüt hazirana kadar bitmesi. Bursa Büyükşehir diyor ki 'Haziranda Ulu Cami’de cuma namazını kılacağız.' 'CHP Ulu Cami’yi yaptı' demesinler diye protokolü iptal etmiş, 'İşi durdurun, oralardan çekilin' diyorlar. Buradan Erdoğan'a söylüyorum: O Ulu Cami’yi yapacağız, hasetlik yapıyorsunuz. O Ulu Cami hazirana kadar bitecek, çamur çirkef yapıyorsunuz. Biz Bursa Ulu Cami’de de cuma namazını kılıyoruz, gelip Hatay Ulu Cami’de de cuma namazını kılacağız. Hasetlik yapmayın, haksızlık yapmayın, engel çıkartmayın. Buradan cami üstünden siyaset yapan AK Parti'yi ve Erdoğan'ı Hataylılara şikayet ediyorum.

EMEKLİ AYLIĞINA TEPKİ

Dün emeklilerle birlikte bir toplantıda, bir eylemdeydik. Milletvekillerimiz, Grup Başkanvekillerimiz burada; Murat Emir, Ali Mahir Başarır. Hatay milletvekillerimiz, bölge milletvekillerimiz bu hafta buradaydı ama parti 10 gündür emekliler için meclisi terk etmiyor, mecliste emekliler için eylem yapıyor. Buradan bütün partilere bir kez daha samimi çağrımı yapıyorum: Bugün emekliye verilen bu 20.000 liraya Cumhuriyet Halk Partisi "sefalet ücreti" diyor. DEM Parti "sefalet ücreti" diyor. Yeniyol grubu, DEVA, Gelecek, Saadet "sefalet ücreti" diyor. En nihayetinde Sayın Bahçeli de "sefalet ücreti" dedi.

Şimdi önümüzdeki hafta mecliste görüşülürken iyileştirme önergesi vereceğiz. Eğer herkes sözünü tutarsa, genel başkanların sözüne parti grupları uyarsa; bizim partimiz eksiksiz olarak salonda yer alacak. Böyle en önemli mazeretler hariç, Allah'tan bir engel çıkmadıktan sonra hep birlikte oradayız.AK Parti, MHP; bu iki partinin milletvekilleri 300'den fazla, her şeyi engelliyorlar. Ama bu kez CHP, DEM, Yeniyol ve MHP toplandığında 300'den fazla. Yani 20.000 lirayı örneğin bir asgari ücrete, 28.000 liraya çıkarmak muhalefetin ellerinde, MHP ile birlikte. Buradan emeklilere sesleniyorum: Meclise iyi bakın, o oturumu iyi izleyin. Kim size oy veriyor, kim arkanızda, yanınızda duruyor; kim vermiyor görün. Ve emekliye oy vermeyene artık Hatay'da selam vermeyin.

"19 MART SEÇMEN İRADESİNE YAPILMIŞ BİR DARBE GİRİŞİMİDİR"

19 Mart, Türkiye’nin bir sonraki Cumhurbaşkanına; 19 Mart, Türkiye’nin bir sonraki iktidarına yapılmış bir darbe girişimidir. 19 Mart seçmen iradesine yapılmış bir darbe girişimidir. O gün Saraçhane’ye doğru giderken bir çağrı yaptık ve dedik ki: 'Ne olacaksa bugün olacak, Saraçhane bugün ya dolacak ya da bu darbeye teslim olacak.'

O gün tarihi yarımadaya varılmasın diye otobüsleri durdurdular, metroları durdurdular, kapattılar, vapurları bağladılar, köprüleri kaldırdılar. Ama Cumhuriyet Halk Partisi’yle dayanışma yapmaya gelen İstanbul’un demokratlarına; başta İstanbul Üniversitesi, Boğaziçi, İTÜ, Yıldız Teknik, tüm üniversite öğrencilerine ve seçtiğine sahip çıkan, sandığa sahip çıkan İstanbullulara engel olamadılar.

O gün biz o darbeye direndik ama yargıya da güven yüzde 20’ye düştü. Tayyip Erdoğan karşısına çıkan adayla mertçe yarışmak yerine onun adaylığına engel olmayı seçince 160 milyar doları bulan bir zararla karşılaştık. Merkez Bankası 60 milyar dolar sattı. Borsa çöktü, faizler arttı, enflasyon arttı. yüzde 15 diye beklenen enflasyon yüzde 31-32’ye çıktığı için, 15’lere gerilemesi gerekirken gelemediği için hayat olması gerektiğinden iki kat daha da pahalılaştı. Ve bu şartlar altında herkese para bulanlar emekliye, emekçiye, çiftçiye ve Hatay’ın esnafına, mağduruna para bulamamaya başladılar.

Bunun için emeklilerle birlikte meydanlardayız. Emekçilerle birlikte meydanlardayız. Sizlerle birlikte meydanlardayız. Dün bir emekli abimiz şöyle söyledi; dedi ki bir emekli abimiz, 'AK Parti’nin kara düzeni diyorsunuz; biz bu kara düzene itiraz ediyoruz, itirazımız var!'

"NE HATAY'I NE 6 ŞUBAT'I ASLA UNUTTURMAYACAĞIZ"

Ve Cumhuriyet Halk Partisi olarak size şunu söylemek isteriz; şartlar ne olursa olsun ne sizden ne mücadeleden vazgeçmeyiz. Algı operasyonlarına sizi teslim etmeyiz. TRT’de her şey güllük gülistanlık, drondan bakınca evler bitmiş, inince ön tarafına branda germiş. Drondan bakınca köprü olmuş, aşağı inince ön tarafı brandadan olmuş. Bunlara isyanınızı anlıyorum. Konteyner kentlerdeki isyanı duyuyorum. Şubat ayının ilk haftası boyunca tüm deprem illerinde Cumhuriyet Halk Partisi’nin milletvekilleri, Parti Meclisi üyeleri, gölge bakanları, bakan yardımcıları, Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkan Yardımcıları, Grup Başkanvekilleri ve Genel Başkanı sizinle birlikte olacağız. Ne Hatay’ı ne 6 Şubat’ı asla unutturmayacağız."

YORUMLAR
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.
Diğer Haberler
Son Dakika Haberleri
KARAR.COM’DAN