CHP Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, Türkiye A Milli Futbol Takımı’nın Kosova maçını izlemek için planladığı ziyareti, Bursa Büyükşehir Belediyesi’ne yönelik operasyon nedeniyle ertelediğini açıkladı. Bursa’daki sürece sert tepki gösteren Özel, Mustafa Bozbey’e yönelik suçlamaların temelsiz olduğunu savunarak, “Sadece bir yalancı tanığın ifadelerine dayanarak Mustafa Bozbey’e ve ailesine haysiyet suikastı yaptılar” dedi.

"BURSA’NIN İRADESİNE ÇÖKÜYORLAR"
Bozbey’in tutuklanmasına da değinen Özel, “Dört günlük eziyetten sonra Mustafa Bozbey tutuklandı. Bursalının vermediği yetkiyi Bursa’nın iradesine çökerek almak istiyorlar. Bursa'daki CHP belediyeciliğini kesintiye uğratıp kendi Bursa'nın illallah dediği, yıllardır yönettikleri, yüzde 30'ların altına düştükleri Bursa'da iki kişiden birinin seçtiği belediye başkanı yerine bir kuklayı, siyaset yoluyla, yargı yoluyla oraya konmuş birini koyup Bursa'nın iliğini kemiğini sömürmeye, israfa, ranta devam etmek isteyecekler. Ben hiçbir şey demiyorum. Diyeceğimi otobüsün üstünde söyledim. Bundan sonra sözü yakaladığı ilk sandıkta Bursalılar söyleyecek. diye konuştu.
"SAYIN BAHÇELİ DE O SAVCIYA GÜVENDİ"
103 eylemdir gidiyoruz, İstanbul'un 39 ilçesinde seçmenin gözünün içine baka baka, Türkiye'nin her tarafında çıktığımız eylem toplantılarında il mitinglerinde milletin gözünün içine baka baka, öyle CHP'nin kalelerinde falan değil. Vallahi sonuçta bizim özgüvenimizin doğru olduğu Erdoğan'ın yanılttığı ortaya çıktı. Bir yanılttığı da Sayın Bahçeli'ydi. Sayın Bahçeli o kadar kuvvetli iddiaları görünce, biz yok öyle şey dedikçe, o savcıya güvendi, Erdoğan'a güvendi. Biz canlı yayın talep ediyoruz dedik, yapılsın dedi. Erdoğan'a sordular o da savcıya güvendi, münasiptir dedi. Yargılama başladı. Bırakın canlı yayınlanmayı, gazetecileri bir de şöyle arka kutuda, köşede kibrit kutusu gibi bir yere sıkıştırıyorlar.

"BİRİNİN SAFİYETİNE BAK ÖBÜRÜNÜN MİLLETE KARŞI GİRİŞTİĞİ İHANETE BAK"
Mesela Seyfullah Demirel İstanbul Büyükşehir Belediyesi Yol Bakım Daire Başkanı'na soruyorlar 'İşe alırken Ekrem İmamoğlu'nun size bir telkini, iş yapacağınız biçimle ilgili talimatları ya da bazı talimatları size nasıl ileteceği konusunda bir şey konuşuldu mu?' 'Ekrem Bey işe alırken tek bir talimatım var dedi' diyor. Nedir diyor. 'Ben Beylikdüzü Belediye Başkanıydım. Karda buzda zorlandık. İBB'den tuz istedim. Bizim partiden değilsin diye vermemişlerdi. Bak bugün aynı göreve sen geliyorsun. AK Partili, CHP'li ayırmadan ne kadar istiyorsa herkese tuz veriyorsun' dedi. Hani bu adamlar yolsuzluk için çeteydi? Birinin safiyetine bak öbürünün millete karşı giriştiği ihanete bak. Buralardan suç örgütü çıkaracaklar.
"SENİ FARKLA YENMİŞ OLMAMIZIN CEZASI KATIKSIZ YARGILANMA MI?"
Kuyu tipi cezaevine koyulanlar var. Orada kalacak kişi ki insan hakları açısından hepsi değerlendirilmeli, altı kez ağırlaştırılmış müebbet almış hükümlünün kalacağı yere iddianamesi yazılmamış arkadaşlarımızı koyuyorlar. Böyle bir düzen var. F tipi cezaevi olacak iş değil; seçilmiş belediye başkanlarını koyuyorlar. Bir gün çıkıp şikayet etmediler. Neden? Dediler ki bu siyasi bir mücadele, en sertini vereceğiz. Ama kardeşim, olacak iş mi? Yargılama yapıyorsun, öğlen yemeği yok. Yargılama yapıyorsun, su akmıyor. Bu kadar zulmün, bu kadar nefretin, kinin birikmesine sebep ne? İstanbul’a Kanal İstanbul’u yaptırmadık diye aç bırakılmayı ya da sen yıllardır büyük bir israf rejimini kurdun, AK Partililer illallah dedi diye, iyi yönettiğimiz Beylikdüzü’nden İBB’ye gitmiş olmamızın, iptal edilen seçimlerde seni farkla yenmiş olmamızın cezası katıksız yargılanma olabilir mi?

" ADAM GİBİ YAPACAKSIN O ADALET BAKANLIĞINI"
Su aksar mı? Koskoca Türkiye Cumhuriyeti devletinde, Silivri’de yargılamada susuz bırakarak yargılamayı nasıl yapabilir? Her gün var bu mahkeme; bir gün değil. 'Dişini sık, git dayan' değil. Her gün oluyor bu mahkeme, her gün gidiyor arkadaşlar; haftada 3-4 gün. O yüzden buradan gözünü bürümüş, aldığı talimatla Cumhuriyet Halk Partisi’nin değil, milletin iradesi üzerine yürümüş o 'turpun küçüğüne' sesleniyorum: Yaptığın görev, geçmişte yaptığın haysiyet cellatlığının üstüne mum dikme görevi değildir. Adam gibi yapacaksın o Adalet Bakanlığını, insan gibi yapacaksın" ifadesini kullandı.
Özel, şunları kaydetti:
"Adalet Bakanı’na söylüyorum: Silivri'de mahkemeye giden herkesin huzuru, güveni; ona karşı saygılı bir dil kullanılması, içtiği suyu, yiyeceği yemek devlette üstlendiğin hasbelkader görev nedeniyle sana emanettir. Onların göreceği muamele, bu Meclis’in komisyonuna geldiği gün göreceğin muameleyi belirleyecektir. Hadi bakalım. Türkiye’de rejimin tehdit gördüğü maalesef herkes tutuklu. En adını bildiğinizden isimsiz kahramanlara kadar… 2026 yılında Türkiye’de rejime tehdit olanlar için açık cezaevine çevirdiler. Ekrem İmamoğlu da, belediye başkanlarımız, seçilmiş siyasetçiler, kıymetli bürokratlar da tutuklu. HDP’nin önceki eş genel başkanları Selahattin Demirtaş, Figen Yüksekdağ tutuklu; Hataylıların iradesiyle Meclis'e yolladıkları Can Atalay da tutuklu. Avukatlar Selçuk Kozağaçlı’dan Mehmet Pehlivan’a kadar avukatlar tutuklu. İşçi haklarını savunan Mehmet Türkmen tutuklu. Gazeteci Merdan Yanardağ, Alican Uludağ, İsmail Arı, Pınar Gayıp ve 17 gazeteci tutuklu.
"ÖNCE DARP RAPORU SONRA TEMİZ RAPORU..."
Türkiye’de o İkizköy’ün kadın muhtarının ninesinden beri ağaçlarına sahip çıkan Esra Işık tutuklu. Bunun yanında artık öyle bir noktaya geldi ki; çevre mücadelesi veren, hak mücadelesi veren kim olursa olsun gözaltı, tutukluluk ki bir daha kimse bunu yapamasın. 19 Mart darbesinden sonra 301 öğrenci tutuklandı. Vatan Emniyet’te, dün Çağdaş Gazeteciler Derneği’nde ödül aldı. Vatan Emniyet’teki işkencenin belgeseli vardı. Nasıl darp raporlarının sonradan değiştirildiği var; askeri darbe dönemlerinde olmayan, önce darp raporu sonra temiz raporunun dosyada değiştirildiği var. İzledik, şaşırdık, kahrolduk. Sırf 'polis, barikat, kavga, çatışma' diyerek 301 öğrenci tutukladılar. İçlerinde bir tane bayrağı sopasını alıp da polisin kaskındaki sineği ittiren yok. Ömrü boyunca emniyetin önünden geçmemiş, ailelerin ömrü boyunca polisle, güvenlik güçlerine 'höt' dememiş çocukların, sırf diğerlerine örnek olsun, kaygı olsun, meydanlardaki bu yoğunluk, gençlerin bu ilgisi dursun diye hepsi alınmış içeride. O güzelim çocuklara yapılan işkencenin kanıtları var. Halen daha açılmayan soruşturmalar var.

"AYDIN’IN İRADESİNİ ÇALANDAN NE KADAR İĞRENİYORSAK, BOZBEY’İN DURUŞUNDAN DA O KADAR ÖVÜNÜYORUZ"
Geçen hafta İzmir’de, Manisa’da ve Bursa’da açılışlar yaptık. Bursa’daki açılışların aslında normal tarihi 15-16 Nisan’dı. Bursa Büyükşehir Belediyesi’nin 29 önemli açılışı vardı, onları yapacaktık. Bozbey demiş ki 'Bunlar beni aldılar.' Bozbey ile Aydın Büyükşehir birbirine çok benzeyen iki pozisyondaydılar. Bozbey’e de, Aydın Büyükşehir’e de gittiler; 'Ya bize katılacaksın ya içeri atılacaksın' dediler. Aydın Büyükşehir, topuklaya topuklaya ve Aydın’ın kendisine verdiği emeği, desteği alıp hırsızlayarak, siyasi yankesicilikle, milli irade hırsızlığıyla layık olduğu yere; Tayyip Erdoğan’ın yanına koştu. Mustafa Bozbey, 15 günde bir gelen baskılara, tehditlere, şantajlara, basında yazılmasına rağmen 'Ben Cumhuriyet Halk Partiliyim, bir tek kusurum yok. Bulursanız hesaplaşırım ama ben şantajınıza, tehdidinize boyun eğmem' dedi. O sebepten dolayı, sırf Bursa’ya çökmek için, Bursa’da cezaevine kondu. Buradan, Aydın’ın iradesini çalandan ne kadar iğreniyorsak, Mustafa Bozbey’in duruşundan da o kadar övünüyoruz. Helal olsun. Bozbey 'Bunlar beni içeri atar' dedi. Sonra da dedi ki 'Bunlar 3 ay kulaklarının üstüne yatarlar, sonra benim yaptıklarımı ‘AK Parti yaptı’ diye açarlar.' O yüzden tarihte ilk kez, belki dünya siyaset tarihinde ilk kez, bir gece vakti hizmeti yapan belediye başkanı gözaltındayken açılışı onu seçenlere yaptırdık. Ekrana yansıttık; 'Açıyorum' diye bağırdılar. 29 önemli eseri açtık. Bursa, bu kadar güçlüğe rağmen neler yapılmış görsün. Bundan sonra yapılacak, yapılmayanları yine Bursa’daki eski sömürü düzeni geldiğinde bizim yaptığımız işlerle birileri haksız yere övünmesin.
"GİDİŞATI DURDURAMAZSAK DEMOKRASİMİZ BUZDAĞINA ÇARPACAK"
Bu gidişatı durduramazsak, demokrasimiz bir buzdağına çarpacak, partiler tabela partisine dönüşecek, güya bir meclis olacak ama hiçbir anlamı kalmayacak, tasarlanmış seçimler seçilmiş rakiplerle yapılacak, seçime katılım düşecek, millet sandıktan umudunu kesecek. Onun için, otoriterliğin hedefi buyken panzehiri çoğulculuktur. Onun için çok olmak, birlikte olmak, dayanışma içinde olmak, hep birlikte mücadele etmek zorundayız. Herkes şunu bilsin ki, Ekrem İmamoğlu'nu hedefe koyan, müesses nizamın çarkına soktuğu çomaktır. Onların istediği adayla yarışmak değil, onları her seferinde yenen adayla yarışmamak için Ekrem İmamoğlu bugün Silivri'ye konulmuştur."
