CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Karaman’daki “Millet İradesine Sahip Çıkıyor” mitinginde konuştu. Özel, Orta Doğu’daki gelişmeler ve Türkiye’nin tutumuna ilişkin dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu.

Aktekke Meydanı'nı dolduran kalabalığa seslenen Özel, şunları söyledi:
"Merhaba Karaman'ın güzel insanları, Ermenek'e, Ayrancı'ya, Sarıveliler'e merhaba, Kazım Karabekir'e, Başyayla'ya merhaba, Türkçe'nin başkenti Karamanoğlu Mehmet Bey'in torunlarına merhaba. Bugün buraya saldırılara, kumpaslara karşı Karaman'ın güzel insanlarının tertemiz vicdanlarına sığınmaya geldik. Bugün buraya, bu soğuk havada, bize yüreklerini açan, evini açan, kucak açan kahramanlara sarılmaya geldim. Karaman'a geleceğimizi söyleyince, hele hele böyle kışın ortasında, ayazda, rüzgarda 'Miting mi olur Karaman'da?' dediler, 'Meydanı dolduramazsın' dediler, 'hem de orası AK Parti'nin, iktidarın kalesidir' dediler. Bugün Karaman'ı görünce, okuyacağım meydanı görünce, meydanlara sığmayanları, meydandan taşanları görünce, iyi ki gelmişiz Karaman'a, iyi ki birlikteyiz. Ve buradan haykırmak isteriz ki artık kale siyaseti bitmiştir. Hiçbir yer kimseye kale değildir. Karaman olsa olsa milletin kalesidir. Karaman'da 1973'te, 1989'da ve 1994'te belediyeyi kazandık. 1989-99 arasında 10 yıl boyunca Yaşar Evcen başkanımız yaptığı hizmetlerle tarihe geçti, hakkında kitaplar yazıldı. Bugün Yaşar başkanı, Karaman il olmasına yaptığı katkılarla, il olmasına verdiği mücadeleyle halen daha seviyor ve bağrına basıyor. Biz de buradan Yaşar başkanı, Karaman'ın il olmasına katkı sağlayan herkese sevgiyle selamlıyoruz ve buradan Karaman'ın önünde saygıyla eğiliyoruz.

'KARAMAN'DA DA TÜRKİYE'DE DE BİRİNCİ PARTİ OLACAĞIZ'
Bu havada, bu soğukta, köyünden, Kalkan'dan, ilçelerden, beldelerden koşan, gelen, bu tarihi günde Karaman tarihinin en büyük mitingini bize yaşatan, Türkiye'de herkese dost olana güven veren, olmayana kaygı veren Karaman'ın yiğit evlatlarına selam olsun. Bir daha, son 30 yıldır maalesef Karaman'ı kazanamadık, ama kusuru Karaman'da değil, kendimizde aradık. Bundan sonra da daha çok çalışacağız, daha başarılı sonuçlar alacağız. Karaman'da da, Türkiye'de de mutlaka birinci parti olacağız. Biz kazanamadık ama Karaman birini seçti. Milliyetçi Hareket Partisi'nden başkan Sayın Savaş Kalaycı'ya da, tüm partilerden seçilen belediye meclis üyelerine de başarılar diliyoruz. Demokrasi, kazandığında ne dediğine değil, kaybedince ne yaptığına bakılan rejimdir. Kazanırken milli irade, kaybedince millete as suratı, iptal et seçimleri, yenile seçimleri, yerine kayyum ata. 'Kararı millet vermez. Ben vereceğim' de bu olacak iş değil. Onun için gittiğimiz her yerde, hangi partiden olursa olsun, yerel yöneticilere, hem belediye meclislerine hem başkanlara başarılar diliyoruz. Ve demokrasinin kararı, milletin verdiği, milletin ne dediği oldu. Ona saygısızlığın, hazımsızlığın kabul edilemez olduğu, iyi yönetenin başta kalacağı, kötü yönetenin millet tarafından değiştirileceği bir rejim olarak benimsiyoruz. Bu fikrin sahibiyiz.

'MUSTAFA KEMAL VE İSMET PAŞA'DAN EMANETTİR BİZE BU SANDIK'
Bu ülkenin, hiç şüphe yokken en sevileni, kurtarıcısı, tek baş kumandanı Gazi Mustafa Kemal Atatürk, ülkenin üzerindeki işgali kaldırıp düşmanı denize döküp vatanını kurtarıp, sonra tam başa geçecekken sordular ona 'Ne yapacaksın, padişahlığa devam mı, İngiltere gibi krallık mı, Amerika tipi başkanlık mı?' O dedi ki: 'Biz bir meclis kurduk, meclisi millet seçer, milletin seçtikleri meclis ne görev verirse o görevi yaparız.' Başkanlıkları, krallıkları, padişahlıkları elinin tersiyle itti. Ne dese olurdu ama 'Millet ne diyor?' diye baktı. Sonrasında vefatından sonra görevi İsmet Paşa devraldı. O, aldığı bayrağı elinde taşırken, İkinci Dünya Savaşı’ndan Türkiye’yi kurtarırken, orduyu güçlü, milleti bir arada tutarken, bir yandan da demokrasi fikrini sürdürüyor, yeni parti kurulmasına, rekabete, çok partili rejime yol veriyordu, önem veriyordu. İşte 14 Mayıs 1950 günü sandığa gidildi. Tüm Türkiye'de, Karaman'da, Zonguldak'ta, Urfa'da, İzmir'de, Edirne'de millet karar verdi 'Bizi bundan sonra Demokrat Parti yönetsin, paşa biraz dinlensin' dediler. O gün İsmet Paşa dedi ki: 'Derhal gidin Demokrat Parti'ye haber verin, paşa, devir teslimi hazırdır, onları tebrik edeceğim, muhalefet görevine çekileceğim.' Bu konuşmadan 7 gün sonra oğlu Erdal'a yazdığı mektupta: 'Oğlum Erdal, şüphesiz bu benim en büyük yenilgim, ancak Türkiye demokrasisinin zaferidir. Kurmak istediğimiz sistem artık milletin ellerine emanettir' demiştir. İşte ülkeyi kurtaran Gazi Mustafa Kemal'den ve silah arkadaşı İsmet Paşa'dan emanettir bize bu sandık.
Biz seçildiğimizde seviniriz, kaybedince üzülürüz ama kaybedince asla çamur atmayız, çirkef yapmayız. Seçim iptaline kalkmayız, mazbatayı yakmayız, birinciye değil ikinciye değil, mazbata verdirtmeye kalkışmayız. Ve asla, asla seçilmişlere darbe yapmaya, onları haksız hapse atmaya, onların yerine kazanamadığın ilçede katakulli ile başkan seçmeye kalkmayız. İşte demokrasi budur. İşte bu meydanı bugün dolduran da budur. Bu meydan bugün her türlü haksızlığa, her türlü adaletsizliğe, ama bilhassa en tahammül edemeyeceği şeye, Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ten emanet cumhuriyetin en büyük kazanımı sandığa, seçme hakkına sahip çıkmaya gelmiştir.
'ERMENEK'TE SOSYAL YARDIMLAR 5 KATINA ÇIKTI'
Yaşar Özcan, genç yaşında, 1989'da Karaman'a 'gel' dediği gelen, Karaman'a efsane hizmetler yapan, şimdi de demokrasiye sahip çıkan; bir de partinin en yakışıklısı Ahmet Recai Evcen'i bize kazandıran Yaşar başkanı bir yürekten alkış. Tabii bu seçim Karaman'da merkez ilçede yapılmadı, sadece tüm ilçelerde önemli seçimler oldu ve Ermenek'i 40 yıl sonra, o gün 35 yaşında olan, bugün 37 yaşında olan Mustafa Bozcu kardeşimle kazandık. Ermenek Belediye Başkanımıza teşekkür ediyorum. Ne yaptı acaba diye merak ettim, sonra kendi kendime dedim ki 'Ne yapsın, o kadar borç var, ne yapacak? İnşallah maaşları ödedi, çöpleri topladı, yol bozulduysa kapladı, inşallah o kadar yapmıştır' dedim. Biliyorum, borcunu. Sonra geldim bir baktım ki bir kere bir kuruş borç kalmamış. Ermenek'te sıfır lira. 7 tane yeni hizmet aracı almış, belediyeye kazandırmış, hizmete sokmuş, yepyeni yollar açmış, içme suyu ve kanalizasyon hatlarını baştan aşağı yenilemiş. İlçeye 5 tane yeni park kazandırmış, emekliler lokalini açmış, düğün salonunu açmış, kapalı pazar yeri açmış, belediye konuk evi açmış, 3 tane halı saha yapmış ve ezberi bozmuş. Ne diyorlardı Karaman'da, Ermenek'te? Komşunuz Konya'da 'CHP gelirse aman ha, fakir fukarasını gelirse sosyal yardımları kesecekmiş, kömür dağıtmayacakmış, yiyecek dağıtmayacakmış, zorda kalırsınız, ne kadar zor da olursanız olun, gelin, oyu yine buraya verin.' Ermenek kırdı bunu, seçti başkanı, başkan tam beş katına çıkardı sosyal yardımları. O yüzden 'CHP gelirse maaşım kesilir mi, yardımım kesilir mi, acaba sosyal yardım biter mi diyenler' Türkiye'de en az artırdığımız yerde 3 katı artırdık, ortalama 5 kat artırdık. İktidar olacağız, artık sosyal yardımı falan bırakın, iş bulamadığımız her aileye bir temel vatandaşlık geliri maaş bağlayacağız.
'CHP NE EKSİKSE İKİ MİSLİNİ YAPACAK'
Diğer taraftan Akçaşehir Belediye Başkanımız da Soner Yeşildaş. Onun için de Akçaşehir'e teşekkür ediyorum. Onunla dertleştim, biraz kapalı pazar yerini yapmış, kent meydanını yapmış ama canı çok sıkkın diyor ki 'Söz verdiler bize doğalgaz gelecek diye, bizim hem şehirlerimiz beni seçti diye, ben de CHP'liyim diye ayrımcılık yapıyorlar, bize hemen yanımızda şu durağına kadar söz verdikleri doğalgazı getirirler, bize doğalgaz vermiyorlar. Böylelikle bizim şehri, beldemizi, bizi seçti diye cezalandırıyorlar.' AK Parti'nin kara düzeni budur Karamanlılar, AK Parti'nin kara düzenidir. Bu oy vereni kayırıp, oy vermeyeni ayıran, yandaş olana kaydırıp olmayana görmeyen, gözetmeyen, zenginin gözünün içine bakan, yoksuldan seçim sonrası sırtını dönen bir belde, istediğini seçer, 'beni seçmedi' diye oraya doğal gazsız bırakan. Buradan Akçaşehir'e söz olsun: Bu kara düzen bitecek, CHP gelecek, hem doğal gazı yapacak, hem de bu yapılanlardan sonra ne eksikse iki mislini yapacak size.
'GEÇMİŞTE TÜRKİYE'DE BİSKÜVİNİN ÜÇTE İKİSİNİ KARAMAN ÜRETİYORDU'
Burada Karaman'ın gözünün içine bakanlar var. Burada biraz önce dedim, genç, çalışkan, yakışıklı il başkanımız her gün koşturuyor, ilçe başkanlarımız her gün koşturuyor, İsmail Atakan Ünver, Meclis'te her fırsatta Karaman'ın sorunlarını konuşuyor ve hepsini yüzü size dönük. Bir de Karaman'dan gelip oyu alan, sonra sırtını dönenler var; yüzünü görmedikleriniz, görse de sözünü tutmayanlar var. Şimdi şu kadar basit: Karaman, bu ülkeye ne vermiş, bu hükümet Karaman'a ne vermiş? Genel büyük hesaba baktım. Karaman 5 milyar lira vergi ödemiş, geçen sene 1.1 milyar lira yatırım bütçesi var. Yani Karaman, bilhassa bisküvi fabrikalarıyla, ki bugüne denk geldi, haberini yolda okudum, üzüldüm. Bir çikolata fabrikası, 45 yıllık Karaman'ın markası, bugün kapandığını, faaliyetini durdurduğunu söylemiş. Geçmişte Türkiye'de bisküvinin üçte ikisini Karaman üretiyordu, şimdi hala lider ama üçte bire düşmüş. Bisküvi fabrikalarıyla, bilhassa makine imalat fabrikalarıyla para kazandıran, vergi veren Karaman 5 milyar TL vergi yollamış Ankara'ya, bir milyar TL yatırım bütçesi ayrılmış Karaman'a. Kepçe ile alıyorlar, çay kaşığı ile veriyorlar.
'PANCAR ÜRETİCİSİNİ PERİŞAN ETTİLER'
Pancar üretimi Karaman'da çok önemli. Maalesef kota var. Kota olunca açarsan fazlasını almıyorlar, altında kalırsan susuzluktan ceza kesiyorlar. Yeni ilave kota vardı, onun da yüzde altmışını kaldırdılar. Pancar üreticisini perişan ettiler. Böyle olunca da Karaman'ın en önemli gelirlerinden birisi, yani şeker pancarı üretimi, yeterli geliri şehre getiremiyor. Birer birer üreticiler zorlanıyor, hem de şehrin ekonomisi geriye gidiyor. Karaman'da ciddi bir su sorunu var, aslında hiç olmaması gereken bir yerde ciddi bir su sorunu var. İbrala Barajı'nı 2012'de açtılar, 2018'de geldiler, bu meydanlarda 'kahramanların 50 yıllık su sorununu' çözdük dediler. Sonra beceriksizlik sonucu, bir baktık 2019'da, bu sözü verenler övünenler, 2024'te barajı kuruttular. İş bilmezlikten, beceriksizlikten, liyakatsizlikten, yanlış inşaat yaptılar, barajı kuruttular. O firma yenisini yaptı, sorup duruyor. Bizim il başkanı, şu binayı yanlış yapsa, yıksa, bir daha yapsa, tazminatı olur, geçen her gün için cezası olur. Yandaş olunca hiç karışmadılar. Şimdi baraj yeniden su tutmaya uğraşılıyor, kör topal.
Konya Ovası kapsamında yürütülen Mavi Tünel Projesi tamamlanmadı, Karaman'a havza dışında su getirmediler. Ayrancı Gödet Baraj göllerinde vaat ettikleri halde kapalı sisteme geçmediler, boşu boşuna su kayıpları var, kuraklık canımız yanıyor. Göksu Nehri deyince insanın canı sıkılıyor. İsmail Atakan Ünver yıllardır söylüyor: Karaman'da doluyor, Karaman'da fayda etmeden Akdeniz'e dökülüyor. Bu Göksu Nehri'nin Karaman Ovası'na su akışı sağlanmalıdır, aksi takdirde kendi suyunuzu alıyorsunuz, suyunuz oraya gidiyor ve boşu boşuna yokluk, suçsuzluk çekiliyor. Bunu kabul etmiyoruz. İsmail Atakan Ünver'e de çalışmaya devam, o projenin açılışını sana yaptıracağız diye sana söz veriyoruz. Benim böyle şeylerim çoktur, hiç de unutmam. Bir şeyi senle yapacağız, dedim mi? Ben seni göreceğim, dedim mi? Görürüm. 7 yıl sonra, hatırlarım, göreceksiniz. Ama 3 yıla, ama 4 yıla, bir gün Karaman'da yine çıkacağız, karşınıza alacağım Atakan Ünver'i yanıma, diyeceğim ki: Hadi bakalım, kes kurdeleyi, gözün aydın, Göksu ile suluyorsun artık Karaman'ın ovasını, bahçesini.
''ARTIK BU KADAR DA OLMAZ' DEDİRTİYORLAR'
Karaman'a AKP'nin yapmadıkları olacak iş değil, eski Kemal Sunal filmlerine dönmüş. Artık 'Bu kadar da olmaz' dedirtiyorlar. 2016'da havalimanı sözü vermişler. Öngördükleri maliyet 1,6 milyar lira. Kaç para ayırmışlar? Bin lira. Sonra her yıl bin lira, iki bin lira. Bu sene çok büyük zam yapmışlar. 20 bin lira koymuşlar ödenek kalemine, Karaman Havalimanı diye. Arkadaşlar hesap yaptı. Bu seneki kadar her sene para koyarlarsa, 80 bin yıl sonra bitiyor Karaman Havalimanı, 80 bin yıl sonra. Adam havalimanı yapacak, 1,6 milyar maliyet var. Bir asgari ücret bir yılda para koyuyor oraya.
'KARAMANIMIZIN BÜTÜN SIKINTILARININ ÇÖZÜMLERİNİ BİLİYORUZ'
Daha bir Çakıltaş'ı bile yerinden oynatmış değiller. Sertavul tünellerini takip ediyoruz. Karaman ekonomisi için, bölge ekonomisi için, Mersin Limanı'na ulaşmanın hızlanması için çok önemli görüyoruz. Bir an önce bitirilmesini bekliyoruz. Bozkır-Hadim-Adil yolu 24 yıldır yapılamamış. Bu yol içinde bütçeye sadece 10 bin lira, yarım asgari ücret koymuşlar. Yani Bozkırlılar, Hadimliler, Adilliler bilsin ki bu sene de niyetlerinde o yolu yapmak yok, ödenek ayırmamışlar.
Biz Karaman'ın sorunlarını biliyoruz. Karamanımızın bütün sıkıntılarının çözümlerini biliyoruz. Bunun için çalışıyoruz ve buradan söz veriyoruz. Karaman'da hem Karamanlıların yüzü gülecek hem Karaman'ın çehresi değişecek hem de Karaman Türkiye'nin dikkat çeken, görülmek istenen, memurların tayin olmak istediği eskisi gibi şirin mi şirin, güzel mi güzel, zengin mi zengin, harika bir yeri olarak tekrar Türkiye'de, İç Anadolu'da pırıl pırıl parlayacak.
'BU İKTİDAR GİDECEK, DÜZEN DEĞİŞECEK'
Burada benim gibi hesap yapanlar var. Kamera çekiyor mu şurada? 'Hak, hukuk, adalete en fazla 799 gün kaldı' diyor. Ben 19 Mart 2025 günü dedim ki, İstanbul'da otobüsün üstünde gerekirse dedim bin günlük kampanya yapacağım. Bu bin günlük kampanyanın sonunda bu iktidarı değiştireceğiz, bu kara düzeni bitireceğiz. Şimdi normal gününe 799 gün kaldı diyorlar. Ama onların da ağzında 2027'nin ekiminde seçim yapmak var. Biz mümkünse 40 gün sonra istiyoruz. İki ay sonra istiyoruz. Ama istedikleri kadar kaçsınlar işte resmi tarihte bile olsa 799 gün sonra bu iktidar gidecek, bu düzen değişecek ve yepyeni bir dönem başlayacak. Soruyorum Karaman'a: bir dönemi kapatmaya var mısınız? Yeni bir dönem açmaya var mısınız? İnanın ki bu değişim devam ediyor. Bir dönem kapanıyor, bir dönem açılıyor. Bakan evlatlarının devri bitiyor, vatan evlatlarının devri geliyor.
'ERDOĞAN FAKİR SEVMEZ, ERDOĞAN ZENGİN SEVER'
Karaman emeklisi bol bir kent. Bir emeklilerin elini göreyim. Normalden de fazla. Peki en düşük emekli maaşı 20 bin lira alanları göreyim. Dörtte üçü 20 bin alıyor diyorlar aşağı yukarı, öyle. Şimdi, meydanlarda soruyorum. Daha doğrusu bir kez konuşurken ben söyledim. Bir teyze oradan bağırıverdi, öyle kaldı, 'Erdoğan sizi seviyor mu?', 'Niye', 'Fakiriz diye'. Erdoğan fakir sevmez, Erdoğan zengin sever. Ben de fakiri sevmem ama ben insanımın fakir olmasını sevmem. İktidar olacağız, fakirliği bitireceğiz. Yoksulluğu yok edeceğiz inşallah. Erdoğan gibi hem sevmeyip hem bir meydanın dörtte üçünü en düşük emekli maaşı alan emeklilerle doldurmayacağız. O yüzden AK Parti faiz lobilerini seviyor. Bolca faiz ödemeyi seviyor.
Hesap kitap yapıldı. 105 bin lira, Türkiye'de yoksulluk sınırı. Bu meydanı dolduran 20 bin lira alan emeklilerden beşi bir araya gelse yoksulluk sınırının üstüne çıkamıyor. Öyle bir hale getirildi ki eskiden yoksulluk sınırı olur, altında bir maaş alırsın, yoksul sayılırsın. Şimdi maaşı olan beş kişinin bir araya gelip yoksulluk sınırının üstüne çıkamadığı günlerdeyiz.
'ERDOĞAN, EMEKLİYİ FAKİR ETTİ'
Şimdi açlık sınırı var, açlık sınırı, 32 bin lira açlık sınırı. Asgari ücret veriyorsun, o para açlık sınırının altında. Oysa açlık sınırı geliri olmayanların, işsiz kalanların, hiçbir yerden bir getirisi olmayanların boğuştuğu, devletin de onları oradan kurtardığı bir sınırdı. Şimdi emekli açlık sınırının altında, asgari ücretli açlık sınırının altında. Sadece BAĞ-KUR, SSK değil, devlet memuru emeklileri açlık sınırının altında. Emekli dediğin ömrü boyunca çalışan, alnının terini akıtan, gözünün nurunu döken, ellerin nasırlanmış, dirsekleri çürümüş, gözlük numaraları büyümüş, devletin 'Sen artık dinleneceksin, ben sana bakacağım bundan sonra' dediği bir grupken şimdi devletin sırtını döndüğü, sözünü unuttuğu, tarihin en büyük vefasızlığının yapıldığı bir gruba dönüşmüştür. Recep Tayyip Erdoğan emekliyi sefil etmiştir. Recep Tayyip Erdoğan emekliyi fakir etmiştir. Recep Tayyip Erdoğan emekliyi halinden bezdirmiştir.
'EMEKLİNİN YÜZÜ İKTİDARIMIZDA GÜLECEK'
İktidar olalım, ilk onlara verilip de tutulmayan sözü tutacağız. Devletin polisini, jandarmasını, astsubayını ayırmayacağız. Özellikle infaz koruma memurları, şehrin dışındaki cezaevlerinde azına lojman, çoğu servisle uzun yollar, pahalı kiralar büyük şehirlerde, önce onlardan başlayarak ve polisten başlayarak lojman seferberliği başlatacağız. Bütün infaz koruma memurlarını emniyet sınıfına ayıracağız. Emniyet sınıfında çalışanların, devlette çalışanların aldığı maaşın emekli maaşına yansımasını, emekli maaşıyla normal maaş arasında uçurum olmamasını sağlayacağız. Maaş bağlanma katsayılarını AKP öncesi döneme getirip yapılan 5510 haksızlığına engel olacağız. Bu ülke emeklisine sahip çıkacak, emeklisinin yüzü iktidarımızda gülecek. Söz veriyoruz.
'42 BİN LİRA ALMASI GEREKEN ADAMA 20 BİN LİRA VERİYOR'
Peki emeklilere soruyorum: Tayyip Erdoğan sizi bu kadar üzdü, yoksullaştırdı, emekliyi sefil etti. Tayyip Bey'i de siyasetten siz emekli edecek misiniz? Aman, sese bak. Tayyip Bey, ben ürperdim vallahi sesten. Bu kadar, bu haklılığın öfkesi. Yıllarca çalışmış adam, gelmiş iktidara geldiğinde bu emeklinin en düşük alanı sekiz çeyrek altın alıyordu. Bugün iki çeyrek alamıyor. Bu emekli bir buçuk asgari ücret alıyordu, en düşüğü. 28 bin asgari ücret hesap ortada. 42 bin lira alması gereken adama 20 bin lira veriyor. Altın hesabına vurursan 80 bin lira veriyordu Ecevit ona. 20 bin lira veriyor. Sonra bu emeklilerde bu öfke niye? Ben gözündeki öfkeyi ve kararlılığı görüyorum emeklinin. Duyun sesi, duyun. Tayyip Bey'i emekli edecek misiniz? Özgür Özel'in karşısında durursun. Ekrem İmamoğlu'nun karşısında durursun. Bu milletin nasıl duracaksın karşısında?
'BAYRAMDA EMEKLİ İKRAMİYESİYLE BİR KOÇ ALINIYORDU, ŞİMDİ BUT ALINMIYOR'
AK Parti'nin kara düzeni dediğin faiz düzeni, faiz. Güya faize karşıydılar. Bu sene 2,7 trilyon lira faizi ödeyecekler. Sadece ocak ayında 456 milyar lira faize para ödendi. Sıra emekliye gelince emekliye yok. İkramiye 4 bin lira. İlk olarak bayram ikramiyesi verildiğinde 2018'di, bin liraydı, 24 kilo kuşbaşı alıyordu. Şimdi 4 bin lira, dört kilo kuşbaşını zor alıyor. İlk verildiği bayramda emekli ikramiyesi bir koç alıyordu. Böyle boynuzundan tutuyordun çekiyordun koçu. Şimdi but alamıyor, but. Bu hale getirdiler emekliyi. Onun için dinle Karaman'daki emeklinin sesini. Tayyip Erdoğan'ı gönderecek misiniz?
'20 BİN LİRA MAAŞLA KAYNAMIYOR O ÇORBA'
Öyle konuşmak kolay prompterdan. Öyle oturup prompterdan konuşmak, sıcak meydanlarda konuşmak Tayyip Bey. Hadi bakalım Tayyip Bey. Haftaya cumartesi pazar, eksi 4 derece Karaman. Çek buraya otobüsü. Doldur bu meydanı göreyim seni. Hodri meydan, hodri meydan. Konuşuyorsun öyle sıcak salonlarda gevşek gevşek. Konuşuyor oradan, Türkiye en büyük 20'ye ekonomideymiş. Sen yokken 16'lardaydı zaten. Konuşuyor oradan, kişi başına milli gelir artıyormuş. Beş emekli birleşiyor, çıkamıyor yoksulluk sınırına. Bir emekli, bir asgari ücretli, bir dul ve yetim hepsini toplasan hepsi birden kurtulamıyor yoksulluk sınırından. O yüzden artık öyle emekliyi küçük görerek, ev hanımını yok sayarak, ev hanımı ev hanımı, bu evlerde ev hanımları var. 20 bin lira maaşla kaynamıyor o çorba. Çocuklar işsiz, geleceğinden endişeli. Buradan ev hanımları bilsin ki, iş isteyene iş, çocuğuna kreş, evde olana devlet eliyle sigorta, söz veriyoruz bütün ev hanımlarına.
Ya çalışacağız, hep birlikte kazanacağız, üreteceğiz ya da çalıştıramadığımıza insanca bir yaşam vaat edeceğiz. Bu iş elin Almanyasında oluyor da elin Danimarkasında oluyor da Fransasında oluyor da niye olmuyor burada? Olga'ya oluyor da Hülya'ya niye olmuyor? Olga'ya olan şey ona helal de bize niye haram? Neden bu yoksulluk? Bu kadar zengin ülkede hep birlikte çalışacağız, kimseyi de arkada bırakmayacağız. Söz veriyoruz Karaman'dan, söz veriyoruz.
'BU VERGİ SİSTEMİNİ TAM TERSİNE ÇEVİRECEĞİZ'
20 bin lira verilen emekli, AK Parti'nin kara düzenidir. 28 bin lira verilen asgari ücretli, AK Parti'nin kara düzendir. Ücretlilerin yüzde 50'den fazlası asgari ücret alıyor. Bu Avrupa'da yüzde 9'dur. AK Parti'nin kara düzeninde polis, memur, infaz koruma memuru, jandarma geçinemiyor. Bu kara düzendir ve bu kara düzen dünyanın en adaletsiz vergisini toplamaktadır. And olsun ki bu kara düzeni yıkacağız. Bu vergi sistemini tam terse çevireceğiz. Vergiyi tavana; zenginliği tabana yayacağız. Bundan sonra çok kazanandan çok, az kazanandan az, kazanmayandan vergi alınmayacak. Bunun için ülkeye halkçı bir iktidar gelecek. Milletten yana bir iktidar gelecek, çiftçinin iktidarı gelirse olacak. Emeklinin ve emekçinin iktidarında olacak. Devlet memurlarının iktidarında olacak. Böyle zenginlerin, çetelerin, zenginlikten zengin olan, paradan para kazananların değil, alnının teriyle çalışanların, namusuyla emeklilik yaşayanların dönemi gelecek.
'İLK 100 GÜNDE TEMEL VATANDAŞLIK GELİRİ UYGULAMASINI BAŞLATACAĞIZ'
Tarımda planlı ve alım garantili üretim modeline geçeceğiz. Çiftçilerin tüm borçlarının faizlerini bir seferlik sileceğiz, borcu beş yıla böleceğiz. Bütün çiftçilere rahat bir nefes aldıracağız. Bir kilo buğdayın bir kilo mazot aldığı günleri Karaman yaşadı. Şimdi altı kilo buğdayın bir litre mazot alamadığı günlere geldik. Biz burada bir kilogram süt satıp da 1,6 kilogram yem almadıktan sonra süt üreticiliği yapılamayacağının farkında olmayan, sütün yem maliyeti 18 lira iken 23 lira ilan edilen süt var. Maalesef bu iktidar havaalanına uçuş garantisi veriyor. Yabancı zenginlere köprüden geçiş garantisi veriyor. Hastaneye hasta garantisi veriyor. Süt üreticisine alım garantisi vermiyor. Şeker pancarı üreticisine alım garantisi vermiyor. Tüm ürünlerde doğru ürüne yönlendiren destekleme mekanizmaları kuracağız. Süt üreticisinin, buğday üreticisinin ne ürettiğini, kaça ürettiğini, kaça satacağını baştan bildiği bir sistem kuracağız. İlk 100 günde temel vatandaşlık geliri uygulamasını başlatacağız. Öğrencilere öğlen okulda bir öğün ücretsiz okul yemeği ve bedava okul suyu vereceğiz.
Çocukların okula aç gittiği, aç döndüğü, yoksulun çocuğunun gözünün zenginin çocuğunun beslenme çantasında olduğu bu kara düzeni hep birlikte bitireceğiz. Kamuda mülakatı kaldıracağız. Cumhuriyet yurtlarıyla öğrencilerin barınma sorununu çözeceğiz ve her mahalleye bir devlet kreşi açarak o mahalledeki kadınların sosyal hayata katılmasını, iş hayatına katılmasını, hayattaki yükünün hafiflemesini sağlayacağız. Çünkü bu ülkede büyük bir haksızlıkla karşı karşıyayız.
'GENÇLERE YASAKSIZ TÜRKİYE, VİZESİZ BİR AVRUPA VADEDİYORUZ'
Bizim çok gerimizde olan ülkeler AB'ye girdiler. Zenginleştiler, keyifleri yerinde. Biz yıllardır Avrupa'nın, Batı'nın parçasıydık. AK Parti beceriksizliği ile kenarda kaldık. Şu ülkenin, şu insanların yoksulluğuna biz dayanamıyoruz. Onun için gençlere yasaksız Türkiye, vizesiz bir Avrupa vadediyoruz. Tüm vatandaşlarımızın yüzünün güleceği, karnının doyacağı, keyiflerin yerinde olacağı, yeni Türkiye'nin önünün açık olduğu, kalkınmanın esas olduğu, daha çok kazanıp, hakça bölüşeceğimiz yeni bir düzeni kuracağız. Onun için hiç kimse üzülmesin. Enseyi karartmasın, moralini bozmasın. Her şeyin var bir çaresi, onun da adı Cumhuriyet Halk Partisi. Hem dünya hem bölgemiz kritik bir eşikten geçiyor. Türkiye'nin tüm tehditlere karşı güçlü durması lazım. Adalet ve Kalkınma Partisi milleti bölmeye, kutuplaştırmaya uğraşıyor. Bu darbeci anlayış milletin huzurunu bozuyor. Toplumsal barışı zedeliyor. Hem ekonomik krizi derinleştiriyor hem Türkiye'ye ağır bedeller ödetiyor.
'PARTİMİZİN BÜTÜN EVLATLARINA GÜVENİYORUZ'
Darbenin üstünden 353 gün geçti. Bir kişinin hırsı için hep beraber çok ağır bedeller ödedik ve ödemeye devam ediyoruz. Geçtiğimiz hafta Devlet Bey dedi, 'İç cephe güçlensin.' Ben de dedim ki, 'Ben mi zayıflatıyorum?' Rakiplerini hapse atan CHP iktidarı olmasın diye her türlü kötülüğü yapan ortada, milleti yoksulluğa, sefalete sürükleyen ortada. Her fırsatta gerginlik yaratanlar ortada. İç cephenin tahkim edilmesinin, Türkiye'nin bir ve beraber olmasının önündeki tek engel AK Parti'nin kara düzenidir. Yalanların, iftiraların, kumpasların sonu gelmiştir. Ekrem Başkan'a önce 'PKK'lı dediler. Sonra evrakta sahtecilik yaptı, diploması sahte ajanlık, casusluk yaptı. Seçimlere hile karıştırdı, yolsuzluk yaptı' dediler. Vicdanlı Karamanlılara sesleniyorum. Bir insan aynı anda hem seçimde hile yapmış, hem sahte diploma almış, hem hırsız, hem terörist, hem ajan olabilir mi? Bunların hepsini bir kişiye, masum bir kişiye söylüyorsanız görünen bir şey var ki siz o kişiden çok korkuyorsunuz. Bunun için biz o kişiye de, partimize de, partimizin bütün evlatlarına da çok güveniyoruz. Eğer Tayyip Bey savcılarına, savcılarının attığı yalanlara güveniyorsa hodri meydan. 9 Mart Pazartesi duruşma başlıyor. 10 Mart Salı günü Meclis açılıyor, kanun teklifimiz var. Oylattıracağız. Ben arkadaşlarıma, Cumhurbaşkanı adayıma güveniyorum. Savcısına güvenen karşıma çıksın, canlı yayın yapılsın. Hodri meydan.
"İspanya lideri kardeşim Pedro Sanchez dik bir duruş gösterirken Türkiye'nin içinde bulunduğu durum içler acısıdır"
'TÜRKİYE'NİN İÇİNDE BULUNDUĞU DURUM İÇLER ACISIDIR'
Amerika ve İsrail yeni bir dünya düzeni kurmak istiyor. İstiyorlar ki istedikleri ülkeye saldırsınlar. İstedikleri ülkede yönetimi değiştirsinler. İstedikleri ülkenin başına kimin geleceğini belirlesinler. Suriye'de yaptılar. İran'da yapmaya çalışıyorlar. Ama buna karşı Irak Savaşı'nda 1,5 milyon Müslüman ölmeden önce Amerika Mersin Limanı'na gelmek, Anadolu'da altı üs kurmak, altı üs ile Irak'a saldırmak istedi. Buna Tayyip Erdoğan söz verdi, onay verdi, oy istedi. Rahmetli Baykal karşı çıktı, 'Hayır' dedik. Olanlar ortada. Irak'ın Müslümanlarının kanı Tony Blair'le baba Bush’un elinde. Şimdi İran için Trump'la Netanyahu kol kola girmiş, aynı şeyi yapmak istiyorlar Erdoğan yine susuyor. Yine Amerika'ya söz veriyor. Yeraltı zenginliklerimizi verdi, yetmedi. Çok daha değerli mineralleri istiyorlar. Onların sözünü verdi. Nadir toprak elementleri. Pahalı mazot aldı. Pahalı fuel oil aldı. Sıvılaştırılmış doğal gaz aldı. Yetmedi. 250 Airbus'ın sözünü verdi. Yetmedi. İran savaşına tepki vermiyor. İsrail'in Gazze'de yaptıklarına karşı biz ona Netanyahu'ya savaş suçlusu derken, savaş kahramanı diyen Trump'la konuşuyor, buluşuyor, Trump'tan kendi adamlarının deyimiyle meşruiyet dileniyor. Erdoğan'a sesleniyorum, Trump masa kurdu. Masada Filistin yok ama İsrail var. Erdoğan da o masaya oturdu.
Avrupa'nın aklı başında güçlü liderleri, dünyanın vicdan sahibi liderleri 'Filistin Filistin'indir. O masada İsrail'in yeri yok. Biz o masaya gelmeyiz' derken Erdoğan İsrail'le masaya oturmuştur. Buradan Erdoğan'a söylüyorum, 71 bin kişinin katili İsrail’in olduğu adı Barış Masası olan Gazze’yi işgal masasından kalk. İran'a atılan füzelerden, İran'a yapılan zulümden hepimiz utanç duyuyoruz. Bu konuda doğru bir tutum takın. Avrupa'nın liderleri, İspanya lideri kardeşim Pedro Sanchez dik bir duruş gösterirken Türkiye'nin içinde bulunduğu durum içler acısıdır. Çünkü sebep Trump günü geldiğinde Türkiye'de beni istesin. Trump CHP yerine beni tercih etsin diye zalime susmaktadır. Üstüne düşeni yapmamaktadır. Koca bir meydandan Erdoğan'a sesleniyorum, ey Erdoğan Trump'tan değil, Allah'tan kork Allah'tan.
Nadir ve çok nadir görülen hastalıklar var. Bizim iktidarımızda hiçbir çocuk için kampanya yapılmayacak. Çünkü nadir hastalıkların tedavisi devlet tarafından üstlenilecek."
