İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun tutuklanmasına giden sürecin başladığı gün olan 19 Mart'ın birinci yıl dönümünde Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), Büyük Saraçhane Mitingi düzenliyor.
Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş Saraçhane'deki binlere kürsüden sesleniyor. Yavaş'ın konuşmasından öne çıkanlar şu şekilde:
"Cumhuriyetin başkentinden sizlere selam getirdim. Başkentten dayanışma duygularıyla geldik. Belediye başkanlarımızın hepsinin arkasında olduğumuzu bütün dünyaya duyurmaya geldik. Hoş geldiniz, sizlerin hepinize saygılar sunuyorum.
Sevgili İstanbullular, iradenizin gasp edildiği bir yıl öncesinden bugüne kadar değişen hiçbir şey yok. Bir yıl önce ne söylediysek maalesef şimdi aynı durumdayız. Haksızlıklar, hukuksuzluklar aynen devam ediyor. Bizler ne istiyoruz? Belediye başkanları olarak, Ankara halkı beni, İstanbul halkı Ekrem Başkanı, diğer başkanlarımızı seçti kendilerine hizmet etmek için. Bizler doya doya hizmet etmek istiyoruz. Yaptığımız hizmetler sayesinde de halkın memnuniyetini artırıp en yakın yapılacak erken seçimde iktidarı değiştirmek ve bu ülkeyi daha iyi yönetmek istiyoruz.
Bu iddiayla göreve geldik. Ancak ağzımızın tadıyla gerçekten hizmet etmemiz engellendi. Bu yapılan hukuksuzluklar, bu yapılan operasyonlar maalesef bizi engellemek için yapılan işler. Güzel yaptığımız için öne çıkan işlere baktığınız zaman bunları iktidar engelleyip aynı işleri kendileri kamu idaresi vasıtasıyla yapmak istiyor. Yapamazlar. Yapamazlar. Bu yasayı kendileri çıkarttı. Büyükşehirlere bu yetkileri kendileri verdi. Eskiden yapılan sosyal yardımların çok daha adil, çok daha insani yapıldığını gördüler. Halktan yana politikaları gördüler ve halktaki memnuniyeti gördüler. Türkiye çapında yerel yönetimler genel başkan yardımcımızın yaptırdığı anketler sonucu yerel yönetimlerde memnuniyet oranı %58 çıktı. Bu yayınlandı. İşte yayınlandıktan sonra da operasyonlar maalesef başladı.
Bizler dokunulmazlığı olmayan insanlarız. Bizler adil ve eşit hukukun herkese uygulanmasını istiyoruz. Başka hiçbir talebimiz yoktur. Kendileri bir yasa çıkarttı yıllar önce. Artık dediler hiç kimse gece vakti evinden alınmayacak. Eğer bir şahsın ifadesine başvurulacaksa kendisine karakoldan yazılı tebligat gidecek, bu tebligatta karakola neden çağrıldığı, hangi konuda ifadesinin alınacağı bildirilecek denmişti. Nerede bunlar? Şimdi sabaha karşı evler basılarak, davet edilmek yerine, çağrıldığı zaman hemen gelecek belediye başkanları yaka paça ve itibarsızlaştıracak şekilde gözaltına alınıyor.
Bununla da kalmıyor. Bakınız, hazırlık soruşturmaları gizlidir. Ancak verilen ifade daha avukatların eline gelmeden basında bakıyorsunuz yandaş basında yayınlanıyor. WhatsApp gruplarında yayınlanıyor. Bu suçtur. Hazırlık soruşturmasının gizliliğini ihlal etmek suçtur. Ayrıca bu yargılanacak insanları savunacak kimse televizyonlarda yokken artık karşı fikirler adı altında dezenformasyonlar yapılmak suretiyle bir defa yargılamalar etkilenmek isteniyor. Yargıdaki bir işin bu şekilde televizyonlarda konuşulup peşinen suçlu edilmesi, suçlu ilan edilmesi resmen suçtur. Bunlar hakkında hiçbir işlem yapılmıyor. Ancak Ekrem Başkanı ve diğer başkanlarımızı birisi savunduğu zaman adeta suçluyu savunma gibi mahkumiyeti olmayan insanları, kesinleşmiş yargı kararı olmadan anayasamıza göre hiç kimse suçlu edilemez hükmüne rağmen bu sefer suçlu ilan ediliyor. Twitter hesapları kapatılıyor, engelleniyor, fotoğrafları ortadan kalkıyor. Nerede adalet?
Eşit hukuk istiyoruz demiştim. 2019'da Ankara'da ben iş başına geldikten sonra, burada Ekrem Başkan iş başına geldikten sonra eski döneme ait dosyaları açtık. Kamu adına açtık, halk adına açtık ve yaptığımız şikayetleri adliye intikal ettirdik. Daha bu meşhur şahısları ifadeye dahi çağırmadılar. Televizyonlardan görüyorsunuz. Sayın Genel Başkanımızın bozuk tohum olarak ilan ettiği şahsın 600 milyon liralık villası var. Pişkin pişkin sırıtarak 600 yapmaz, 400'e veririm diyor. Hayatında bir gün çalışmamış, bir gün sigortalı çalışmamış, çalıştırmamış, vergi vermemiş insan 600 milyon liralık villa alıyor. Siyasiler servetlerin hesabını vermek zorundadır. Bunlara hiç kimse bir şey sormuyor. Kamu zararları söz konusuysa her gün televizyonlarda görüyoruz. Kasalarından kilolarca altın çıkanlar, yolsuzluk yaptıkları vakıflarla ilgili beyanları ortadayken ifadeye dahi çağrılmıyor. Nasıl hukuk? Cumhuriyet Halk Partiliysen derhal gel, yaka paça al, hapse at, verdikleri savunmanın hiçbirisini dikkate alma; diğer şahısların ifadesini dahi alma. Ben diyorum ki: Gökçek ve ailesi yargılanmadan hiç kimseyi yargılayamazsınız! Hiçbir belediye başkanını yargılayamazsınız!
Her şeyden evvel yine kendileri çıkarttıkları yasaya göre tutukluluğun sınırlarını kaldırdılar. Üst haddi şu kadar olmayan, alt haddi şu kadar olmayanlar tutuklanamaz hükmüne rağmen önüne geleni tutukluyorlar. Ayrıca tutuklama tehdidiyle birçok insanı da iftiraya zorluyorlar. Bunun hukukta asla yeri yoktur.
Bir diğer konu yargılamalarda şunu görüyoruz: 'Şunu dedi, bunu dedi'. Şimdi bir tarafta iddia eden var, bir tarafta karşısını söyleyen var. İddia eden suçlayan kişi çete lideri olarak ilan edilen kişi. Peki suçlanan kim? Hayatı boyunca karakola gitmemiş, halkın büyük çoğunluğu oylarıyla seçilmiş belediye başkanımız. Siz ne hakla o çete reisinin ifadesini bizim belediye başkanlarımızdan üstün tutup onları hapse atıyorsunuz? Bunun hukukta hiçbir yeri yoktur.
Ben mübarek günlerdeyiz. Hiç dinleyeceklerine inanmıyorum ama Maide suresinde şöyle diyor: 'Bir topluluğa olan kininiz asla sizi adaletsizliğe sevk etmesin' diyor. Belki bundan anlarsınız. Yaptığınız iş, duyduğunuz kin sonucu insanları suçsuz yere hapse atmak, adaletsiz davranmaktır. Bunun hesabını elbette öbür dünyada vereceksiniz. Evet, her cuma cumaya gidenler bilir, hutbede imam sözlerini tamamlar: 'Hükmettiğiniz zaman Cenabı Allah adaletle hükmetmenizi emreder' der. Nerede adaletle hükmetmek, nerede?
Dolayısıyla sevgili İstanbullular, bizler belediye başkanları olarak bu hukuksuz uygulamaları gördükçe daha fazla çalışıyoruz. Daha fazla halkın memnuniyetini artırmak istiyoruz ki inşallah yapılacak en erken seçimde Türkiye'deki iktidar değişecek ve bundan sonra gerçek hukukun üstünlüğü olan, herkese adil olan, hiç kimsenin yargılanmaktan korkmadığı, yargılanırken de emin olduğu sistemi mutlaka getireceğiz. Rövanş hukukunu ortadan mutlaka kaldıracağız. Kapınız sabaha karşı çalındığı zaman zannetmeyin ki polis geldi, acaba ihtiyacı olan birisi mi geldi diye hiç endişe etmeden kapıyı açacağımız günler gelecek. Türkiye bunları vaat ediyoruz. İnşallah anayasaya bağlı hukukun üstünlüğüne ve herkese uyan bir hukuk sistemini hep birlikte gerçekleştireceğiz. Diyorum ki delilleri topladınız. Delilleri topladınız ki davayı açtınız, iddianame ortada. Hala niye tutuklu tutuyorsunuz? Hala niye tutuklu tutuyorsunuz? Serbest bırakın, adli tedbirleri uygulayın. Bu insanların ömründen çalmayın. Kaldı ki hasta olan belediye başkanlarımız var. Hiç mi vicdanınız sızlamıyor onları içeride tutuyorsunuz hala?
Evet sevgili İstanbullular, biz dayanışma duygularımızı ifade etmek için bugün buraya geldik. Her zaman Ekrem Başkanımızın ve diğer başkanlarımızın arkasındayız. Onlara güveniyoruz. Onların adil yargılanmalarını, tutuksuz yargılanmalarını istiyoruz ve inşallah yapılacak en erken seçimde de dilediğimiz özgür, bağımsız, herkesin huzur içerisinde yaşadığı bir Türkiye'yi vaat ediyoruz."
