Şehir hayatının gürültüsü, trafiği ve bitmek bilmeyen stresi pek çok kişinin hayallerini süsleyen "köye göç" fikrini, moda tasarımcısı Yeliz Yıldırım gerçeğe dönüştürdü. 48 yaşındaki başarılı tasarımcı, 2019 yılında bir çadır ve birkaç kamp malzemesiyle geldiği Kırklareli’nin Vize ilçesine bağlı Küçükyayla köyüne adeta aşık oldu. İstanbul’daki kariyerini ve konforlu yaşamını bir kenara iten Yıldırım, satın aldığı arazide kurduğu yeni dünyasında huzuru keşfetti.
KAMP ÇADIRINDAN KÖY EVİNE UZANAN SERÜVEN
Yeliz Yıldırım’ın doğa yolculuğu, 2019 yılının dondurucu Şubat ayında arkadaşlarıyla çıktığı bir kamp gezisiyle başladı. Küçükyayla köyünün büyüleyici atmosferinden etkilenen Yıldırım, kısa süre içinde bölgeden bir arazi satın alarak hayallerindeki küçük köy evini inşa etti. Aynı yıl içinde İstanbul’daki tüm bağlarını koparan tasarımcı, eşyalarını toplayarak doğanın kalbine kalıcı olarak taşındı.

MODERN YAŞAMI BIRAKTI, DOĞAL ÜRETİME GEÇTİ
Köy hayatına adaptasyon sürecini hızla tamamlayan Yıldırım, sadece tüketen değil, aynı zamanda üreten bir yaşam modelini benimsedi. Arazisinde adeta küçük bir çiftlik kuran ünlü tasarımcı, şimdilerde 20 keçi, tavuk, hindi ve ördeklerle mesai harcıyor. Kendi buğdayını eken ve ata tohumlarından elde ettiği unla ekmeğini pişiren Yıldırım, mutfağındaki her ürünün katkısız olmasına özen gösteriyor.
"YAPAMAZSIN DİYENLERE İNAT YENİDEN DOĞDUM"
Çevresindeki birçok kişinin "Yapamazsın, bir aya kalmaz dönersin" eleştirilerine kulak asmayan Yeliz Yıldırım, yaşadığı dönüşümü şu sözlerle özetliyor:
"Burada kendimi adeta yeniden doğmuş gibi hissediyorum. Her sabah hiçbir baskı hissetmeden, hayvanlarımın sesiyle uyanmak, toprakla ve ormanla iç içe olmak paha biçilemez. Keçi sütünden peynirimi yapıyor, ekmeğimi fırına veriyorum. İstanbul’daki hayatımla burası kıyaslanamayacak kadar huzurlu."

HAYVANLARIYLA UYUM İÇİNDE BİR MESAİ
Gününün büyük bir kısmını hayvan bakımı ve tarımsal faaliyetlerle geçiren Yıldırım, moda dünyasının ışıltılı ama yorucu sahneleri yerine, doğanın dinginliğini tercih ettiğini belirtiyor. Şehrin stresi yerine ormanın sessizliğini seçen tasarımcının bu ilham verici hikayesi, doğaya dönüş hayali kuranlar için modern bir rehber niteliği taşıyor.
