CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Diyarbakır Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, TBMM Genel Kurulu’nda İYİ Parti’nin grup önerisi üzerine yaptığı konuşmada, CHP hakkındaki mutlak butlan kararı ve Türkiye’deki yargı süreçlerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Tanrıkulu, Türkiye’de anayasal düzende yazılı olan sistemin fiilen değiştiğini savunarak, mevcut tabloyu “seçimli otokrasi” olarak nitelendirdi.
“SEÇİM OLSUN AMA HEP AK PARTİ KAZANSIN İSTİYORLAR”
Tanrıkulu, Türkiye’de seçimlerin yapılmasına izin verilen ancak iktidarın değişmesine yol açabilecek seçeneklerin devre dışı bırakılmaya çalışıldığı bir süreç yaşandığını söyledi.
Tanrıkulu, “Mantık şu; seçim olsun, ancak her zaman Adalet ve Kalkınma Partisi ve onun liderliği kazansın; başka bir seçenek ortaya çıkmasın” dedi.
CHP hakkında verilen Bölge Adliye Mahkemesi kararının da bu anlayışın bir göstergesi olduğunu savunan Tanrıkulu, otokratik sistemlerde siyasal iktidarın bir kişi ya da grubun elinde toplandığını, devlet kurumlarının bu irade tarafından kontrol edildiğini ifade etti.
“MECLİS ETKİSİZ, YARGI TARAFSIZ OLMAKTAN ÇIKARILIYOR”
Tanrıkulu, otokrasilerde Meclis’in etkisiz hale getirildiğini, yargının bağımsız ve tarafsız olmaktan çıkarıldığını, denge ve denetleme mekanizmalarının ortadan kaldırıldığını söyledi.
CHP hakkındaki kararın da bu anlayışın ürünü olduğunu savunan Tanrıkulu, iktidarın 2023 seçimlerinden sonra sandık yoluyla değişebileceğini gördüğünü belirtti.
Tanrıkulu, 2023 Cumhurbaşkanlığı seçiminin ikinci tura kaldığını ve iktidarın seçimi sınırlı bir farkla kazandığını hatırlatarak, 31 Mart 2024 yerel seçimlerinde ise AK Parti’nin ağır bir yenilgi aldığını söyledi.
“SEÇİM SONUCU SEÇİM GÜNÜNE BIRAKILMADAN GARANTİ ALTINA ALINMAK İSTENİYOR”
Tanrıkulu, yaklaşan seçimler öncesinde iktidarın seçim sonucunu sandık gününe bırakmadan kontrol altına almak istediğini savundu.
CHP’li Tanrıkulu, “Seçimli otokrasilerde bunun yolu bellidir: Ya rakiplerinizi ve adaylarınızı devre dışı bırakırsınız ya da iktidarı değiştirme potansiyeline sahip siyasi partileri etkisiz hâle getirmeye çalışırsınız” dedi.
Bu kapsamda İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun tutuklandığını belirten Tanrıkulu, İmamoğlu hakkındaki soruşturmaların 14 aydır sürdüğünü ifade etti.
“İMAMOĞLU SORUŞTURMASINDAN SONUÇ ALAMAYINCA CHP’YE YÖNELDİLER”
Tanrıkulu, İmamoğlu hakkında yürütülen süreçlerden istenen sonucun alınamaması üzerine CHP’ye yönelik yeni bir yol izlendiğini savundu.
“Eğer bu süreçten istediğiniz sonucu alabilseydiniz, belki de bugün Cumhuriyet Halk Partisi’ne yönelik bu operasyonu gerçekleştirmeye ihtiyaç duymayacaktınız” diyen Tanrıkulu, iktidarın hukukla açıklanamayacak bir yola başvurduğunu ve rejimin temel ilkelerini ortadan kaldırdığını söyledi.
“SİYASİ PARTİLER SÜREKLİ DAVA TEHDİDİ ALTINDA BIRAKILAMAZ”
Tanrıkulu, Anayasa’ya göre siyasi partilerin demokratik hayatın vazgeçilmez unsurları olduğunu hatırlattı.
Siyasi partilerin varlığının, faaliyetlerinin, kongrelerinin ve seçimlerinin herhangi bir üye ya da delegenin herhangi bir zamanda açacağı davalarla sürekli tehdit altında bırakılamayacağını belirten Tanrıkulu, siyasi partilerin işleyişinin seçim yargısının denetimine tabi olduğunu söyledi.
Tanrıkulu, bu durumun hem Anayasa’da hem de Siyasi Partiler Kanunu’nda açıkça düzenlendiğini ifade etti.
“BU ANLAYIŞ KABUL EDİLİRSE ÇOK PARTİLİ HAYAT KALMAZ”
CHP’li Tanrıkulu, herhangi bir parti üyesi ya da delegenin istediği zaman mahkemeye başvurarak parti işleyişini tartışmalı hale getirmesinin kabul edilemeyeceğini belirtti.
Tanrıkulu, “Böyle bir anlayışın kabul edilmesi hâlinde ne siyasi partiler kalır ne çok partili siyasi hayat kalır ne de seçimlerin anlamı kalır” dedi.
Bu yöntemin gelecekte iktidar partisi için de kullanılabileceğini söyleyen Tanrıkulu, AK Parti’nin kuruluşundan bugüne kadar yaptığı ilçe, il ve büyük kongrelerin önemli bölümünün tek adaylı gerçekleştiğini hatırlattı.
“YARIN AYNI YÖNTEM SİZİN İÇİN DE KULLANILABİLİR”
Tanrıkulu, açılan yolun ileride AK Parti açısından da sorun doğurabileceğini söyledi.
“Yarın aynı yöntemler sizin için de kullanılabilir” diyen Tanrıkulu, herhangi bir AK Parti üyesi ya da delegesinin de mahkemeye başvurarak partinin işleyişinin demokratik esaslara uygun olmadığını ileri sürebileceğini belirtti.
Tanrıkulu, “Açtığınız yolun sonucunda ortaya çıkabilecek tablo budur” ifadelerini kullandı.
“KARAR UYAP’A NEDEN SONRA YÜKLENDİ?”
Tanrıkulu, Bölge Adliye Mahkemesi kararının zamanlamasına ilişkin de dikkat çeken bir iddiada bulundu.
Kararın 5 Mart’tan önce verilmiş olmasına rağmen UYAP’a yüklenmediğini söyleyen Tanrıkulu, bunun nedeninin Yüksek Seçim Kurulu’nun yapısının değişmesinin beklenmesi olduğunu öne sürdü.
Tanrıkulu, “Kararın 15. sayfasını okumanızı tavsiye ediyorum. Karar, 5 Mart’tan önce verilmiş olmasına rağmen UYAP’a yüklenmemiş. Neden? Yüksek Seçim Kurulu’nun yapısının değişmesi beklenmiş. Bu değişiklik 6 Mayıs’ta gerçekleşmiş. Ardından bayram tatili beklenmiş ve karar daha sonra UYAP’a yüklenmiştir” dedi.
“YA BİR YOL BULACAĞIZ YA DA BİR YOL YAPACAĞIZ”
Konuşmasında iktidara sert sözlerle yüklenen Tanrıkulu, CHP’ye yönelik yargı süreçlerinin çok partili hayata ve demokratik rekabete zarar verdiğini savundu.
Tanrıkulu, konuşmasını, “Bu hukuk dışı yöntemlerinize karşı ya bir yol bulacağız ya da bir yol yapacağız” sözleriyle sürdürdü.
CHP’li Tanrıkulu’nun açıklamaları, mutlak butlan kararı, YSK’nın gerekçeli kararı ve Yargıtay süreci üzerinden devam eden tartışmaların TBMM Genel Kurulu’na da taşındığını gösterdi.
