Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’taki okullarda yaşanan müessif olayların ardından, çocukların hem fiziksel hem de dijital ortamlarda karşılaştıkları riskleri kökten çözmek amacıyla kurulan TBMM Okul Saldırılarının Nedenlerini Araştırma Komisyonu, önemli bir oturuma imza attı. AK Parti Tokat Milletvekili Yusuf Beyazıt başkanlığında bir araya gelen parlamento bileşenleri, dijitalleşmenin çocuk psikolojisi ve güvenliği üzerindeki yıkıcı etkilerini akademisyenlerin sunumlarıyla mercek altına aldı.
Kürsüye çıkan iletişim, bilişim ve yapay zekâ uzmanları; Türkiye’nin internet kullanımında "yüksek kullanım, yüksek risk" kuşağında yer aldığını belirterek çarpıcı istatistikler paylaştı.
ERKEN YAŞTA DİJİTAL ESARET: 13 YAŞINDA ESTETİK KUYRUĞU
Kocaeli Üniversitesi İletişim Fakültesi Bilgi ve Teknolojileri Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Emel Şerife Baştürk, Türkiye’deki çocukların dijital ayak izlerine dair ürkütücü bir harita sundu. Baştürk'ün verilerine göre, ülkemizde 6-15 yaş arası çocukların yüzde 90’ından fazlası düzenli internet kullanıcısı. En savunmasız grup olan 6-11 yaş aralığının yüzde 66'sının, 11-15 yaş grubunun ise yüzde 80'inin sosyal ağlarda aktif hesabı bulunuyor.
Platform devlerinin sorumluluk almadığını ve "çocuk dostu" olarak pazarlanan içeriklerin dahi masum olmadığını vurgulayan Prof. Dr. Baştürk, popüler video platformlarının yarattığı algı manipülasyonunu şu sözlerle aktardı:
"YouTube içerikleri çocukları vahşi bir tüketime ve çarpık bir beden algısına sürüklüyor. Çok küçük yaşlardan itibaren çocuklar kendi bedenlerine yabancılaşıyor ve kendilerini güzel bulmuyorlar. Bugün estetik ameliyat yaptırmak isteyen çocukların yaşı maalesef 13-14’e geriledi. Tıp fakültelerindeki cerrah meslektaşlarımız, çocukların sürekli yapay sağlık sorunları uydurarak burun ameliyatı olmaya çalıştıklarını rapor ediyor."
Okul saldırısının perde arkasında 'aile ihmali'
ŞİDDETİN YENİ ADRESİ SİBER ALAN: HER 5 ÇOCUKTAN 1'İ MAĞDUR
Milli Eğitim Bakanlığı’nın (MEB) ortaokul ve lise kademelerinde yaptığı güncel bir araştırmaya atıfta bulunan Prof. Dr. Baştürk, akran zorbalığının artık dijital ortama evrildiğini belirtti. Rapora göre öğrenciler, dijital mecraları "şiddetin en yoğun yaşandığı birinci ortam" olarak tanımlıyor.
Korku Ekseni Değişti: Çocuklar artık okulda fiziksel bir kavgaya karışmaktan çok, internette siber zorbalığa ve gizlilik ihlallerine uğramaktan endişe ediyor.
Küfür ve Dijital Şiddet: Çocukların yüzde 55'i dijital ortamda küfürlü mesajlara maruz kalırken, yüzde 40'ı kendisinin de bu siber şiddeti uyguladığını itiraf ediyor.
Bölgesel Yoğunluk: Türkiye genelinde her 5 çocuktan 1'i siber zorbalığın kurbanı, faili ya da sessiz seyircisi konumunda. Bu vakaların en yoğun kümelendiği metropol ise internet trafiğinin merkezi olan İstanbul.
Baştürk ayrıca, çocukların dijital okuryazarlığından ziyade ebeveynlerin eğitilmesi gerektiğini belirterek, bebeklikten itibaren çocukları üzerinden gelir elde etmeyi hedefleyen "paylaşan ebeveynlik" (sharenting) ve çocuk influencer'lığına karşı acil yasal koruma talep etti.
9 ölü 13 yaralı: Okulda katliam
HER OKULA "TEHDİT DEĞERLENDİRME EKİBİ" ÖNERİSİ
Gazi Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Halil İbrahim Bülbül ise okullardaki şiddet sarmalına karşı proaktif ve hızlı devreye sokulabilecek çözüm önerilerini sıraladı. Eğitim kurumlarında erken müdahale ağının kurulması gerektiğini savunan Bülbül, şu somut adımları önerdi:
Günlük İzleme Hücreleri: Her okulda idareci, rehber öğretmen ve nöbetçi öğretmenlerden oluşan bir "Tehdit Değerlendirme Ekibi" kurulmalı, okul içindeki en ufak gerilimler günlük olarak not edilerek büyümeden önlenmeli.
Sınıf Başkanlarının Rolü: Sınıf başkanları özel bir eğitimden geçirilerek, akranları arasındaki olumsuz eğilimleri ve siber zorbalık sinyallerini rehberlik servisine bildiren birer erken uyarı mekanizmasına dönüştürülmeli.
Cihaz Kısıtlaması: Akıllı telefon, akıllı saat ve tablet gibi internet entegrasyonu olan cihazların okul sınırları içinde kullanımına kesin sınırlandırmalar getirilmeli.
"YAPAY ZEKÂLI DENETİM VE MİLLİ OYUN DERECELENDİRME KURULU"
Kastamonu Üniversitesi Yapay Zeka Çalışmaları Koordinatörü Prof. Dr. Selman Tunay Kamer de dijital dünyanın sınır tanımaz yapısına karşı devlet düzeyinde bir kurumsallaşma önerdi.
Mevcut dijital oyunların tamamının Batı merkezli (PEGI veya ESRB) sistemlerle derecelendirildiğini hatırlatan Kamer, Türkiye’nin kendi kırmızı çizgilerini belirleyeceği "Yerli ve Milli Oyun Derecelendirme Kurulu"nun kurulmasının şart olduğunu söyledi. Oyunların Türkiye pazarına girmeden önce bu kurulun süzgecinden geçmesi gerektiğini ifade eden Prof. Dr. Kamer, MEB, İçişleri, Adalet Bakanlığı ve BTK’nın yapay zekâ tabanlı bir "Dijital Denetleme Kurulu" çatısı altında proaktif olarak çalışmasını önerdi.
Akademisyenlerin sunumlarının ardından komisyon üyesi milletvekilleri, önleyici tedbirlerin bir an önce yasa teklifine dönüştürülmesi ve Milli Eğitim Bakanlığı mevzuatına entegre edilmesi yönünde görüş birliğine vardı. Komisyonun hazırlayacağı nihai raporun, Türkiye'nin yeni dönem eğitim-güvenlik politikalarına yön vermesi bekleniyor.

