Gündemar Araştırma’nın 23-26 Mart 2026 tarihleri arasında 60 ilde 2 bin 200 kişiyle gerçekleştirdiği “Türkiye Gündemi” araştırması, İran ile ABD/İsrail hattındaki çatışmanın Türkiye’de nasıl algılandığını ve kamuoyunun dış politika tercihlerini ortaya koydu. Veriler, toplumda güvenlik kaygısının belirgin biçimde öne çıktığını gösterdi.
İran Hürmüz için ABD'den ilk tavizini aldı: 6 milyar dolarlık fon serbest bırakılıyor
GÜVENLİK RİSKİ ÖNE ÇIKTI
Araştırmaya göre katılımcıların yüzde 61’i, söz konusu savaşın Türkiye’nin güvenliği açısından ciddi bir risk oluşturduğunu düşünüyor. “Risk oluşturmadığını” belirtenlerin oranı yüzde 24’te kalırken, yüzde 11’lik kesim kararsız kaldı, yüzde 4 ise görüş bildirmedi. Bu tablo, kamuoyunun önemli bir bölümünün bölgesel gerilimi doğrudan Türkiye’ye yansıyabilecek bir tehdit olarak gördüğüne işaret etti.
Siyasi tercihlere göre dağılım incelendiğinde risk algısının geniş bir tabana yayıldığı görüldü. Protesto oy kullananlarda bu oran yüzde 67’ye, DEM Parti seçmeninde yüzde 66’ya, CHP seçmeninde yüzde 64’e ulaştı. AK Parti seçmeninde yüzde 61, MHP seçmeninde yüzde 62 seviyesinde ölçüldü. İYİ Parti seçmeninde ise risk algısı diğer gruplara göre daha düşük kaldı ve yüzde 47 olarak kaydedildi. Kararsız seçmenlerde ise bu oran yüzde 55 olarak ölçüldü.
“TÜRKİYE NASIL BİR DIŞ POLİTİKA İZLEMELİ?”
Araştırmada “Türkiye nasıl bir dış politika izlemeli?” sorusuna verilen yanıtlar da dikkat çekti. Katılımcıların yüzde 31’i Türkiye’nin tamamen tarafsız kalması gerektiğini ifade ederken, yüzde 27’si diplomatik denge politikası izlenmesini savundu. yüzde 21’lik kesim yalnızca sınır güvenliğine odaklanılması gerektiğini belirtirken, yüzde 14 arabuluculuk rolü üstlenilmesini tercih etti. yüzde 7 ise görüş bildirmedi. Bu sonuçlar, kamuoyunda doğrudan taraf olma eğiliminden ziyade temkinli ve denge odaklı bir yaklaşımın öne çıktığını ortaya koydu.
Seçmen gruplarına göre dış politika tercihleri incelendiğinde farklılaşmalar dikkat çekti. DEM Parti seçmeninde “tamamen tarafsız kalmalı” diyenlerin oranı yüzde 52 ile en yüksek seviyeye ulaştı. CHP seçmeninde bu oran yüzde 39 olurken, AK Parti seçmeninde yüzde 30, MHP seçmeninde ise yüzde 12 olarak ölçüldü. MHP seçmeninde diplomatik denge politikası yüzde 45 ile öne çıkarken, AK Parti seçmeninde tarafsızlık ve denge seçeneklerinin birbirine yakın oranlarda dağıldığı görüldü. İYİ Parti seçmeninde ise üç seçenek arasında daha dengeli bir dağılım dikkat çekti.
Savaşın başından bu yana bir ilk: ABD savaş gemileri Hürmüz Boğazı'na girdi
Araştırmada Türkiye açısından en büyük riskin ne olduğu da soruldu. Katılımcıların yüzde 33’ü “doğrudan güvenlik tehdidi” yanıtını verirken, yüzde 27’si “enerji fiyatlarının artması”nı en önemli risk olarak gördü. “Yeni bir göç dalgası” diyenlerin oranı yüzde 16 olurken, “bölgesel istikrarsızlığın büyümesi” yüzde 9, “dış ticaretin zarar görmesi” yüzde 7 olarak kaydedildi. Sadece yüzde 4’lük bir kesim savaşın Türkiye açısından önemli bir risk oluşturmadığını ifade etti, yüzde 4 ise görüş bildirmedi.
Siyasi tercihlere göre risk algısının içeriği de değişiklik gösterdi. İYİ Parti seçmeninde “doğrudan güvenlik tehdidi” yanıtı yüzde 42 ile öne çıkarken, AK Parti seçmeninde bu oran yüzde 36, CHP seçmeninde yüzde 35 olarak ölçüldü. DEM Parti seçmeninde ise “enerji fiyatlarının artması” ve “yeni bir göç dalgası” seçeneklerinin diğer gruplara kıyasla daha yüksek oranlara ulaştığı görüldü.
