Orta Doğu'da artan gerilim, bölgesel aktörler Türkiye ve İran'ın askeri güç kapasitelerini 2026 yılı itibarıyla yeniden tartışmaya açtı. Savaş uçakları, insansız hava araçları ve balistik füze sistemleri üzerinden yapılan karşılaştırmalarda iki ülkenin birbirine karşı kurduğu eksik ve fazla yanlar da araştırma konusu oldu.
TÜRKİYE'NİN ASKERİ ALT YAPISI NASIL?
Türkiye'nin askeri kapasitesini analiz ederken en büyük avantajı, uzun yıllardır NATO çatısı altında edindiği modernizasyonlar dikkat çekiyor. atı standartlarında eğitim almış disiplinli askeri personel, sınır ötesi harekatlarda kazanılan sıcak çatışma tecrübesiyle birleştiğinde sahada ciddi bir fark yarattığı analizi bilinirken, hava kuvvetleri envanterindeki modern savaş uçakları, erken uyarı sistemleriyle entegre çalışarak hava sahası sahipliğini de üst plana çekiyor.

Kara kuvvetleri ise sayısal büyüklüğü ve tank filoları ile en üst sıralarda seyrediyor.
Akdeniz ve Ege'de suları ısıtan jeopolitik risklere karşı deniz kuvvetleri, milli gemi projeleri ve gelişmiş denizaltılarla da denizlerden gelecek tehlikelere karşı öncü sahipliği üstleniyor.
İRAN'DA BALİSTİK FÜZE TEHLİKESİ
Tahran yönetiminin savunma sistemi ise caydırıcılık ve asimetrik savaş üzerine kurulu olduğu biliniyor.
İran'ın askeri stratejisindeki en büyük kozu, şüphesiz bölgedeki birçok başkenti vurabilecek menzile sahip balistik füze cephaneliği.

Uluslararası ambargolara rağmen kendi yeraltı füze şehirlerini kuran ve bu teknolojiyi geliştiren İran, olası bir savaş durumunda doğrudan sıcak çatışmaya girmek yerine füze yağmuruyla düşman altyapısını felç etmeyi hedefliyor.
Kara ordusu personel sayısı bakımından oldukça kalabalık olan ülke, devrim muhafızları gibi paramiliter gruplarla iç güvenliği ve bölgesel nüfuzunu bir arada tutmaya çalışıyor.
OLASI BİR ÇATIŞMA SONUCU NE OLUR?
Türkiye mi İran mı sorusuna tek bir yanıt vermek oldukça zor çünkü iki ülkenin savaşa yaklaşım felsefeleri birbirinden tamamen farklı. Düzenli ordu disiplini, teknolojik üstünlük, lojistik ağ ve hava sahası hakimiyeti söz konusu olduğunda ülkemiz kat be kat üst seviyede seyrederken, savaşın bir yıpratma harbi veya vekil güçler üzerinden yürütülen gayrinizami bir çatışmaya dönüşmesi durumunda, İran'ın asimetrik taktikleri ve füze tehdidi ciddi bir bölgesel riske dönüşüyor.

İRAN'IN HAVA GÜCÜ
Resmi olarak çok açıklanmasa da İran hava sistemi ile alakalı bilinmeyen gerçekler mevcut. 1979 devriminden bu yana ağır ambargolar altında ezilen Tahran yönetimi, şah döneminden kalma f serisi uçaklarını kara borsa yedek parçalarla ve yerel modifikasyonlarla havada tutmaya çalışmaktadır.
Kağıt üzerinde yüzlerce uçağı görünse de, olası bir savaşta bu uçakların kaçının havalanabileceği, havalansa bile Türkiye'nin ağ merkezli, elektronik harp destekli ve modern hava savunma sistemleriyle korunan hava sahasında ne kadar hayatta kalabileceği büyük bir sorundur.
