Uydu görüntüleri ortaya çıktı: Kanal İstanbul güzergahında bir yılda inanılmaz betonlaşma

Uydu görüntüleri ortaya çıktı: Kanal İstanbul güzergahında bir yılda inanılmaz betonlaşma

18 Ocak 2025 ile 20 Şubat 2026 tarihli uydu görüntülerini karşılaştıran yeni görüntüler, Kanal İstanbul hattındaki Sazlıdere havzasının kısa sürede dev bir şantiyeye dönüştüğünü ortaya koydu. Görüntüler, mahkeme kararları ve ekolojik risk tartışmalarına rağmen bölgedeki yapılaşmanın hız kesmediği eleştirilerini güçlendirdi.

Mahkeme iptal kararlarına ve bilim insanlarının "geri dönülemez ekolojik yıkım" uyarılarına rağmen, Kanal İstanbul projesi güzergahındaki yapılaşma son bir yılda inanılmaz bir hız kazandı. Şehir Plancısı Ceyhan Çılgın'ın paylaştığı güncel uydu verileri, İstanbul'un en önemli su kaynaklarından biri olan Sazlıdere Barajı içme suyu havzasının nasıl devasa bir şantiyeye dönüştüğünü gözler önüne serdi.

Sosyal medya hesabı üzerinden 18 Ocak 2025 ile 20 Şubat 2026 tarihlerine ait uydu görüntülerini karşılaştıran bir video yayınlayan Çılgın, tablonun vehametini rakamlarla ortaya koydu. Verilere göre, sadece Sazlıdere Barajı havzası üzerinde, yaklaşık 110.000 kişinin yaşayacağı 36.242 adet konutun inşası son sürat devam ediyor.

Uzmanlar, bu devasa betonlaşmanın sadece başlangıç olduğunu belirtirken, projenin tamamlanması halinde İstanbul ve Marmara Bölgesi'ni bekleyen "Ekolojik Fatura"nın altını bir kez daha kalın çizgilerle çiziyor.

İşte bilim insanlarının oşinografiden biyocoğrafyaya kadar Kanal İstanbul'un yaratacağı muhtemel yıkıma dair sıraladığı 4 kritik risk:

1. ÖLÜ BİR MARMARA DENİZİ (OŞİNOGRAFİK VE LİMNOLOJİK RİSKLER)

Deniz bilimcilerin hazırladığı oşinografik modellere göre, projenin en büyük kurbanı Marmara Denizi olacak. Kanalın açılması, İstanbul Boğazı'ndaki hassas iki tabakalı akım rejimini bozacak. Karadeniz'in soğuk ara tabakası ve nehir girdileriyle taşınan besin tuzları, Marmara'ya kontrolsüz bir ek yük getirecek. Bu durum ötrofikasyonu (alg patlaması) hızlandıracak, Marmara'nın alt tabakasındaki (hipolimnion) oksijen seviyesi kritik eşiğin altına düşecek ve nihayetinde hidrojen sülfür (H₂S) oluşumu başlayacak. Kısacası Karadeniz'in organik yükü Marmara'ya dolacak, dip oksijeni tükenecek ve Marmara zamanla "ölü bir denize" dönüşecek.

2. İSTANBUL SUSUZLUĞA MAHKUM EDİLİYOR (HİDROJEOLOJİ RİSKİ)

Uydu görüntülerine yansıyan betonlaşma, Sazlıdere Barajı'nın fiziksel olarak yok olma sürecinin başladığını kanıtlıyor. Ancak tehlike sadece Sazlıdere ile sınırlı değil. Kanal projesi, Terkos Gölü ve yeraltı akiferlerine (su depoları) deniz suyunun sızmasına neden olacak. İstanbul hem mevcut barajlarını kaybedecek hem de kalan yeraltı su rezervleri tuzlanarak içilemez hale gelecek.

3. TRAKYA İLE İSTANBUL ARASINDA "ADA ETKİSİ" VE SOY TÜKENMELERİ (BİYOCOĞRAFYA RİSKLERİ)

Buzul devirlerinde adeta bir dere yatağına dönüşen İstanbul Boğazı, hareket kabiliyeti sınırlı sürüngenler ve amfibiler (iki yaşamlılar) için gen akışını sağlayan doğal bir köprü görevi görüyordu. Kanal İstanbul ise bu bağlantıyı sonsuza kadar kesecek. İnsan eliyle (antropojenik) oluşturulan bu kalıcı bariyer, Trakya ile İstanbul arasında aşılamaz ikinci bir engel yaratacak. Gen akışının durmasıyla oluşacak 'Ada Etkisi', bölgedeki yerel canlı türlerinin yok oluş sürecini başlatacak.

4. "SÜVEYŞ" SENDROMU: KUŞLARIN ROTASI KESİLİYOR, İSTİLACI TÜRLER GELİYOR

Proje, Via Pontica kuş göç yolunun en kritik duraklarından biri olan Küçükçekmece acı su lagününü hızlı akışlı bir deniz koridoruna çevirecek. Göçmen kuşların "yakıt ikmal" alanı olan hayati habitatlar yok olacak. Bölgeye özgü omurgasızlar ve balıklar yerini denizel türlere bırakacak.

Uzmanlar, bu durumu Süveyş Kanalı felaketiyle örneklendiriyor:

"Süveyş Kanalı açıldığında kimse Akdeniz'in Balon ve Aslan Balığı gibi istilacı türlerin işgaline uğrayacağını öngörmemişti. İnsan eliyle açılan su yollarının bedelini doğa, yüzyıllar süren biyolojik savaşlarla ödetir. Kanal İstanbul'da belki balon balığı riski yok ama Marmara'nın oksijensiz kalması ve Trakya'nın susuzluğu gibi, telafisi imkansız riskler var."

Uydu görüntülerindeki 1 yıllık korkunç değişim ve bilimsel veriler ışığında, mahkeme kararlarına rağmen hız kesmeyen projenin İstanbul'un doğasına geri dönüşü olmayan zararlar vermeye başladığı net bir şekilde görülüyor.

YORUMLAR (1)
1 Yorum
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.
Diğer Haberler
Son Dakika Haberleri
KARAR.COM’DAN