Ekonomik belirsizlikler, aile içi sorunlar ve duygusal çöküntüler, insanları mantıktan uzaklaştırarak tehlikeli yollara sürüklüyor. Son günlerde televizyonların gündüz kuşağı programlarında sıkça duyduğumuz "Dolandırıldım, hayatım mahvoldu" feryatlarının arkasında devasa bir "büyü, muska ve tılsım" sektörü yatıyor.
Sosyal Hizmetler ve İletişim Uzmanı Taner Akkuş, tamamen bilimsel ve dini temellerden yoksun olan bu uygulamaların artık sadece bireysel bir kandırmaca değil, organize bir suç ve dolandırıcılık zincirine dönüştüğü konusunda kamuoyunu uyardı.

SADECE PARA DEĞİL, ÖZEL GÖRÜNTÜLERLE ŞANTAJ!
İnsanların en savunmasız ve kırılgan anlarında bu tacirlerin tuzağına düştüğünü belirten Akkuş, olayın ulaştığı korkunç boyutu şu sözlerle özetledi:
"Duygusal kırılganlık anlarını fırsat bilen dolandırıcılar, kurbanlarını psikolojik bir manipülasyon sürecine sokuyor. Daha da ürkütücü olanı, birçok mağdur sadece parasını kaybetmekle kalmıyor; tehdit, şantaj ve özel görüntülerinin kötüye kullanılması gibi yöntemlerle hukuki ve psikolojik şiddetle baş başa bırakılıyor."

Nobel ödüllü psikolog Daniel Kahneman’ın "Hızlı ve Yavaş Düşünme" kuramına atıfta bulunan Akkuş, korku ve belirsizlik anlarında insanların eleştirel düşünmeyi kapatıp sezgisel ve hatalı kararlar aldığını, dolandırıcıların da tam olarak bu zayıflığı sömürdüğünü vurguladı.
İSLAM DİNİ KESİN BİR DİLLE YASAKLIYOR: LANETE UĞRAMIŞTIR
Meseleyi inanç boyutunda da değerlendiren Akkuş, İslam dininin sihir ve büyücülüğü kesin bir dille yasakladığını hatırlattı.
Kur'an-ı Kerim'deki Bakara Suresi 102. ayete ("Şeytanlar, insanların zararına olarak sihri öğretiyorlardı") ve Hz. Muhammed'in (s.a.v.) "Sihir yapan da, yaptıran da Allah’ın lanetine uğramıştır" hadisine dikkat çeken Akkuş, "İslam âlimleri büyünün en büyük zararının kişinin imanını sarsmak ve Allah’a tevekkülü terk etmek olduğunu belirtir. Mümin kişi sorunlarını taşla, tılsımla değil; duayla, sabırla ve meşru psikolojik/tıbbi destekle çözmelidir" dedi.
PLASEBO ETKİSİ VE DEVASA "KAYIT DIŞI" EKONOMİ
İşin bilimsel tarafında büyü ve tılsımın hiçbir geçerliliği olmadığını, insanların hissettiği anlık rahatlamanın sadece "Plasebo" (inanmaya bağlı yalancı iyileşme) etkisi olduğunu belirten Akkuş, bu durumun uzun vadede ağır depresyon ve anksiyete bozukluklarına yol açtığını söyledi. Ayrıca bu sözde büyücülerin milyarlarca liralık kayıt dışı bir ekonomi yaratarak vergi kaçırdığına ve organize suç örgütlerini finanse ettiğine dikkat çekildi.
"KANUNLAR SIKILAŞMALI, MEDYA DİKKAT ETMELİ!"
Bu karanlık sektörün bitirilmesi için acil eylem çağrısında bulunan Uzman Taner Akkuş, çözüm önerilerini şöyle sıraladı:
Büyücülük iddialarıyla para toplayanlar sistematik olarak denetlenmeli ve ağır cezai yaptırımlara tabi tutulmalı.
Tüketici hakları ve dolandırıcılık yasalarında "umut tacirliği" için net düzenlemeler yapılmalı.
Medya kuruluşları, gündüz kuşağında bu mağduriyetleri istismar eden yayınları sınırlandırmalı.
Milli Eğitim Bakanlığı, Diyanet ve Sosyal Hizmetler ortaklaşa bilinçlendirme kampanyaları başlatmalı.
Akkuş sözlerini şu çarpıcı uyarıyla noktaladı:
"Korkularımızla oynayan sistemler, ancak bizim onlara alan açmamızla var olabilir. Toplum olarak 'akıl ve iman' medeniyetine yakışır bir duruş sergileme zamanıdır."
