Dünyanın en büyük su bitkisi olarak bilinen Victoria amazonica, sadece boyutlarıyla değil, sahip olduğu inanılmaz taşıma kapasitesiyle de bilim dünyasının göz bebeği. İsmini 1837 yılında İngiltere Kraliçesi Victoria’dan alan bu dev zambak, Belçika’da yapılan testlerde tek bir yaprağıyla tam 226 kilogramlık yükü suyun üzerinde tutmayı başararak kırılması güç bir rekora imza attı. Amazon’un sakin sularından dünyanın seçkin botanik bahçelerine uzanan bu bitki, hem zarafeti hem de devasa gücüyle hayranlık uyandırıyor.
YAPRAKLARIN DOĞAL ALTINDAKİ SIR
Victoria amazonica’nın bir insanı rahatlıkla taşıyabilmesinin arkasında muazzam bir yapısal tasarım yatıyor. Yaprakların alt kısmında bulunan damarlar, devasa bir ağ örerek bitkiye hem esneklik hem de dayanıklılık kazandırıyor. Bu damarların arasına hapsolmuş özel hava kesecikleri, dev yaprağın su yüzeyinde batmadan kalmasını sağlayan bir duba görevi görüyor. 8 metreyi bulan sağlam sapları ise bu dev yaprakları suyun tabanına sıkıca bağlıyor.

ÇİÇEKLERİN BÜYÜLEYİCİ DÖNÜŞÜMÜ
Bitkinin sadece yaprakları değil, yaşam döngüsü de oldukça dramatik. Victoria amazonica’nın çiçekleri yalnızca gece saatlerinde açıyor. İlk açtığında saf beyaz rengiyle büyüleyici bir koku yayan çiçekler, bu sayede polen taşıyıcı böcekleri kendine çekiyor. Görevini tamamlayan çiçek, ertesi gün rengini pembeye çeviriyor ve yalnızca 2-3 gün süren kısa ömrünün ardından suya karışıyor.
KRALİÇE’NİN ADINI TAŞIYAN BİLİMSEL KEŞİF
1837 yılında bilim dünyasına ilk kez tanıtılan bu dev bitki, dönemin İngiltere Kraliçesi Victoria’ya ithaf edildi. Keşfedildiği günden bu yana botanikçilerin en çok ilgi gösterdiği türlerden biri olan Victoria amazonica, günümüzde özel iklimlendirilmiş cam seralarda ve dünya çapındaki prestijli botanik parklarında sergileniyor. Amazon'un bu sert ama zarif devleri, su ekosisteminin en görkemli üyeleri kabul ediliyor.

BOTANİK BAHÇELERİNİN YILDIZI
Günümüzde bu dev zambakları görmek isteyenler Amazon'a gitmek zorunda değil. Gelişmiş sera teknolojileri sayesinde, bitkinin ihtiyaç duyduğu nem ve sıcaklık dengesi sağlanarak pek çok ülkede yetiştirilebiliyor. Özellikle yapraklarının üzerinde çocukların oturtulduğu geleneksel fotoğraf çekimleri, bitkinin ne kadar güvenli bir "yüzen platform" olduğunu her seferinde yeniden kanıtlıyor.
