Temmuz 2024’ten itibaren bir yıl boyunca katılımcılara her altı haftada bir çevrimiçi anketler uygulandı. Katılımcılar bitkinlik, uykululuk ve uyku kalitesi gibi durumları bildirdi; veriler tüm mevsimlere yayıldı. Sonuçlar, bahar yorgunluğu şikâyetlerinin gerçeği yansıtmadığını gösterdi.
BİYOLOJİK AÇIKLAMA YOK
Kronobiyoloji uzmanı Christine Blume, havaların ısınması ve kıştan kalan melatonin gibi teorilerin kronobiyolojik olarak mantıklı olmadığını vurguladı. Günlerin uzama hızı veya aylar, insanların hissettiği yorgunluk üzerinde herhangi bir etki göstermedi.
KÜLTÜREL VE PSİKOLOJİK ETKİLER
DW Türkçe'de yer alan habere göre, araştırma ekibi, bahar yorgunluğu algısının biyolojik değil kültürel temelli olduğunu belirtti. İnsanlar kavram sayesinde semptomlarını tanımlıyor ve beklentilerle gerçek enerji seviyeleri arasındaki fark “kognitif çelişki” yaratabiliyor.
ALERJİLER, KIŞ DEPRESYONU VE D VİTAMİNİ
Polen alerjileri, saman nezlesi veya antihistaminikler de bahar yorgunluğunu açıklamıyor. Bilimsel verilere göre kış depresyonu ve D vitamini eksikliği, yorgunluk hissi üzerinde gerçek etkiye sahip.
UZMAN UYARISI
Blume, “Bahar yorgunluğu” diyerek belirtileri geçiştirmemeyi, sorun varsa doktora başvurmayı öneriyor. Ayrıca bu kavramın Almanca konuşulan ülkelerde yaygın olduğunu, İngilizce konuşulan ülkelerde ise “spring fever” teriminin artan enerji ve canlılık ile ilişkilendirildiğini aktarıyor.
