Ciddiyetin, faturaların ve plaza dilinin hakim olduğu modern dünyada, bazıları var ki zamanın ruhuna inat, oyun hamuru kokusuna ve lunapark neşesine bağlı kalmayı başarıyor. Astroloji dünyasında "ebeveyn" figürü çizen burçların aksine, bazı yıldız grupları Zodyak’ın ebedi çocukları olarak kabul ediliyor.
Peki, mantığın sesini kısıp kalbinin ritmiyle dans eden, dünyanın tüm yüküne rağmen "oyun" oynamaktan vazgeçmeyen o burçlar hangileri? İşte gökyüzünün en çocuk ruhlu sakinleri:

KOÇ
Listenin başında, Zodyak kuşağının ilk burcu olması sebebiyle "yeni doğan" enerjisini temsil eden koç yer alıyor. Bir Koç burcu için hayat, keşfedilmeyi bekleyen devasa bir oyun alanıdır. İstediği bir şey olmadığında sergilediği o meşhur sabırsızlık ve "hemen şimdi" tutkusu, aslında içindeki saf çocuktan gelir. Kin tutmazlar. Bir çocuk gibi beş dakika önce kavga ettiği kişiyle beş dakika sonra en sevdiği oyuncağını paylaşabilirler.

İKİZLER
Eğer birisi durmadan "Neden?" diye soruyorsa, bilin ki o bir ikizlerdir. Onların çocukluğu, dünyayı anlama çabasındaki o bitmek bilmeyen merak duygusunda gizlidir. Her şeyden çok çabuk sıkılmaları ve sürekli yeni bir oyuncak (ya da bilgi) peşinde koşmaları onları Zodyak’ın "hiperaktif çocuğu" yapar. Yaşları kaç olursa olsun, gözlerindeki o hınzır pırıltı ve muziplik asla kaybolmaz.

ASLAN
Aslan burçları, onaylanma bekleyen ve ilgi odağı olmayı seven o tatlı çocuğu temsil eder. Bir çocuk nasıl yaptığı resmi herkese göstermek için can atarsa, aslan da başarısının alkışlanmasını aynı masumiyetle bekler. Oyun oynamaya, dramaya ve eğlenceye olan düşkünlükleri onları hayatın ağır havasından uzaklaştırır. Cömertlikleri ve "bakın ben ne yaptım!" derken takındıkları o gururlu ama çocuksu tavır.

YAY
Sınırlara inanmayan, sürekli uzaklara kaçmak isteyen yay burçları, Zodyak’ın kısıtlanamaz ruhlu çocuklarıdır. Onların çocukluğu, dürüstlüklerinde ve patavatsızlık derecesine varan samimiyetlerinde yatar. Bir çocuğun "Kral çıplak!" demesi gibi, yaylar da toplumsal maskeler takmayı reddeder ve içinden geleni filtresiz söyler. Her düştüğünde dizindeki yaraya aldırmadan ayağa kalkıp tekrar koşmaya başlayan o sarsılmaz iyimserlik.
