Buradan Bakınca Türkiye'nin dış politikasında yapılan yanlışlara dikkat çekti

Buradan Bakınca programında, İsveç-NATO ve Türkiye-ABD ilişkilerindeki denklemlere dair konuşan Fehmi Koru, 'NATO’nun son askeri tatbikatlarına İsveç üyeymiş gibi davet edildi ama Türkiye 1952’den bu yana üye olmasına rağmen çağrılmadı’ cümlelerini kurdu.

MUSTAFA SİVİŞ

KARAR TV’de Ahmet Taşgetiren, Fehmi Koru ve Mehmet Ocaktan’ın yorumuyla ekranlara gelen Buradan Bakınca, Türkiye ve dünya gündeminin nabzını tutmaya devam ediyor. 29 Aralık Cuma günü izleyicisiyle buluşan yapımda, İsveç-NATO ve Türkiye-ABD ilişkileri masaya yatırıldı. Konuya ilişkin önemli değerlendirmelerde bulunan Koru, ‘NATO’nun son askeri tatbikatlarına İsveç üyeymiş gibi davet edildi ama Türkiye 1952’den bu yana üye olmasına rağmen çağrılmadı’ ifadelerini kullandı.

İşte, Ahmet Taşgetiren, Fehmi Koru ve Mehmet Ocaktan’ın konuya ilişkin kritik değerlendirmeleri…

İSVEÇ - NATO VE TÜRKİYE’NİN DIŞ POLİTİKASI

TAŞGETİREN: Amerika Suriye’nin Kuzey Doğu’sunda bir yapı oluşturuyor, YPG-PYD yapılanması. Bunlar, devlet benzeri bir yapıya dönüşmüş durumda. Ve biz bu yapıların PKK uzantısı olduğuna dair tepki gösteriyoruz. Amerika bizim müttefikimiz olduğu halde bu yapılara neden destek veriyor diye sorguluyoruz. Uzun vadede ABD ile Suriye bağlamında ilişkilerimiz ne olacak sorusunun cevabı bilinmiyor. Tam bu arada İsveç’in NATO’ya katılımı meselesi söz konusu oldu. Meclis’teki Dışişleri Komisyonu da bunu onayladı. Meclisin Genel Kurulu’nda onaylanıp onaylanmayacağı bilinmiyor. İsveç’ten terör konusunda birtakım garantiler istendi ama ben bunlara yönelik ‘İsveç’ten böyle garantiler isterken Suriye’de YPG ve PYD’yi eğitip destekleyen ABD’den de bunu sonlandırması için garantiler isteniyor mu?’ diye sordum. Ve bir çözüme de ulaşılabilmiş değil, YPG yapılanması da orada devam ediyor. Bir de bu boyutu var ve uzun vadede sorunun devam edeceği görülüyor.

KORU: İsveç’in NATO üyeliğine Türkiye karşı çıkıyor. Niye karşı çıkıyor? İşte ‘Türkiye’den kaçmış bazı kişiler orada terör örgütünün propagandasını yapıyor ve zaman zaman Türkiye aleyhine gösterilerde bulunuyorlar ve ara sıra birileri orada Kur’an yakıyor. Dolayısıyla bunlar bizim hoşumuza gitmiyor ve İsveç’e zorluk çıkartıyoruz’ deniliyor. Aynı durum Finlandiya için de söz konusuydu ama nedense ondan vazgeçtik. Öyle zannediyorum ki Tayyip Erdoğan Biden ile son konuşmasında biraz ikna olmuşa benziyor. CB ikna olduğu için Dışişleri Komisyonu’ndan geçti şimdi de Meclis Genel Kurulu’ndan geçmesi bekleniyor. Şimdi biz bu arada neler kaybettiğimizi hiç düşünüyor muyuz? Bence düşünmüyoruz. NATO’nun son askeri tatbikatlarına İsveç üyeymiş gibi davet edildi. Davet edilmeyen bir ülke var, Türkiye. Türkiye 1952’den beri NATO’nun üyesi ve ABD’den sonra en kalabalık orduya sahip 2.üyesi. O kadar askeri NATO bünyesinde barındırıyoruz ama son askeri tatbikatlarına Türkiye’yi çağırmıyorlar. Niçin? Sırf bu sebeple İsveç konusu nedeniyle. Ve mesaj olsun diye de İsveç sanki üyeymiş gibi davet ediliyor. Şimdi bu bizi düşündürmesi gereken bir şey. Biz NATO üyesi olmaya devam edeceksek İsveç’in üyeliğini kendi bir takım küçük siyasi hesaplarımıza alet etmemeliyiz. Şimdi niye bu noktaya geldik? S-400 olayı, biz F-16 karşılığında İsveç’in NATO üyeliğini onaylıyoruz ama bu uçaklar bir zamanlar Türkiye’de üretiliyordu. Özal’ın o zamanki ABD Başkanı ile görüşmesinden sonra Türkiye Ankara’da TAİ’yi kurdu ve bir Amerikalı genel müdürün varlığıyla hem kendisi için F-16 ürettiği hem de üretilen uçakları başka ülkelere de sattı. Bu zamana geldiğimizde ise biz şu anda bu uçağın parçalarını bile elde edemiyoruz. Ve F-35’lerden önceki bir model olan F-16’ları sanki yeni modellermiş gibi lanse ediyoruz. F-35’ler ne oluyor? Türkiye ABD’ye 2.5 milyar dolar ödedi bu uçakları alabilmek için. Bu para ödendi ama F-35’ler gelmiyor neden, çünkü S-400 var. Şimdi bu konular Türkiye’de tartışılmıyor. Peki F-35’ler nerede? Yunanistan’da, hali hazırda teslim edilmedi ama ABD Yunanistan’a vermeyi taahhüt etti. Peki bizim için üretilenler nerede? Buradan heyet gitti, F-35 kullanabilmek için askerlerimiz eğitimler gördü. Son anda bu S-400’ler ortaya çıkınca, Amerika onları geri gönderdi ve bizim satın aldığımız F-35’leri de İsrail’e gönderdi. Şimdi İsrail Gazze’nin tepesinde uçurmak için ne kullanıyor? F-35’ler dolaşıyor. Türkiye’nin dış politikasında çok ciddi olan yanlışlıklar var. Biz İsveç’i terörü destekliyor diye suçluyoruz ama orası öyle bir ülke değil. Dolayısıyla İsveç ile böyle takışmasının ne manası var, İsveç üzerinden NATO ile takışmanın ne gereği var.

TÜRKİYE VE ABD ARASINDAKİ BELİRSİZ MÜTTEFİKLİK

KORU: Amerika meselesine gelecek olursak ABD ile bizim problemimiz aslında 1 Mart tezkeresidir. ABD onu unutmuş değil özellikle de askerleri. Dolayısıyla bizim Amerika’ya yönelik başka bir politik yaklaşım geliştirmemiz gerekiyor. ABD 1 Mart tezkeresini hiç unutmuyor, hep akıllarında duruyor ama biz de onlara bunu hatırlatacak şekilde davranıyoruz. Halbuki biz orada haklıydık, Irak’ın şu andaki durumuna bakınca. Biz dış politikamıza bütünsel olarak bakmıyoruz. Biz küçük şeylerden bakıyoruz.

OCAKTAN: Ama işte bakıldığında biz bütün kurumlarımızı özellikle de dış politikanın bu alanda hem geleneksel diplomatik yapısını bozduk hem de artık normal ülkelerin kurallı ilişkileri vardır ama bizim ilişkilerimiz öyle değil. Biz artık her şeyi tek şey üzerinden tek kişi üzerinden birtakım ilişkiler kuruyoruz. Mesela S-400’leri aldık ama NATO ülkesiyiz. Bu füzeler NATO ülkelerine karşı olan ve bu ülkeleri düşman gören sistemlerdir. Söylemek istediğim diplomatik ilişkilerimizi yürütebilmektir. Mesela Mısır’da darbe oldu ve her ülke buna tepki gösterdi ama kimse bizim gibi gidip de tamamen ilişkilerini kopartmadı. Biz tamamen selamı sabahı kestik ama sonrasında ise kendimiz gittik yalvar yakar olduk, düzeltmek zorunda kaldık.