76. Berlin Film Festivali (Berlinale), bu yıl sadece sinemayla değil, Almanya’nın Gazze’deki soykırıma verdiği destek ve sanatçılar üzerindeki ‘siyaset yasağı’ baskısıyla tarihe geçti. “Her film politiktir” sözüyle bilinen jüri başkanı Wim Wenders’in Gazze sorusu karşısında “Siyaseti karıştırmayalım” ikiyüzlülüğüne rağmen Emin Alper Filistin’in sesi oldu, Özgü Namal Türkiye’ye uzatılan dilleri basiretli cevabıyla kesti. 21 Şubat akşamı İlker Çatak’ın ‘Altın Ayı’, Emin Alper’in ‘Gümüş Ayı’ zaferiyle sonuçlanan festivalde, Türk sineması sadece sanatı değil, eğilip bükülmeyen vicdanıyla da Berlin’e damga vurdu.
ALPER’DEN WENDERS’E İNSANLIK DERSİ
Almanya’nın 7 Ekim’den beri Gazze konusundaki İsrail yanlısı tutumu ve kültür-sanat kurumlarına uyguladığı baskı, Berlinale’nin her köşesinde hissedildi. Festivalin açılışında jüri başkanı Wim Wenders’in, Almanya’nın sorumluluğunu sorgulayanlara verdiği "Sanat siyasetten uzak durmalı" cevabı büyük tepki çekerken; cevabı ‘Kurtuluş’ filminin galasında Emin Alper verdi. Alper, “İsrail’in Gazze’de işlediği soykırıma tanık oluyoruz. Bu suçları durdurabilecek tek şey, dünyanın güçlü bir tepki göstermesi, ancak biz Filistin’i yüzüstü bıraktık” diyerek, hükümetlere değil, sivil vicdanın sesine güvenmek gerektiğini vurguladı.
ÖZGÜ NAMAL ÜLKEMİZİ EZDİRMEDİ
Festivalin bir diğer takdirlik duruşu ise Çatak’ın filminin başrolü Özgü Namal’dan geldi. Genelde yurt dışındaki festivallerde kendi ülkesini kötüleyerek ‘puan toplama’ geleneğine alışık olduğumuz bazı isimlerin aksine Namal, bir gazetecinin Türkiye’deki sanat özgürlüğüne dair imalı ve “Filmi burada çekemezdiniz değil mi?" alt metinli sorusuna ders niteliğinde bir yanıt verdi. Namal, projenin Türkiye’de de pekala çekilebileceğini, bu tercihin bir zorunluluk değil sanatsal bir ortaklık olduğunu vurgulayarak ülkesini polemiklere malzeme ettirmedi.
ALTIN AYI ‘SARI ZARFLAR’A
Festivalin en büyük ödülü olan ‘Altın Ayı’, Berlin doğumlu yönetmenimiz İlker Çatak’ın oldu. Çatak, ‘Sarı Zarflar’ (Yellow Letters) filmiyle festivalin en iyisi seçilerek Türk sinema tarihine adını altın harflerle yazdı. Film, baskıcı bir rejimde işlerini kaybeden iki tiyatro sanatçısının hikayesini anlatırken, aslında evrensel bir adalet ve vicdan sorgulaması yapıyor.
GÜMÜŞ AYI ‘KURTULUŞ’A
Türk sinemasının Berlin’deki bir diğer dev başarısı ise Emin Alper’den geldi. Alper, ‘Kurtuluş’ (Salvation) filmiyle festivalin en prestijli ödüllerinden biri olan ‘Gümüş Ayı Büyük Jüri Ödülü’ne layık görüldü. Korkunç suçlar işlemiş faillerin zihniyetine odaklanan film; hakların yitirildiği, adaletin askıya alındığı ve insanların kendi vergileriyle alınan mermilerle vurulduğu bir düzende, hayatta kalanların o derin ve sağır edici yalnızlığını sorguluyor. Alper, bu sarsıcı hikâyeyle sadece bir film sunmakla kalmıyor, aynı zamanda Berlin kürsüsünden tüm dünyaya bir vicdan çağrısı yapıyor.
EMİN ALPER BERLİN’DE VİCDANIN SESİ OLDU
Gümüş Ayı ödülüne layık görülen yönetmen Emin Alper, kürsüden dünyaya bir vicdan dersi verdi. Filminin ‘korkunç suçlar işlemiş failler’ üzerine olduğunu belirterek söze başlayan Alper, en korkunç yalnızlık türünün acı çekerken yaşanan yalnızlık olduğunu vurguladı. Alper, Berlin’i sarsan konuşmasında şu ifadeleri kullandı: “Haklarınızı gün be gün kaybederken, kendi vergilerinizle alınmış mermilerle vurulurken, sizi insan bile görmeyenler tarafından bombalanırken, o anlarda tamamen yalnızsınızdır. Ama kimsenin sizi umursamadığını ve sizi düşünmediğini gördüğünüzde, dünyadaki en yalnız insan olursunuz. O yüzden burada yapabileceğimiz şey, sessizliği bozmak ve onlara gerçekten yalnız olmadıklarını hatırlatmaktır. Gazze’de en korkunç koşullar altında yaşayan ve ölen Filistinliler, yalnız değilsiniz. Zulmün altında acı çeken İran halkı, Orta Doğu’da hakları için mücadele eden Kürtler ve benim halkım, yalnız değilsiniz.” Alper, hapisteki isimler Çiğdem Mater, Osman Kavala ve Selahattin Demirtaş’a da selam gönderdi.
İLKER ÇATAK: "FİLMİM KENDİ MESAJINI VERİYOR"
‘Altın Ayı’ ödülü ile Türk sinema tarihine geçen İlker Çatak, ödül aldıktan sonra “Bir konuşma hazırladım ve politik de bir konuşmaydı. Ama şu an o konuşmaya girmeyeyim çünkü çok sayıda insan çok akıllıca şeyler söyledi ve bu sahneyi bu filmi birlikte yaptığım harika insanlara da ayırmak istiyorum, bu ödülün gerçek kahramanları onlar ve onlar olmadan bu filmi asla yapamazdım. Bence film, siyasi mesajıyla, daha doğrusu sorularıyla kendini anlatıyor” dedi. Jüri başkanı Wim Wenders ise ödülü takdim ederken Çatak'ın filmi Sarı Zarflar (Yellow Letters) için, “Bu film sadece bir hikâye değil; kendi ülkelerimizde de olması muhtemel bir geleceğe dair dehşet verici ve sarsıcı bir öngörüdür” diyerek eserin politik derinliğine ve evrensel uyarısına dikkat çekti.
