BİLGEHAN UÇAK
DasDas’ın yeni oyunu Deli Bayramı tiyatroseverlerle buluştu. DasDas’ın yeni mekanında izleme fırsatı bulduğum iki perdelik oyun, keyifli, güldüren, eğlendiren bir kabare. Deli Bayramı’nın yazarı Turgut Özakman. Özakman, hamaset romanları yazmadığı zaman daha önemli ve kalıcı eserler bırakabiliyor ardında. Deli Bayramı’nı Devekuşu Kabare için yazmış. Devekuşu Kabare deyince de Metin Akpınar ve Zeki Alasya akla geliyor hemen. DasDas’taki bu modern versiyonun süpervizörü ise Metin Akpınar. Böylece, geçmişle bugün arasında bir bağ kuruyor Deli Bayramı. Oyunu izlerken hem bugün var hem dün… Bence esas başarı da bu zor işin altından kalkabilmek. Oyuncu performansları, şarkılar, şakalar genel olarak çok başarılıydı. Özellikle Didem Balçın’ın sahnede ışıl ışıl parladığını söyleyebilirim.
Oyundaki ‘Galaksi Taksi’, sanırım izleyicilerin en güldüğü bölümdü. Mert Fırat’ın buradaki Karadenizli taksi durağı sahibi tiplemesi tek kelimeyle muhteşem. Her telefon çalışında tekrarlanan “Alo Galaksi Taksi, araba yok”, bir süre sonra daha söylenmeden izleyicilerin gülmesine yol açıyor. Bu oyundaki Mert Fırat, daha önce ‘Batının Sonu’ oyununda izlediğim Mert Fırat’tan çok daha başarılıydı. Doktora gelen ‘Atilla Matilla’ karakteri de öyle. Atilla Matilla Bey, olabilecek belki de en karikatür tiplemelerden biri. Ama bu metnin içine çok güzel yerleşiyor, oyunun aynı zamanda yönetmeni de olan Mert Fırat da hakkını veriyor. Atilla Matilla’nın karısını oynayan ve sürekli gülen Didem Balçın’ın performansı ise kusursuz. Tabii Galaksi Taksi durağına gelip taksi arayan diğer karakterleri de yok sayamayız. Metnin samimiyeti, oyunculardan seyirciye geçiyor, seyirciden oyunculara. Böylece de oyuncular dahil herkesin içten güldüğü, eğlendiği iki saatlik bir performans çıkıyor ortaya. Apartman yönetim toplantısı, doktor sahnesi… Sürekli sahneler değişiyor, şarkılar söyleniyor, danslar ediliyor. Oyunun dinamizmi oldukça yüksek.
2022 yılında ‘Kabare’ tarzı tiyatro yapmak başlı başına büyük risk. Metne bakarsak, ‘tiyatro açmak, hele bir de kabare tiyatrosu yapmak’ zaten bir delilik. Metin Akpınar ile Mert Fırat baş başa verip nostaljik bir esintiye sahip ama eski olmayan, modern bir metin ortaya çıkarmışlar. Deli Bayramı’nı izlerken salgınıydı, kriziydi, faturasıydı, yangınıydı, âfetiydi, siyasi kamplaşmasıydı derken bir türlü uzaklaşamadığımız gündemden kurtulup, küçük bir mutluluğu yakalayabilirsiniz. Hararetle tavsiye ediyorum. Oyunu, 3, 13 ve 24 Mart’ta izleyebilirsiniz.
BUNCA KORKUNÇ ŞEY OLURKEN NASIL NORMAL KALABİLİRİZ?
Deli Bayramı oyunu, delilik kavramı üzerinden güncel meseleleri eleştiren, “Kimin deli?” olduğunu tartışan bir oyun. Oyunda, şartların hepimizi bir ölçüde delirttiği de ortaya çıkıyor. Ama bunu yaparken didaktizm batağına da düşmüyor hiç. Tabii ki ‘en gerçek deliler dünyayı yönetiyor’ (Oyunda söylenen bir replik bu). Hasta deyip bir yere kapattıklarımız ise zararsız deliler. Hatta bir adım daha ileri gidiyor oyun ve bunca korkunç şey yaşanırken nasıl ‘normal’ kalınabileceğini de sorguluyor. Aslında normal olduğunu iddia edenlerin deli olduğunu söylüyor. Normal ile anormal iç içe geçiyor, aradaki sınırlar kalkıyor. Bu ‘normal anormaller’ ile ‘anormal normallerin’ kimler olduğu da oyunun en başında konuşuluyor. Ancak hiçbir cevap bulunamıyor.
