Narmanlı’da bir Tanpınar...

Narmanlı’da bir Tanpınar...

Ahmet Hamdi Tanpınar’ın 1940’’lı yılların başından 1950’lere kadar yaşadığı o dönemki adıyla ‘Narmanlı Yurdu’, bugünkü adıyla Narmanlı Han

Geçtiğimiz pazar günü [27 Eylül] Eski Fransız Yetimhanesinin bahçesinde Tanpınar kitaplarının editörü sevgili Sakine Korkmaz’ı dinledik. Moderatörlüğünü Cengiz Özdemir’in yaptığı programda Ahmet Hamdi Tanpınar’ın Narmanlı Han ya da ‘Narmanlı Yurdu’ günlerinden söz etti Sakine. Günlüklerden, mektuplardan, tanıklıklardan yola çıkarak. Tanpınar’ı biraz daha anlama ve tanıma fırsatı bulduk böylece. Narmanlı’daki mütevazı bir odada, kitap ve kâğıt dağınıklığı arasında, yıllar-yıllar içinde “yapmış” kendisini Ahmet Hamdi Tanpınar.

Otuzlu yıllarda Beyoğlu ve çok işlevli bir yapı: Narmanlı. Dükkânlar, antikacılar, halıcılar, Jamanak Gazetesi’nin idare merkezi, tek gözlü bekâr odaları ve daha geniş odalarda aileler… Sakine Korkmaz’a göre Misbah Muhayyeş Bey’in Narmanlı’daki antikacı dükkânıyla 1944’te tefrika edilecek ‘Mahur Beste’ romanındaki Behçet Bey’in antikacılarda göründüğü sahnelerin arasında ilişkiler olmaması mümkün değil: “Yine ‘Huzur’da Mümtaz’ın bedestende geçirdiği vakitte de betimlemeler vardır. Eğer tekrar kitaplara dönerseniz, o betimlemeleri okurken Misbah Bey’in Narmanlı’daki antikacı dükkânını hatırlayabilirsiniz.”

‘Narmanlı Yurdu’ Tanpınar’ın yaşamında niçin bu denli önemli peki? Biliyoruz ki taşra liselerinde öğretmenlik yaptığı yıllarda odasını daima başkalarıyla paylaşmak zorunda kalmış. Yalnızlığına hep başkaları da ortak olmuş. “Günlüklerinde şöyle bir ifade var, tatlı ve hazin” diyor Sakine Korkmaz: “Kırk yaşımda tek odada müstakil bir evim oldu.”

sahaf-festival.jpg

Sakine’nin tespitine göre Şehzadebaşı’ndaki kalabalık aile evinden Narmanlı’ya geçmesi 1942’nin sonu ya da 43’ün başıymış. O sırada ailesiyle birlikte yurdun üst katlarından birinde yaşayan öğrencisi Tatyana Moran’ın önerisiyle buradaki stüdyo daireye taşınmış Ahmet Hamdi. Turan Alptekin’nin aktarımına göre hanın ana kapısından girildiğinde sağdaki blokta, zemin katta, aşağıdan ikinci ya da üçüncü kapıya denk gelen odalardan birisine…

Hem Fındıklı’daki Akademi’ye yakındır Narmanlı Han hem de merkezinde bulunmak istediği edebiyat sanat dünyasına.

O günlerde yazdığı mektuplarında parasızlıkla beraber ‘eşyasız ve perdesiz’ olmaktan da yakınırmış sık sık: “Benim buradaki hayatım bir cehennemden farksızdır. Sebebi de parasızlık. Bütçem çok bozuk. Bu berbat bütçeyle ev döşemek ne kadar güç oldu, nihayet yapabildim. Şimdi oturabileceğim, çalışabileceğim, seni [Ahmet Kutsi Tecer’i, ÖFK] misafir edebileceğim bir köşem var. Her şey tamam fakat perdesi yok. Hazin değil mi? Kepenk arkasında oturuyorum. Bunlar ne kadar basit şeyler. Nihayet bir masa, iki sandalye… İngiliz, Amerikan, Alman, Belçika proleterinin en tabi şekilde kendisine temin ettiği bir refahın aksesuarı bile değil. Ve ben bir hocayım üniversitede…”

Aynı yılın [1943’ün] ilkbaharında arkadaşlarının yardımıyla Maraş milletvekili seçilmiş olsa bile ‘Narmanlı Yurdu’ndaki daireyi boşaltmamış Tanpınar. Ankara’dan daha çok İstanbul’da…

‘Fikri bir ahıra’ yahut ‘yemliğe’ benzetirmiş odasını. Yine de en verimli çalışmalarını, ona saatlerce masasında oturup yazma fırsatı veren bu küçük hücrede yürütmüş. En önemli kitaplar Narmanlı’daki bu ‘fikri ahırda’ kaleme alınmış: ‘Mahur Beste’, ‘Sahnenin Dışındakiler’, ‘Huzur’…

Sık sık Tanpınar’ı Narmanlı’da ziyaret eden Mehmet Kaplan’a göre ‘oda daima zelzele geçirmiş gibi perişan’ imiş: yerlerde, masanın üstünde darmadağınık kitaplar, üzeri yazılı çizili kâğıtlar, sigara kutuları… Dostu olan ressamların, heykeltraşların yanı sıra Ferit Edgü, Edip Cansever gibi genç kuşaktan şairler ve romancılar da ziyaret ederlermiş Tanpınar’ı burada. Gelenler kendisini içeride beklesinler diye kapısını kilitlemez ya hanın bekçisine bırakırmış anahtarı ya da paspasın altına koyarmış. Mülksüz olmanın verdiği sınırsız hürriyet… Yalnız eski harflerle doldurduğu sayfalara düşkündür Tanpınar. Onlar için endişelenecektir.

Beyoğlu’nun bohem burjuva yaşantısına katıldığı ‘Narmanlı Yurdu’nda tam on bir yıl yaşamış Ahmet Hamdi Tanpınar. 1953’teki Paris seyahatinden dönünce, artık yeni adresi Gümüşsuyu Beytülmalcı Sokak’taki Gümüşay Apartmanı olmuş.

“Avlusundaki balıklı havuzuyla, bahçesindeki mor salkımları ve ağaçlarıyla, siyah kedisiyle Tanpınar’ı inşa eden bütünün önemli bir parçasıdır Narmanlı Han” diyerek bitirdi konuşmasını Sakine Korkmaz. Böylece hep önünden geçtiğim, bazan soluklanmak için uğrayıp kalabalık bahçesinde bir kahve içtiğim Han’ın Tanpınar’ın yaşantısındaki yerini daha iyi kavramış oldum.

Narmanlı’nın bugünkü hâliyse içler acısı… Gönül isterdi ki kentin kültürel hafızasına daha çok dahil edilsin han. Sanat, edebiyat ve Tanpınar ‘orada’ daha çok görünür olsun. Kim bilir, avluda bir köşeye heykelini dikmekle yetinmeyiz, belki bir gün.

YORUMLAR
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.
Diğer Haberler
Son Dakika Haberleri
KARAR.COM’DAN