Türkiye’de sinema salonlarında bugün 4’ü yerli 8 yeni film vizyona giriyor.
Haftanın öne çıkan, merakla beklenen dev bütçeli yapımı ‘Çöl Savaşçısı’ (Desert Warrior), 7. yüzyıl Arabistan’ında geçiyor. Yönetmen Rupert Wyatt’ın imzasını taşıyan film; Sasani İmparatorluğu’nun acımasız hükümdarı Kral Hüsrev’e (Ben Kingsley) meydan okuyan Prenses Hind’in (Aiysha Hart), halkını ve özgürlüğünü korumak adına gizemli bir haydut olan Savaşçı’yla (Anthony Mackie) iş birliği yaparak çöle kaçışını ve verdikleri amansız savaşı odağına alıyor. Ancak yapım, bu epik konusundan ziyade arkasında dönen ideolojik krizlerle gündemde. Arap coğrafyasının en önemli tarihi kırılmalarından birini (Zûkâr Savaşı) anlatmasına rağmen başrolü bir Hollywood yıldızına teslim eden film, ‘yeni nesil oryantalizm’ eleştirilerinin hedefi oldu. Yapımın fütüristik şehir Neom çöllerindeki çekimleri ise Suudi Arabistan krallığının imaj tazeleme projesine (soft power) alet olmakla suçlandı. Üstelik yapım süreci de hayli sancılı geçti; yönetmen Wyatt, yapımcıların sansür ve kreatif baskı kurduğu iddiasıyla kurgu masasını terk etti ve film ancak dört yıl sonra vizyon yüzü görebildi. Tarihi gerçekliği ‘300 Spartalı’ ve ‘Mad Max’ estetiğine kurban eden yapım, Hollywood’un Doğu’ya üstten bakan o tanıdık sömürgeci refleksinin en taze örneği.
HAFTANIN DİĞER YAPIMLARI
ÖLÜMLÜ DÜNYA: Ahmet Mümtaz Taylan, Alper Kul, Sarp Apak, İrem Sak, Doğu Demirkol ve Feyyaz Yiğit’in rol aldığı 2017 yapımı film yeniden vizyonda. Ali Atay’ın yönettiği komedi türündeki film, nesillerdir Haydarpaşa Garı’nda bir lokanta işleten Mermer Ailesi’nin hikayesini işliyor.
HATIRLADIĞIM AĞAÇLAR: Erhan Tuncer’in yönettiği yerli dram, haftanın nitelikli oyunculuk izlenebilecek işlerinden. Hande Doğandemir, Erdem Kaynarca ve usta oyuncu İştar Gökseven’i buluştururan yapım, istemediği bir hamilelik yaşayan Bahar’ın hikayesini anlatıyor.
TATİL: Yerli gerilim ve korku meraklıları için Ömür Çalışkan’ın imzasını taşıyan, Ömer Kılıç, Aslı Balcı, Cem Bayürgil’in rol aldığı film, okulların kapanmasıyla ıssız bir evde tatile çıkan bir grup gencin eğlenceyle başlayan ama ölümcül bir tuzağa dönüşen hayatta kalma mücadelesini odağına alıyor.
KARANLIK SALONLARDA KORKUSEVERLERE...
KÖTÜ RUH: CEHENNEM ATEŞİ:
Korku kulvarında ise, ismini kült serilerle karıştırmaya müsait bir algı oyunuyla vizyona giren ‘Kötü Ruh: Cehennem Ateşi’ (Evil Rises) sinirleri zorlamaya aday. Geçirdiği trafik kazasında eşini kaybeden ve yas tutmak için ıssız bir malikaneye sığınan Alice’in doğaüstü kabusunu anlatan film, haftanın en çiğ ve karanlık tür örneği.
SIR: BEDEL: Caner Doğruyol ve İbrahim Ergül’ün yönettiği haftanın üçüncü yerli yapımı, geçmişin karanlık gölgeleriyle yüzleşirken kendisini ölümcül bir lanetin ve doğaüstü olayların tam ortasında bulan genç bir kadının fantastik öyküsü.
DWAYNE JOHNSON DİSNEY’İ KURTARMAYA GELİYOR

Haftanın kuşkusuz en çok beklenen, sinema salonlarına her yaştan seyirciyi çekecek olan dev lokması Disney’in animasyon klasiğinden canlı aksiyona uyarladığı ‘Moana’. Thomas Kail’in yönettiği film, aslında son yıllarda orijinal projelerinde üst üste gişe fiyaskoları yaşayan Disney’in, milyar dolarlık o eski parlak günlerine dönebilmek için adeta bir mali ‘can simidi’ olarak hazır markasına sığındığı bir yapım. Sinema endüstrisi, şirketin aynı anda animasyon devam filmini de işleterek seyircide bir ‘Moana bıkkınlığı’ yaratıp yaratmayacağını tartışıyor. Orijinal seslendirme kadrosundan sadece, Samoalı köklerine ve dedesinin mirasına saygı duruşu olarak fiziken de yarı tanrı Maui rolünü üstlenen Dwayne Johnson’ın geri döndüğü film, kast seçimiyle de vizyon öncesi çok konuşuldu. İlk yapımda Moana’yı seslendiren Hawaii kökenli Auli’i Cravalho, rolden feragat ederek yerini 17 yaşındaki Samoalı genç yetenek Catherine Laga’aia’ya bıraktı ve Hollywood’un yapay kast tercihlerine karşı otantik bir kültürel duruş sergiledi. Pasifik Adaları’nın büyüleyici geleneklerini muazzam bir görsel efekt şovuyla izleyeceğimiz film, Disney’in gişe paniğine olacak mı merakla bekleniyor.
AKDENİZ’DE BİR ONASSİS TRAJEDİSİ

Haftanın sinefiller ve bağımsız sinema takipçileri için en rafine cevheri, İspanyol sinemasının ödüllü ve atmosferik anlatımlarıyla tanınan yönetmeni Miguel Ángel Jiménez’in imzasını taşıyan ‘Doğum Günü Partisi’ (The Birthday Party). Panos Karnezis’in ödüllü romanından sinemaya uyarlanan ve Locarno Film Festivali’nde dünya prömiyerini yapan film, ünlü milyarder Aristoteles Onassis’in şaşalı hayatından izler taşıyor. Başrolünde sinemanın usta aktörü Willem Dafoe’nun devleştiği psikolojik dram; Yunan armatör Markos Timoleon’un, kızı Sofia’nın (Vic Carmen Sonne) 25. yaş günü için özel Akdeniz adasında düzenlediği aristokratik ve hedonistik partiyi odağına alıyor. 1970’lerin sonundaki jet-set dünyasının kirli ilişkilerini sarsıcı bir üslupla deşifre eden yapım; tek bir güne sığdırılan güç savaşlarını, ailevi hesaplaşmaları ve burjuva trajedisini saf bir sinema diliyle perdeye aktarıyor.
