Emekli Büyükelçi Hasan Göğüş, İsrail’in Suriye’de üs bombalamasını, Ege ve Akdeniz’de yaşanan gelişmeleri, Ankara’nın deniz mili kararı, İran savaşı ile Rusya-Ukrayna krizini Türk kamuoyu ve medyasının duyarsızlığı özerinden değerlendirdi. Göğüş, dış politikada dört bir yanda önemli gelişmeler yaşanırken Türkiye gündemin Süleymancılara ve Furkan Vakfına yapılan operasyonlar olduğunu belirtiyor.
Dış politikada dört bir yanımızda bu önemli gelişmeler yaşanırken Türkiye’de ise gündem Süleymancılara ve Furkan Vakfına yapılan operasyonlar. Sanki Ülkenin başka derdi yokmuş gibi hangi televizyonu açsanız, hangi sosyal medya mecrasına girseniz “Alihan Kuriş Suç Örgütü nedir? Süleymancılar kimdir, neden hedefte? Arif Ahmet Denizolgun eceliyle mi öldü, bir cinayete mi kurban gitti? Furkan Vakfının topladığı milyonlar nerede? sorularının uzun uzun tartışıldığına şahit oluyorsunuz.
Bütünüyle suni gündemle yaşayan bir toplum haline geldik.
***
Türk kamuoyu oldum olası dış politikayı pek sevmemiştir. Genellikle dış politika konularını yakından takip etmez. Siyasilerin ilgisi ise getireceği oy hesabıyla sınırlıdır. Oysa son günlerde dört bir yanımızda ülkenin güvenliğini doğrudan ilgilendiren son derece vahim gelişmeler yaşanıyor.
Güneyimizde geçen hafta Suriye üzerinden İsrail’le az kalsın savaşa tutuşuyorduk. 18 Ağustos’ta Türkiye sınırına sadece 70 km mesafede olan İdlib vilayetindeki Ebu El Duhur havaalanı İsrail uçakları tarafından bombalandı, hem de 8 kez. Bu saldırılar İsrail’in Suriye’deki ilk vukuatı değil. Geçen yıl 4 Nisan’da ve 8 Eylül’de yine Türkiye’ye çok uzak sayılmayacak Humus Vilayetindeki Palmira ve T4 hava üslerini vurmuştu. 8 Eylül’deki saldırıda, Türk Milli Savunma Bakanlığı tarafından yalanlanmakla birlikte, İsrail basınında Humusta bulunan Türkiye’de üretilmiş füze ve hava savunma sistemi ekipmanlarının bulunduğu bir deponun imha edildiği iddia edildi, hatta sosyal medyada Türk askerlerine ait olduğu öne sürülen cesetlerin fotoğrafları bile dolaştırıldı. Allah’tan bu iddiaların aslı astarı çıkmadı.
18 AĞUSTOS SALDIRILARI NEDEN ÖNEMLİ?
18 Ağustos saldırıları öncekilerden daha vahim bir nitelik taşıyor. İsrail önce saldırıları üstlenmedi. ABD’nin Türkiye Büyükelçisi ve Suriye/Irak Özel Temsilcisi Barrack’ın İsrail’i ifşa etmesi üzerine, İsrail Başbakanlık Ofisinden yapılan resmi açıklamada, Şara Hükümeti ile Suriye’de mevcut askeri statükonun korunacağına ilişkin bir mutabakata varıldığı, İsrail’in müteaddit uyarılarına rağmen, Suriye’nin Türkiye’nin sözkonusu havaalanına yerleşmesine izin vermek üzere olması nedeniyle üssün vurulduğu ifade edildi. İsrail bu açıklamasıyla ilk kez Türkiye’yi ismen zikrederek Türkiye’nin Suriye ile yürüttüğü askeri işbirliğinin sınırlarını da kendisinin çizeceği mesajını vermiş oldu.
Geçtiğimiz hafta ortasında Axios haber ajansına konuşan Başkan Trump, İsrail’in saldırıları hakkında bilgilendirildiğini söyledi, ancak bu bilgilendirmenin saldırılardan önce mi, sonra mı gerçekleştiği sorularını yanıtsız bıraktı. Bu arada dikkatlerden kaçmaması gereken bir husus da İsrail saldırılarından 3 saat önce Trump’ın Cumhurbaşkanı Erdoğan ile bir telefon görüşmesi yapmış olması. Büyükelçi Barrack’ın Türkiye’nin 2015 yılında sınırlarına yaklaşan bir rus uçağını düşürdüğü gibi tepki vermemesi için ABD’nin yoğun bir diplomasi trafiği yürüttüğüne ilişkin ifadeleri Trump-Erdoğan görüşmesinde bu konunun da ele alınmış olabileceğini akla getiriyor.
Seçim dönemleri ilişkileri gergin ülkeler için daima krizlere gebedir. Umarım anketlerde durumu pek parlak görünmeyen Netanyahu 27 Ekim tarihinde gerçekleşmesi öngörülen seçimlere kadar yeni bir çılgınlık yapmaz.
EGE’DE ISINAN SULAR
Batımızdaki Yunanistan’la Ege’de sular ısınıyor. Türkiye’nin 7 Ağustos’da Suudi Arabistan ve Pakistan’la imzaladığı, “Mekke Ortak Savunma Anlaşması”, ardından da Doğu Akdeniz ve Ege’de ilan edilen “Deniz milli parkları” Türkiye denilince pireden nem kapan Yunanistan’ı son derece rahatsız etti. Bir de TBMM’nin yeni yasama dönemine kalan Yunanlıların metnini görmeden “mavi vatan” yasası diye nitelendirdikleri deniz yetki alanları tasarısı yasalaştığında, kopacak kıyameti tahmin edebiliyorum. 2027 yılı Yunanistan için seçim senesi olduğundan bu cephede de Türkiye’yi zor bir dönem bekliyor.
RUSYA İLE İLİŞKİLER GERGİNLEŞİYOR
Kuzey komşumuz Rusya ile aramızda soğuk rüzgarlar esiyor. Türkiye,Rusya-Ukrayna savaşının çıktığı ilk günden bugüne kadar tarafsız kalarak arabulucu rolü oynayabilmişti. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Trump ile telefon konuşmaları arttıkça, Putin ile diyaloğu azalmaya başladı. Putin’in Türkiye’yi ziyaret etmesi artık gündemde bile değil. Ankara’daki NATO Zirvesinin ardından Türkiye’nin Ukrayna’ya 283 milyon dolar tutarında aralarında gelişmiş füze sistemlerinin de bulunduğu askeri malzeme satacağına ilişkin haberler ve 6 Ağustos’ta bu satışa ABD Kongresinin onay vermesi Rusya’nın sert tepkisine yol açtı. Rusya ile ilişkilerin bozulması Türkiye’nin başına bela olan S-400’lerden kurtulmasını da güçleştiriyor.
BİTMEYEN ABD/İRAN SAVAŞI
Doğumuzdaki İran-ABD savaşı hala bitmedi, yakında bitecek gibi de görünmüyor. Bir dediği bir dediğini tutmayan Başkan Trump’ın İran’a tarihte emsali görülmemiş bir ekonomik savaş başlatacağını söylemesi geçen hafta petrol fiyatlarını 12 dolar birden fırlattı. Tabii Türkiye bu artışın ceremesini en fazla çeken ülkelerin arasında. İran’da devrim muhafızlarının yönetimde artan ağırlığı İran’ı da daha uzlaşmaz bir çizgiye itiyor. Umarım İran ABD’nin yeni Vietnamı olmaz.
TÜRKİYE’NİN İÇ POLİTİKA GÜNDEMİ
Dış politikada dört bir yanımızda bu önemli gelişmeler yaşanırken Türkiye’de ise gündem Süleymancılara ve Furkan Vakfına yapılan operasyonlar. Sanki Ülkenin başka derdi yokmuş gibi hangi televizyonu açsanız, hangi sosyal medya mecrasına girseniz “Alihan Kuriş Suç Örgütü nedir? Süleymancılar kimdir, neden hedefte? Arif Ahmet Denizolgun eceliyle mi öldü, bir cinayete mi kurban gitti? Furkan Vakfının topladığı milyonlar nerede? sorularının uzun uzun tartışıldığına şahit oluyorsunuz.
Bütünüyle suni gündemle yaşayan bir toplum haline geldik.
Ne diyelim, Allah sonumuzu hayır etsin.
*Hasan Göğüş, Emekli Büyükelçi.
