Sanat dünyasının kalbi Venedik Bienali’ndeki Yahudi lobisi baskısı belgelendi. Bienal açılmadan hemen önce, Altın Aslan ödüllerini belirleyecek olan 5 kişilik jüri, Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM) tarafından “insanlığa karşı suçlarla” itham edilen İsrail ve Rusya’yı değerlendirme dışı bırakacağını duyurmuştu. Ancak bu karardan kısa bir süre sonra, açılışa bir iki gün kala tüm jüri üyelerinin aniden istifa etmesi soru işaretlerine yol açmıştı. O günlerde ‘baskı’ olarak fısıldanan iddialar, belgeleriyle kanıtlandı. Ortaya çıkan yeni detaylara göre; İsrail’i temsil eden sanatçı Belu-Simion Fainaru, jüriye karşı ‘ırk ayrımcılığı’ ve ‘antisemitizm’ iddialarıyla Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) gideceğini belirterek büyük bir baskı kurdu. Bu noktada Bienal yönetimi, bağımsız jürinin arkasında durmak yerine, üyeleri ‘kişisel olarak tazminattan sorumlu tutulabilecekleri’ konusunda tehdit etti. Dev tazminat davalarıyla karşı karşıya bırakılan ve kurumsal korumadan mahrum edilen 5 jüri üyesi, açılışa saatler kala topluca istifa etmek zorunda kaldı. İsrailli sanatçı Fainaru’nun yasal işlem tehdidini doğrulaması ve Bienal sözcüsünün olayları sessizce teyit etmesi, sanatın lobi ve hukuk sopasıyla nasıl esir alındığını bir kez daha kanıtladı.
KATİLİN PAVYONU ÖNÜNDE PROTESTO
Öte yandan, 6 Mayıs’ta Sanat Soykırıma Karşı İttifakı (ANGA) önderliğindeki yüzlerce aktivist, Bienal açılış ön gösterimi sırasında İsrail pavyonunun önünde büyük bir gösteri düzenledi. Filistin bayrakları sallayan ve ‘Soykırımı Sanatla Aklamaya Hayır’ ve ‘Bienalde Soykırım Pavyonuna Hayır’ yazılı pankartlar taşıyan protestocular, pavyonu yarım saatliğine kapatmayı başardı.
