En ölümcül kansere karşı mucize tedavi: Hayatta kalma oranını üçe katlıyor

En ölümcül kansere karşı mucize tedavi: Hayatta kalma oranını üçe katlıyor

Dünyanın en ölümcül kanser türlerinin başında gelen pankreas kanserine karşı tıp dünyası strateji değiştiriyor. Yeni nesil ilaçlar ile erken teşhisi bir araya getiren "kanser engelleme" yaklaşımı, lezyonlar henüz kansere dönüşmeden müdahale ederek 5 yıllık sağkalım oranını yüzde 13,7'den yüzde 50'ye çıkarmayı hedefliyor.

Tıp dünyasında sinsi ilerleyişi ve tedaviye direnciyle bilinen pankreas kanserine karşı yürütülen mücadelede umut verici bir dönüm noktasına gelindi. Bilim insanları artık sadece ilerlemiş tümörleri küçültmeye odaklanmak yerine, hücresel anomalileri kötü huylu bir tümöre dönüşmeden önce durdurmayı amaçlayan "kanser engelleme" (cancer interception) stratejisini pankreas kanserine uyarlıyor.

Prestijli bilim dergisi Nature’da yayımlanan kapsamlı analize göre, Amerikan Kanser Araştırmaları Derneği’nin (AACR) San Diego’daki Pankreas Kanseri Konferansı'nda masaya yatırılan bu yeni paradigma, son dönemde onaylanan hedefe yönelik ilaçların sağladığı başarıyla birlikte gerçeğe dönüşme yolunda.

5 YILLIK HAYATTA KALMA ORANI YÜZDE 50'YE ÇIKABİLİR

Pankreas tümörleri çoğunlukla damarları çevreleyerek hızla yayılıyor ve hastaların yarısından fazlasında hastalık ancak diğer organlara sıçradıktan sonra teşhis edilebiliyor. Belirtilerin belirsizliği nedeniyle teşhis gecikse de tümör erken yakalandığında 5 yıllık sağkalım oranı yüzde 80'in üzerine çıkabiliyor.

UC San Diego Moores Kanser Merkezi Direktörü Dr. Diane Simeone, erken tespit teknikleri ile kanser engelleme taktiğinin birleşimini "sağkalımı kökten değiştirecek çığır açıcı bir strateji" olarak tanımlıyor. Dr. Simeone’ye göre bu yaklaşım, şu anda yalnızca yüzde 13,7 seviyesinde olan beş yıllık genel hayatta kalma oranını yüzde 50'nin üzerine çıkarabilir.

DÖNÜM NOKTASI: FDA ONAYI VE KRAS MUTASYONUNU ENGELLEYEN İLAÇLAR

Uzmanları bu radikal vizyona yönelten en büyük itici güç, ABD Gıda ve İlaç Dairesi’nin (FDA) geçtiğimiz ağustos ayında onayladığı daraxonrasib (Rasonque) isimli yeni nesil kanser ilacı oldu.

İlaç, pankreas kanserlerinin büyük bölümünü tetikleyen ve tıpta uzun süre "ilaçla hedeflenemez" (undruggable) kabul edilen KRAS gen mutasyonunun ürettiği proteinleri etkisiz hale getiriyor. Şu anda ileri evre hastalar için onaylı olan bu molekülün, erken evredeki doku bozukluklarında da koruyucu olarak kullanılabileceği öngörülüyor.

Pennsylvania Üniversitesi’nden kanser araştırmacısı Dr. Ben Stanger, fareler üzerinde yaptıkları deneylerde, kanser öncüsü lezyonlar geliştiğinde uygulanan KRAS engelleyici tedavilerin hayvanların hayatta kalma süresini belirgin şekilde artırdığını ortaya koydu.

"PRECEDE" ÇALIŞMASI: 20 BİN RİSKLİ BİREY TAKİPTE

Erken müdahalenin başarısı, hastalığın en erken izlerini yakalayabilmeye bağlı. Dr. Diane Simeone liderliğinde başlatılan küresel PRECEDE çalışması, ailesinde pankreas kanseri öyküsü bulunan veya genetik yatkınlığı olan 20 bin kişiyi takibe almayı hedefliyor.

Araştırma kapsamında şimdiden 12 binden fazla katılımcıya ulaşıldı ve 50'yi aşkın kişide kanser henüz ilk evrelerindeyken tespit edildi.

Araştırma grubu; deneysel kan testlerini, kistler ameliyatla alındıktan hemen sonra ilaç tedavisinin etkisini ve insan gözünün kaçırabileceği mikroskobik anormallikleri saptayan yapay zekâ destekli görüntüleme algoritmalarını sahada test ediyor.

"KALP KRİZİNİ BEKLEMİYORUZ; KANSERDE DE BEKLEMEMELİYİZ"

Boston Dana-Farber Kanser Enstitüsü'nden gastroenterolog ve onkolog Dr. Sahar Nissim, kanser engelleme yaklaşımını kardiyolojideki koruyucu hekimlik modellerine benzetiyor:

"Yüksek risk grubundaki kardiyovasküler hastalara kolesterol düşürücü ilaç verirken kalp krizi geçirmelerini beklemiyoruz. Ancak ne yazık ki kanserde bugüne kadar bu koruyucu paradigma işletilemedi."

Dr. Nissim ve ekibi, KRAS mutasyonu geçiren pankreas hücrelerinin kimliklerini kaybedip kanserleşmesini engelleyen yeni bileşikler üzerinde çalışıyor.

ÖNÜMÜZDEKİ EN BÜYÜK ENGEL: YAN ETKİLER VE İLAÇ TOLERANSI

Her ne kadar heyecan verici olsa da yaklaşımın önünde aşılması gereken ciddi engeller bulunuyor. New York Üniversitesi (NYU) Langone Kanser Merkezi Direktörü Dr. Anirban Maitra, sağlıklı hisseden kişilere yoğun yan etkileri olan kanser ilaçlarını vermenin klinik ve etik zorluklarına dikkat çekiyor:

"Daraxonrasib gibi ilaçlar şiddetli cilt döküntülerine ve başka ciddi yan etkilere yol açabiliyor. Bu bir aspirin veya vitamin yutmaya benzemez. İnsanların henüz kansere yakalanmamışken bu tedaviyi tolere edip edemeyeceğini netleştirmemiz gerek."

Bilim insanları bu sorunu aşmak için daha düşük doz protokollerini veya yan etki profili hafifletilmiş ikinci nesil KRAS engelleyicilerini beklemeyi değerlendiriyor.

BİR DİĞER UMUT: BAĞIŞIKLIĞI EĞİTEN KANSER AŞILARI

Engelleme stratejisinin diğer bir ayağını ise kanser aşıları oluşturuyor. Bu yıl yayımlanan bir klinik çalışmada, bağışıklık sistemine mutasyona uğramış KRAS proteinlerini yok etmeyi öğreten bir aşının, katılımcıların yüzde 90'ında hedefe yönelik güçlü bağışıklık hücreleri ürettiği saptandı.

Araştırmacılar, cerrahi olarak pankreas kisti veya erken lezyonları alınan yüksek riskli bireylere bu aşıların uygulanarak nüksün tamamen önlenebileceği bir geleceğe odaklanıyor.

YORUMLAR
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.
Diğer Haberler
Son Dakika Haberleri
KARAR.COM’DAN