ABD’de yapılan yeni bir araştırma, yüksek düzeyde radyasyona maruz kalmanın beyinde Alzheimer hastalığıyla ilişkilendirilen toksik protein yumaklarının oluşumunu tetikleyebileceğini ortaya koydu.
Feinstein Tıbbi Araştırma Enstitüleri’nden bilim insanları, iyonlaştırıcı radyasyonun beyinde hücresel düzeyde zincirleme bir tepkiye neden olabileceğini belirledi. Araştırma kapsamında insan sağlığı verileri, laboratuvar hayvanları ve moleküler modellerin yer aldığı 100’den fazla bilimsel çalışma incelendi.
Nükleer santraller ve uranyum işleme tesisleri gibi yüksek kümülatif radyasyon maruziyetinin görüldüğü alanlarda çalışanları ele alan 18 çalışmalık meta-analizde, vücuda giren her 100 milisievertlik radyasyon artışının demans riskini yüzde 11 yükselttiği tespit edildi. Radyasyona maruz bırakılan Alzheimer modelli fare ve maymunlarda da beyin dokusundaki tahribatın hızlandığı görüldü.
DNA HASARININ BEYİNDEKİ ETKİSİ İNCELENDİ
Araştırmacılar, radyasyonun beyinde oluşturduğu hasarın mekanizmasını da inceledi. Buna göre iyonlaştırıcı radyasyonun hücre DNA’sında yol açtığı tahribat, beynin bağışıklık hücrelerini harekete geçirerek “eCIRP” adı verilen proteinin salgılanmasına neden oldu.
Bu proteinin, sağlıklı beyinde hücre iskeletini destekleyen tau proteinlerinin kimyasal yapısını bozduğu ve nöronların ölümüne neden olan toksik tau yumaklarının oluşum sürecini başlattığı belirlendi.
Araştırmada ayrıca “eCIRP” proteininin beyinde kronik enflamasyona yol açtığı, hücrelerin enerji üretiminde görev alan mitokondrilere zarar verdiği ve yeni nöron üretimini baskıladığı kaydedildi.
DÜŞÜK DOZLU İŞLEMLERDEN AYRI TUTULDU
Bilim insanları, araştırmada değerlendirilen verilerin günlük hayatta uygulanan standart röntgen gibi düşük dozlu işlemlerden ziyade yüksek kümülatif radyasyon dozlarına maruz kalan özel grupları kapsadığına dikkat çekti.
Araştırma heyeti, radyasyon kaynaklı bilişsel gerilemenin biyolojik aşamalarının ortaya çıkarılmasının koruyucu tıp açısından önem taşıdığını belirtti. Tau proteininin yapısını bozan “eCIRP” molekülünü baskılamaya yönelik geliştirilecek tedaviler ve biyobelirteçlerin, Alzheimer ile demansın önlenmesine yönelik yeni çalışmaların önünü açabileceği bildirildi.
