Türkiye'nin en kalabalık şehri İstanbul'da geçen haftalarda cep telefonlarından yükselen deprem bildirim sesleri, insanları uykusundan uyandırdı.
Tüketici Konfederasyonu (TÜKONFED) Siber Güvenlik Komisyonu Başkanı Muharrem Baki, akıllı cihazlara yüklenen sismik uyarı uygulamalarının perde arkasını anlattı.
Ekranlarda 30 saniyeden geriye doğru sayan ve orta dereceli bir sarsıntı beklendiğini ifade eden bildirim, 4. seviyede bir tehlike uyarısı yaparak insanları derin bir endişeye sürükledi.

KÜÇÜK SARSINTI BÜYÜK PANİĞE DÖNÜŞTÜ
Habertürk'te yer alan habere göre, olayın ardından Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) tarafından yapılan resmi açıklamalar, gerçeğin çok daha farklı olduğunu ortaya koydu.
Merkez üssünde meydana gelen sismik hareketin büyüklüğünün sadece 2.6 olduğu belirlenirken, telefonlardaki yazılımın bu zayıf dalgayı çok daha yıkıcı bir olaymış gibi algıladığı anlaşıldı.
Muharrem Baki, sistemin çalışma prensibini açıklarken, cihazların merkez üssüne olan uzaklığa göre saniye belirlediğini ve her 3 kilometrede 1 saniyelik bir hesaplama yaptığını aktardı.
Uzman isim, 30 kilometre uzaktaki bir kişinin 10 saniye önceden bilgi alabildiğini ancak uygulamanın şiddeti yanlış yorumlaması nedeniyle devasa bir bilgi kirliliği yaşandığını vurguladı.

SİBER GÜVENLİK FİZİKSEL GÜVENLİK KADAR ÖNEMLİ
Konunun sadece yanlış bir tahminden ibaret olmadığını belirten Muharrem Baki, üçüncü parti olarak adlandırılan bu tür yazılımların dijital ekosistemde yarattığı tahribata dikkat çekti.
Cihazlara resmi mağazalar dışından veya bilinçsizce kurulan bu programların, kişisel verilerin çalınmasından cihaza virüs bulaştırılmasına kadar geniş bir yelpazede tehdit oluşturduğunu ifade etti.
Muharrem Baki, konuya ilişkin olarak şöyle konuştu:
"Söylediği her şey bire bir doğru olmayabilir veya uygulamayı yüklerken yanlış uygulama yükleyebiliriz.
Telefonumuza, bilgisayarımıza virüs bulaşabilir.
Yanlış bilgi vermesi de o an güncellemeye maruz kalmış olabilir, bir test bildirimi yapmış olabilirler."

ALGORİTMA DÜNYASININ YANILGILARI
Günümüzde algoritmaların hayatın her alanına nüfuz ettiğini hatırlatan Muharrem Baki, toplanan verilerin her zaman kusursuz sonuçlar vermediğinin altını çizdi.
Sistemin düşük şiddetteki dalgaları bile sanki felaket habercisiymiş gibi yorumlayarak yüksek sesli alarmlar çalmasının, insan psikolojisi üzerindeki olumsuz etkilerini dile getirdi.
Gece çalan siren seslerinin sadece telefonu elinde tutan kişiyi değil, etraftaki diğer bireyleri de ciddi anlamda tedirgin ettiğini, bu durumun ilerleyen süreçte gerçek bir tehlike anında duyarsızlaşmaya yol açabileceği uyarısında bulundu.

RESMİ KAYNAKLAR DIŞINDAKİ BİLDİRİMLERE GÜVENMEYİN
Android işletim sistemine sahip cihazlarda altyapı üzerinden de benzer uyarıların yapılabildiğini, ancak dışarıdan kurulan bağımsız yazılımların bu tür hatalara çok daha açık olduğunu vurguladı.
Olayın hemen ardından Whatsapp, Tiktok ve Youtube gibi platformlarda asılsız iddialar hızla yayılarak bilgi kirliliğini artırdı.
iOS işletim sistemini barındıran cihazlarda ise üçüncü parti yazılımlar kullanıcı tarafından kurulmadığı sürece otomatik bildirim gelmiyor.
Teknolojiseverlerin, ücretli veya ücretsiz indirdikleri bu tür uygulamaların yüzde 100 güvenilir olmadığını belirten uzmanlar; yaşanan kargaşanın ardından vatandaşların resmi kurumlara yönelmesi gerektiğini kaydetti.

