Bilim insanları, beyinde doğal olarak bulunan SORLA adlı proteinin Alzheimer hastalığının neden olduğu sinir hücresi hasarını azaltabileceğini ortaya koydu. Araştırma, bu proteinin ileride hastalığın seyrini değiştirebilecek yeni tedavilere kapı aralayabileceğini gösteriyor.
Kaliforniya'daki Sanford Burnham Prebys Araştırma Enstitüsü'nde yürütülen ve Science Advances dergisinde yayımlanan çalışmada, SORLA proteininin Alzheimer'da önemli rol oynayan zararlı protein birikimlerini baskıladığı belirlendi.
BEYİNDEKİ ZARARLI PROTEİNLERİ AZALTIYOR
Independent Türkçe'de yer alan habere göre, alzheimer hastalığında, normalde sinir hücrelerinin yapısını destekleyen tau proteini işlevini kaybederek toksik kümeler oluşturuyor. Bu kümeler zamanla sinir hücreleri arasındaki bağlantıları bozuyor, hücre ölümüne neden oluyor ve hafıza ile bilişsel fonksiyonlarda gerilemeye yol açıyor.
Alzheimer'a karşı bakır kalkanı: Fare deneylerinde zehirli proteinler yüzde 42 azaldı
Araştırmacılar, SORLA seviyesinin artırılmasının bu zararlı tau kümelerinin oluşumunu önemli ölçüde azalttığını tespit etti.
FARE DENEYLERİNDE DİKKAT ÇEKİCİ SONUÇLAR
Çalışmada genetik olarak SORLA proteini daha fazla üretecek şekilde geliştirilen fareler incelendi.
Sonuçlar, yüksek SORLA seviyesine sahip farelerde beyin küçülmesinin daha az görüldüğünü, tau birikiminin azaldığını ve sinir hücreleri arasındaki iletişimi sağlayan bağlantıların daha iyi korunduğunu ortaya koydu.
Prof. Dr. Müftüoğlu: 20 yılın en büyük sağlık savaşı Alzheimer ve demans cephesinde yaşanacak
Buna karşılık, SORLA geninden yoksun farelerde sinir hücresi hasarının ve nörodejenerasyonun belirgin şekilde arttığı gözlendi.
TEDAVİ İÇİN YENİ UMUT OLABİLİR
Araştırmanın başyazarı Dr. Huijie Huang, SORLA düzeyinin artırılmasının Alzheimer'da görülen olumsuz etkileri baskılayabildiğini belirterek elde edilen sonuçların oldukça umut verici olduğunu ifade etti.
Araştırmacılar, bugün kullanılan ilaçların çoğunun hastalığın ilerlemesini yavaşlatmaya odaklandığını, SORLA'yı hedefleyen yaklaşımların ise ileride oluşan hasarı azaltma veya tersine çevirme potansiyeli taşıyabileceğini vurguladı.
Uzmanlar, bulguların henüz hayvan deneylerine dayandığını ve insanlar üzerinde güvenli ve etkili bir tedaviye dönüşebilmesi için daha kapsamlı klinik araştırmalara ihtiyaç bulunduğunu belirtiyor.
